
Ne bir Tanrı var,
Ne de evreni bir tanrı yarattı!
Akado-Sümer tablet yazılarına dayandırılmış ilahi metinlerinin Eski Ahit'teki evrilmesini ve dönüşümlerini çoktandır izlemeye çalışıyoruz.
Onlarda “Dünya”, “Cennet”, “Yer”, “Gök” gibi bazı temel kavramların zaman içinde ulaştıkları anlam bozulmalarına da dikkat çekiyoruz.
Akad ve Sümer olarak adlandırılan toplumlar, zaten "Yer/dünya toplulukları" ve "Güneş/Gök/Ateş toplulukları" olarak da adlandırılabilirler. İlahilerde, "Yer ve Gök birbirinden ayrıldı" türünden kalıpsal sözleri gördüğümüzde anlaşılması gereken tarihsel olay, Sümer ve Akad adı verilen toplulukların birbirlerinden ayrıştırılması ve bu ayrıştırma temelinde bölgede yeni bir ilişki düzeni yaratılmasıydı. Eski ilahiler bu tarihsel olayları oldukça gerçekci olarak ve fakat giderek soyutlanmış bir halde ve "Yer'in Gök'ten ayrılması", "Yedi kat Gök kurulması" vb. sözlerinin ardına gizlenmiş olarak, aktarmaktadırlar.
Mezopotamya kaynaklı dinsel ilahilerin bütün bu anlatımları, gerçekte yaklaşık olarak MÖ 3500/5000 yılları arasındaki gerçek tarihin oluşum biçimlerine dayanmaktadır. Musevi takviminin "evrenin yaratılışı"nı 5700 yıl öncesi olarak (yaklaşık) temel almasının sebebi de, bu dinlerin çıkış noktası olarak erken Mezopotamya tarihçesini temel almasından ötürüdür. Bu tarihleme de yaklaşık olarak İ.Ö 3700 'lü yıllardan itibaren bir anlatıma dayanmakta olduğumuzu gösteriyor.
Avrupa aydınlanmacılığı ve ona dayanan bizim aydınlanmacılığımız, Eski Ahit'in ve ona dayanan öteki dinsel kitapların, öncesini bilemedikleri ölçüde, sözlerinin “bilim dışı”, “anlamsız” , “mantıksız” olduğu iddiasına göre kendini şekillendirdiği için, bu dinsel metinlerin, hangi nedenle, “Tanrının yaban otunu ve yağmur yağdırmayı unuttuğu” vb. gibi kalıpsal formülleri kullandığını hiç bir zaman ciddi olarak düşünmemiş ve bunun anlamlarını eski Mezopotamya toplumlarının tarihçesinde, ananelerinde aramaya yönelme olanağı bulamamıştır. Onlar Eski Ahit'te bir tür tarih anlatımı bulamamışlar ve neredeyse sadece "saçmalık", "anlamsızlık", "mantıksızlık"lar toplamı keşfedebilmişlerdir. Mesela Erdoğan Aydın'ların "bilimsel" olduğu ileri sürülen kitaplarında, erken Mezopotamya tarihine ilişkin dişe dokunur her hangi bir ön birikim olmadığı çok açıktır. Ama bu arkadaşımız, erken Mezopotamya tarihi hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığı halde, bu tarihi dönemin dinsel çizgisinin dönüşümüne dayandığı belgelerle sabit olan Eski Ahit'i ve-ya Kuran'ı "bilimsel olarak" inceleyebileceği kuruntusunu taşımaya devam ediyor. Öncesi bilinmeyen bir olgunun "incelenmesi", her şeyden önce tarihsel metodoloji bakımından bile işe yarayabilir değildir.
Eski Ahit'in tarihsel değeri bütün dinsel yazıt içinde o denli açıktır ki, onun sonraki bölümlerinin neredeyse salt tarih anlatımından oluşuyor olması olgusu, aslında, Eski Ahit'in en erken başlangıç bölümlerinin de oldukça soyutlanmış erken döneme ilişkin bir tarih aktarım tarzı olabileceğini düşündürmeliydi.
En azından biz, Eski Ahit'in "yaratılış" adı verilen ilk bölümlerinin kalıpsal yapısını, erken Akado-Sammaru ilahilerinde buluyor ve deyimsel ve ritüel bağlantıları ortaya koymaya çabalıyoruz. Buna göre, o tarihsel anlatım biçimlerinde, hem ortada şimdi anlaşılan anlamıyla yoktan var edici tek bir tanrı yoktu ve hem de, şimdi anlaşılan anlamıyla “yoktan var edilen”ler!
İlahilerde zaman içinde kullanılan “Var etme” fiili, olguları ve toplum birimleri “sınıflama”, onlara “ad verme”, onları “ad vererek tanımlama” anlamlarında kullanılıyordu ve bu zeminde toplum birimlerin birbirlerini "karşılıklı tanınma"ları yani "ittifak kurma" edimleri vardı. Toplum birimler işte bu edimleri ve kavrayışı, ilahilerde daha sonra “yaratma”, "yoktan var olma", "örneği olmayan ilk yapılanma" vb. olarak tanımlamaya başlayacaklardı.
Profesör Ellen Van Wonde, eski tarihe ve o tarihin yaklaşımlarını ifade eden dinsel ilahilere dayanan erken dönem Musevi belgelerine, dilbilimi ve akademik objektiflik temelinde yaklaşılması halinde, varılması kaçınılmaz bazı sonuçları ortaya koymaktadır.
Daha önce Türkçe özeti gazetelerde yer alan haber, bu yönüyle, bir Eski Ahit araştırıcısının da tanıklığını ortaya koyduğu için, oldukça önem taşıyor.
Türkçe yayınlanmış haber özetinin İngilizce metnini aşağıda yayınlıyorum.
Eğer bunu hepimizin yararlanabileceği şekilde tercüme edebilecek bir arkadaşımız çıkarsa, çok memnun oluruz.
Şimdiden teşekkür.
12 Ekim 2009
Safa Kaçmaz
******
Profesör Ellen van Wolde tarafından ifade edilen ve benim de önemli, ileri bir adım olarak gördüğüm tezleri hakkındaki gazete haberinin İngilizcesi, sayın Dr. Armağan Cengiz Büker tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir. Kendisine çok teşekkür ederiz. Aşağıda bu tercüme yer alıyor.
Bu tercümenin Eski Ahit'in ilk bölümü ("Yaratılış") ile birlikte okunup ele alınması çok yararlı olacaktır. Çünkü Profesör Ellen van Wolde tarafından ifade edilen tezler, bir tanrı'nın varlığını ve onun "yaratma" işlevini öngörmeye devam ettiği için , henüz sadece içinde bazı doğru adımlar içermenin ötesine gidebilmiş sayılmaz.
Eski Ahit'in "Yaratılış" anlatımı, erken Mezopotamya toplumlarının karşılıklı ilişkisinin ve Kuzey Mezopotamya (Yukarı, Gök) ile Güney Mezopotamya (Aşağı, Yer/Dünya) coğrafi yapılanmasının deforme edilmiş anlatımına dayanmaktadır.Tam da bu nedenle, bir varyanta göre, Tanrı'nın Adem'i, hayvanları ve-ya bitkileri "Toprak"tan (aslı "Aşağıdan" yarattığı yazılıdır. O anlatıma göre her şeye kadir olması gereken Tanrı, yine de, yaratmak istediği her şeyi "Toprağa/Kara'ya/Dünya'ya,Aşağıya" emrederek yarattırır!
Dikkatli bir şekilde incelenmesi halinde, Eski Ahit'in bu bölümünün "Yoktan var etme" tezini doğrulayan bir özellik taşımadığı ve taşıyamayacağı görülmektedir. Değişik makalelerimde bu hususu açıklamaya çalışmıştım.
Konu hakkında yazmayı sürdüreceğiz.
Katılımlarınızı bekleriz.
Selamlar, saygılar.

TANRI
İngilizce’den çeviren: A.Cengiz Büker(*)
Akademik çevre, Tanrı Yaratan değil, diyor.
Yüksek dereceli bir akademisyen, Tanrı’yı ‘Herşeyi Yaratan Yaratıcı’ olarak görme düşüncesinin yanlış olduğunu söylüyor, ona göre Kutsal Kitap( ¹ ) binlerce yıldan beri yanlış tercüme edilmektedir.
Saygın bir yazar ve Eski Ahit (Eski Antlaşma / Tevrat) Bilgini olan Profesör Ellen van Wolde, Yaratılış (Tekvin) bölümünün ilk cümlesinin “başlangıçta Tanrı Göğü ve Yeri yarattı” biçiminde tercüme edilmesinin doğru bir çeviri olmadığını iddia ediyor.
Kendisi temel metinlerin yeni baştan çözümleme ve analizlerini yaparak, bu araştırmalarının sonucunda Büyük Kitabın yazarlarının hiç de Tanrı’nın dünyayı yarattığını ileri sürmediği vargısına ulaştığını, ve Kitap’ta Tanrı’nın insanları ve hayvanları yoktan var ederken Yer’in (Arz’ın) zaten orada durup durduğunun anlatıldığını iddia ediyor.
Hollanda’da çalışmalarını yaptığı Radboud Üniversitesi’ne bu konudaki tezini sunmaya hazırlanan, 54 yaşındaki Bayan Prof. Van Wolde, kendisinin orijinal İbranice metni yeniden analiz ettiğini ve bu metni bir bütün olarak ve Eski Mezopotamya’daki başka yaratılış öyküleri bağlamında Kutsal Kitap’taki yerine yerleştirdiğini söylüyor.
Araştırmalarının sonunda vardığı yargıya göre, adıgeçen ilk cümlede kullanılan İbranice “bara” fiili “yaratmak” anlamına gelmeyip, “spasyal (uzamsal / uzaysal) olarak birbirinden ayırmak” anlamına gelir.
Öyleyse bu birinci cümle artık “başlangıçta Tanrı Göğü ve Yeri birbirinden ayırdı” olarak anlanmalıdır.
Oysa, bilindiği gibi, Yahudi-Hıristiyan geleneklerine göre Tanrı, Yer’i / Dünya’yı yoktan var etmiştir.
Önceleri İtalyan Üniversite Öğretim Üyesi ve romancı Umberto Eco ile birlikte akademik çalışmalar yapmış olan Prof. Van Wolde’nin dediğine göre, yaptığı yeni çözümlemeler (analizler) Kutsal Kitap’ın başlangıcının zamanın başlangıcı olmayıp, yalnızca bir “anlatının” başlangıcı olduğu sonucunu vermektedir.
Prof. Van Wolde diyor ki: “Bu cümleyle söylemek istenen, Tanrının Dünya’yı değil, zaten var olan Dünya’nın üstünde insanları ve hayvanları yarattığıdır.”
Prof. Van Wolde yayınladığı “tez”inde, bu yeni çevirinin eski metinlerle tıpatıp uyuştuğunu ileri sürmektedir.
Prof. Van Wolde, “eski metinlere göre, çok büyük bir su kitlesi vardı, bu suyun içinde canavarlar yaşıyordu, herşey karanlıkla çevriliydi” diyor.
Kendisi, teknik olarak, evet “bara” yaratma anlamına gelir, diyor, fakat, “kullanılan bu fiilde bir yanlışlık vardı” diye ekliyor.
“Tanrı özne idi (Tanrı yarattı) ve arkasından iki ya da daha fazla nesne geliyordu.” diyor, “Peki, Tanrı niçin bir tek şey ya da bir tek hayvan / canlı yaratmayıp da, daima daha daha çoğunu yarattı?”
“Öyleyse” diyor Prof. Van Wolde, “Tanrı yaratmadı, ama ayırdı; Yer’i Gök’ten, karayı denizden, deniz canavarlarını kuşlardan ve yerdeki sürülerden.”
Prof. Van Wolde’ye göre,“Su zaten vardı.”
“Deniz canavarları vardı. Evet, Tanrı bazı şeyler yarattı, ama bu yarattıkları Gök ve Yer değildi. Genel olarak
Ona göre, “Tanrı sonradan geldi ve, suyu karadan ayırarak Dünyayı (Yer’i / Arz’ı) yaşanabilir yaptı ve karanlığa ışık getirdi.”
Prof. Van Wolde, vardığı sonucun “sağlam bir tartışma açacağını umduğunu, çünkü bulgularının sadece yeni bir şey olmadığını, fakat yine de bu bulgularının birçok dindar insanın yüreklerine dokunacağını” söylüyor.
Diyor ki: “Belki aslında bu düşünce beni bile incitiyor; çünkü ben kendimi dindar sayarım ve Yaratan benim için, güven veren bir kavram olarak, çok özeldir; bu güven duygusunu yitirmek istemem.”
Radhoud Üniversitesi’nin yetkili bir sözcüsü de: “Bu yeni yorum bizim bildiğimiz Yaratılış öyküsünü tümüyle sarsacaktır” demiştir.
Prof. Van Wolde sözlerine şunu da ekliyor: “Geleneksel Tanrı görüşü artık tutarlı değil.”
*
http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/religion/6274502/God-is-not-the-Creator-claims-academic.html
__________________________________________________________
(* ) A.Cengiz Büker: Dr. Armağan Cengiz Büker - Ankara Üniversitesi - DTCF’nden doktora sahibidir.
( ¹ ) Kutsal Kitap : Türkçe’mizde yaygın, olarak Tevrat adıyla anılan kitap ya da kitaplar toplamına Batı dillerinde “Kutsal Kitap” adı verilir. Kutsal Kitap terimi “Eski Ahit” denen Tevrat’ı, Meseller’i ve “Yeni Ahit” denen İncil’i içine alır. Ben de makalede kastedilen anlama uygun olarak bu terimi kullandım.
**********
*****************************
Tevrat yanlış çevrildi: Tanrı dünyayı yaratmadı
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=12.10.2009&ArticleID=958831
Dünyanın en büyük ve en saygın Hıristiyanlık ve Yahudilik araştırmacılarından biri olan, bir zamanlar italyan Umberto Eco'nun da asistanlığını yapan ve antik belgeler uzmanı Hollandalı profesör Ellen Van Wonde, sanıldığının aksine, "dünyayı tanrının yaratmadığını" öne sürdü..
Bugüne kadar yaptığı araştırmaları açıklayan Prof. Van Wonde, " Tevrat'ın (eski ahit) ilk cümlesinde "en başta, tanrı cenneti ve dünyayı yarattı" diye yazar. Ancak bunda çeviri hatası bulunuyor. Eski yazılar ve belgeler üzerinde yaptığı araştırmalara göre, İbranice orijinalinde, "Baha" eylemi kullanılıyor. Yani "yaratmak yerine ayrıştırmak".. Dolayısıyla, doğru çeviri "tanrı dünya ile Cehennemi ayırdı" olması gerek" dedi.
Hollandalı profesör, " yani kutsal kitaplara göre evet tanrı insanları ve hayvanları yarattı. Ama jeolojik olarak dünyayı yaratmadı. Dünya zaten vardı" dedi..
Kendisinin de inançlı olduğunu ve Tanrı'nın varlığına inandığını söyleyen Profesör, " Bu iddia ile tüm akademik kariyerimi tehlikeye atıyorum. Ama iddiamın arkasındayım. Kutsal kitap dışında eski belgelere göre, bundan 3 bin yıl önce insanlar, insalardan önce dünyanın deniz canavarları ve karanlıkla kaplı olduğuna inanıyordu. Yani Tevrat'ta, Tanrı'nın dünyayı yarattığı hiçbir zaman söylenmek istenmedi. Kitabın söylediği şey, insanları ve hayvanları tanrının yarattığıdır. Ama dünyayı değil" dedi. (Vatan)
God is not the Creator, claims academic
The notion of God as the Creator is wrong, claims a top academic, who believes the Bible has been wrongly translated for thousands of years.
http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/religion/6274502/God-is-not-the-Creator-claims-academic.html
Professor Ellen van Wolde, a respected Old Testament scholar and author, claims the first sentence of Genesis "in the beginning God created the Heaven and the Earth" is not a true translation of the Hebrew.
She claims she has carried out fresh textual analysis that suggests the writers of the great book never intended to suggest that God created the world -- and in fact the Earth was already there when he created humans and animals.
Prof Van Wolde, 54, who will present a thesis on the subject at Radboud University in The Netherlands where she studies, said she had re-analysed the original Hebrew text and placed it in the context of the Bible as a whole, and in the context of other creation stories from ancient Mesopotamia.
She said she eventually concluded the Hebrew verb "bara", which is used in the first sentence of the book of Genesis, does not mean "to create" but to "spatially separate".
The first sentence should now read "in the beginning God separated the Heaven and the Earth"
According to Judeo-Christian tradition, God created the Earth out of nothing.
Prof Van Wolde, who once worked with the Italian academic and novelist Umberto Eco, said her new analysis showed that the beginning of the Bible was not the beginning of time, but the beginning of a narration.
She said: "It meant to say that God did create humans and animals, but not the Earth itself."
She writes in her thesis that the new translation fits in with ancient texts.
According to them there used to be an enormous body of water in which monsters were living, covered in darkness, she said.
She said technically "bara" does mean "create" but added: "Something was wrong with the verb.
"God was the subject (God created), followed by two or more objects. Why did God not create just one thing or animal, but always more?"
She concluded that God did not create, he separated: the Earth from the Heaven, the land from the sea, the sea monsters from the birds and the swarming at the ground.
"There was already water," she said.
"There were sea monsters. God did create some things, but not the Heaven and Earth. The usual idea of creating-out-of-nothing, creatio ex nihilo, is a big misunderstanding."
God came later and made the earth livable, separating the water from the land and brought light into the darkness.
She said she hoped that her conclusions would spark "a robust debate", since her finds are not only new, but would also touch the hearts of many religious people.
She said: "Maybe I am even hurting myself. I consider myself to be religious and the Creator used to be very special, as a notion of trust. I want to keep that trust."
A spokesman for the Radboud University said: "The new interpretation is a complete shake up of the story of the Creation as we know it."
Prof Van Wolde added: "The traditional view of God the Creator is untenable now."
****Dieu n'est pas le créateur, les revendications académiques
La notion de Dieu comme le Créateur est faux, affirme un universitaire de haut, qui croit que la Bible a été mal traduit pour des milliers d'années.
http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/religion/6274502/God-is-not-the-Creator-claims-academic.html
Le professeur Ellen van Wolde, un savant respecté Old Testament, et auteur, revendique la première phrase de la Genèse: «Au commencement, Dieu créa le ciel et la Terre" n'est pas une traduction exacte de l'hébreu.
Elle affirme qu'elle a procédé à une analyse textuelle fraîche qui suggère les auteurs du grand livre jamais eu l'intention de suggérer que Dieu a créé le monde - et en fait, la terre était déjà là quand il a créé les humains et les animaux.
Prof Van Wolde, 54 ans, qui présentera une thèse sur le sujet à l'Université Radboud en Hollande où elle étudie, dit qu'elle a analysés de nouveau le texte original, l'hébreu et l'a placé dans le contexte de la Bible dans son ensemble, et dans le contexte de récits de la création d'autres de l'ancienne Mésopotamie.
Elle a dit qu'elle a finalement conclu le verbe hébreu «bara», qui est utilisé dans la première phrase du livre de la Genèse, ne signifie pas «créer» mais de «l'espace distinct".
La première phrase devrait se lire dorénavant «au commencement Dieu a séparé le Ciel et la Terre"
Selon la tradition judéo-chrétienne, Dieu a créé la Terre à partir de rien.
Prof Van Wolde, qui a déjà travaillé avec l'Italien Umberto Eco universitaire et romancier, a déclaré que son nouvelle analyse a montré que le début de la Bible n'était pas le début des temps, mais le début d'une narration.
Elle dit: «Il voulait dire que Dieu n'a pas créé les humains et les animaux, mais pas la Terre elle-même."
Elle écrit dans sa thèse que la nouvelle traduction s'inscrit dans les textes anciens.
Selon eux, il y avait une masse énorme d'eau dans laquelle vivaient des monstres, couvert dans l'obscurité, dit-elle.
Elle a dit que techniquement «bara» ne signifie «créer» mais a ajouté: «Quelque chose n'allait pas avec le verbe.
«Dieu a fait l'objet (Dieu a créé), suivie de deux ou plusieurs objets. Pourquoi Dieu at-il pas créer une seule chose ou un animal, mais toujours plus?"
Elle a conclu que Dieu n'a pas créé, il s'est séparé: la Terre vue du ciel, la terre de la mer, les monstres marins, des oiseaux et le fourmillement au niveau du sol.
«Il y avait déjà de l'eau, dit-elle.
"Il y avait des monstres marins. Dieu n'a pas créé certaines choses, mais pas le Ciel et Terre. L'idée de création d'habitude-dehors-de-rien, creatio ex nihilo, est un grand malentendu».
Dieu est venu plus tard et a fait la terre habitable, en séparant l'eau de la terre et apporté la lumière dans les ténèbres.
Elle a dit qu'elle espère que ses conclusions feraient naître «un débat robuste", puisque ses trouvailles ne sont pas seulement nouvelles, mais aussi de toucher les cœurs de beaucoup de gens religieux.
Elle dit: «Peut-être que je suis moi-même mal. Je me considère être religieux et le Créateur l'habitude d'être très spécial, comme une notion de confiance. Je veux garder cette confiance."
Un porte-parole de l'université Radboud, a déclaré: "La nouvelle interprétation est un système complet en profondeur de l'histoire de la Création telle que nous la connaissons."
Prof Van Wolde a ajouté: «La conception traditionnelle de Dieu le Créateur est intenable maintenant."
*****
Gott ist nicht der Schöpfer, Forderungen akademischen
Die Vorstellung von Gott als den Schöpfer ist falsch, behauptet ein Top-Universitäten, der glaubt, die Bibel zu Unrecht für Tausende von Jahren übersetzt wurden.
http://www.telegraph.co.uk/news/newstopics/religion/6274502/God-is-not-the-Creator-claims-academic.html
Professor Ellen van Wolde, ein angesehener Alttestamentler und Autor, behauptet der erste Satz der Genesis "im Anfang schuf Gott Himmel und Erde" ist keine echte Übersetzung des hebräischen.
Sie behauptet, sie hat aus frischen Textanalyse, dass der Schriftsteller das große Buch nie die Absicht darauf hin, dass Gott die Welt geschaffen - und schlägt vor, erfolgt in der Tat der Erde war schon da, wenn er erstellt Mensch und Tier.
Prof. Van Wolde, 54, der eine Diplomarbeit zu diesem Thema an der Radboud Universität in den Niederlanden präsent, wo sie studiert, sagte, sie habe erneut analysiert den hebräischen Urtext und legte ihn in den Kontext der Bibel als Ganzes und in der Zusammenhang mit anderen Einrichtung Geschichten aus dem alten Mesopotamien.
Sie sagte, sie schließlich kam die hebräische Verb "bara", die im ersten Satz des Buches Genesis verwendet wird, bedeutet nicht, "zu schaffen", sondern "räumlich getrennt".
Der erste Satz sollte jetzt lesen: "Im Anfang Gott die Himmel und die Erde"
Nach jüdisch-christlichen Tradition, schuf Gott die Erde aus dem Nichts.
Prof. Van Wolde,, die einst mit der italienischen akademischen und Schriftsteller Umberto Eco, sagte ihre neue Analyse ergab, dass der Anfang der Bibel war nicht der Anfang der Zeit, sondern der Anfang einer Erzählung.
Sie sagte: "Es bedeutete, zu sagen, dass Gott die Menschen und Tiere zu schaffen hat, aber nicht die Erde selbst".
Sie schreibt in ihrer These, dass die neue Übersetzung fügt sich in alten Texten.
Nach ihnen befand sich einer ungeheuren Menge von Wasser, in dem Ungeheuer lebten, in der Finsternis bedeckt ist, sagte sie.
Sie sagte, technisch "bara" bedeutet "erschaffen" fügte aber hinzu: "Etwas stimmte mit dem Verb.
"Gott war das Thema (Gott geschaffen), gefolgt von zwei oder mehr Objekte folgen. Warum hat Gott nicht erstellt gerade eine Sache oder ein Tier, sondern immer mehr?"
Sie schloss, dass Gott nicht schaffen, trennte er sich: Die Erde von dem Himmel, das Land aus dem Meer, das Meer Monster aus der Vögel und das Gewimmel auf den Boden.
"Es war schon Wasser", sagte sie.
"Es gab Seeungeheuer. Gott hat einige Dinge zu schaffen, nicht aber die Himmel und Erde. Die übliche Idee der Schaffung-out-of-nothing, creatio ex nihilo, ist ein großes Missverständnis."
Gott kam später und machte die Erde bewohnbar, trennt das Wasser aus dem Boden und brachte Licht in die Dunkelheit.
Sie sagte, sie hofften, dass ihre Schlussfolgerungen "Funke eine robuste Debatte" würde, da ihre Funde sind nicht nur neu, sondern würde auch die Herzen vieler religiöser Menschen zu berühren.
Sie sagte: "Vielleicht habe ich auch mich selbst zu verletzen. Ich halte mich für religiös zu sein und dem Schöpfer verwendet, um sehr spezielle, als Begriff des Vertrauens. Ich möchte, dass das Vertrauen zu halten."
Ein Sprecher der Radboud-Universität sagte: "Die neue Interpretation ist eine komplette aufrütteln der Geschichte der Schöpfung, wie wir sie kennen."
Prof. Van Wolde fügte hinzu: "Die traditionelle Auffassung von Gott den Schöpfer unhaltbar ist jetzt."
*****
«Yaratılış»tan Tufan’a Kadar Geçen Süre
DİLBİLİMİN VE DİNBİLİMİN BAZI TEMEL SORUNLARI
Kutsal rakamlar ve ölüm olgusunun gizlenmesi...
“Yaratılış Bilmecesi”ni Çözmek !

