Erkek ve Kadın-Kız Sünnet’i,
“Allah’ın Yaratışını Değiştirmek” Değil mi?
Kuran:
(O şeytan) Ki Allah ona la'net etti
ve o da (Allah’a),
senin kullarından
belirli bir pay alacağım” dedi.
Onları mutlaka saptıracağım,
mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım
ve onlara emredeceğim:
hayvanların kulaklarını yaracaklar;
Allah'ın yaratışını değiştirecekler !
Süleyman Ateş
Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119
Kuran’a göre, Nisâ sûresinde, Şeytan, Allah’a karşı bir kez daha diklenmekte ve açıkça yemin ederek, bir bölüm insanı Allah’a tapmaktan vazgeçirip kendisine tapmaları için aldatacağını ilan etmektedir.
Bütün bu açık meydan okumalarına karşı, Allah'ın sadece “lanet”lemekte yetindiği Şeytan ise, bunlarla da yetinmiyor…
Büyük bir azgınlıkla, kendisine iman etmiş olanların, deve ve-ya davarların kulaklarını kesip, bunları, kendisine adak yapmalarını sağlayacağını da resmen Allah’ın yüzüne haykırıyor!
Dahası da var.
Bu bölümlerde Şeytan, hiçbir yanlış anlamaya fırsat bırakmayacak şekilde, kendisine iman edenlere, “Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceği”ni anlatmaktaydı.
Şeytan’ın Allah’ı bir kez daha “susturup”, yapacaklarını pervasızca beyan etmesi eylemi, Kuran’da o kadar açık ve canlı bir şekilde anlatılmaktadır ki, bu cümleleri eğip-bükerek anlamsızlaştırma oyunu oynamak isteyen Kuran tercümanları bile, bunu başaramıyorlar.
Kuran’ın bu bölümü farklı bir tercümeye göre, şöyle idi:
[[ Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere(dişi putlara) (dişi Şeytanlara) taparlar. Böylece ancak inatçı Şeytana tapmış olurlar.
Allah o Şeytana lanet etti.
Ve o (Şeytan) da:
«Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım,
onları mutlaka saptıracağım,
onları boş kuruntulara sokacağım,
ve onlara emredeceğim de hayvanların (deve ve-ya davarların) kulaklarını yaracaklar;
onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler» dedi.
[ (Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119) Elmalılı Tefsiri http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=119)]
Bu ve benzeri bölümlerindeki anlatım kalıplarına göre, Kuran’daki Allah ile Şeytan, aslında birbirlerini tamamlayan ve birbirlerine karşıt olan bir ikilem halinde bulunmaktadırlar. Bu tür bölümlerde, “düalite”nin iki temsilcisinin karşılıklı çelişmeleri ve anlaşmaları ifade edilmektedir.
Buralarda, Allah ile, Allah’ın eşdeğer karşıtı olan Şeytan’ın karşılıklı olarak neleri nasıl yapacaklarına danışıp konuşarak karar vermeleri ritüelini izleriz adeta.
Kuran’daki bütün bu anlatım kalıpları, İslam dininin, eski toplumsal tarihin hangi dönemine ait ilişki tarzlarının bir ifade ediş biçimi olduğuna dair fikir vermektedir. Bunlar din araştırmaları bakımından çok önemli kesitleri oluştururlar.
Kuran’ın bazı kısımlarında, Allah nezdinde Şeytan’ın, Adem’in rakibi, Adem ile karşılıklı denge sağlama unsuru, “ Adem’in düşman iki-z kardeşi” imiş gibi bir görüntüsü varsa da, Kuran’ın geneli bakımından Şeytan’ımız, kendisini hiç bir şekilde Adem’le muhatap kılmaz… Sorunlarını ve yapmak istediklerini, Nisâ sûresinde olduğu gibi, Allah’a yekten ilan eder…
Kuran’daki Şeytan’ın muhatabının doğrudan Allah olması, Kuran’sal yazının temellerinin atıldığı sırada, ilgili toplumlarda, “ikili yapı” üzerinde sentezleşen bir “tek tanrı” aşmasına henüz, tam olarak ulaşılamamış olunduğunu göstermektedir.
Kuran’daki genel yapı içinde Şeytan, Allah’ın doğrudan muhatabıdır; tamamlayıcısı ve eşdeğer rakibidir.
Kuran’da tanımlanan bu genel yapıya göre, “sağ” tarafta yer alan Cennet’likler, Allah’ın kullarıdır; bunun karşısında “sol” tarafta yer alan Cehennem’likler ise kesinlikle Şeytan’a kulluk edenler, Şeytan’a tapanlardır!
“Tanrı ve Şeytan”, “İyi ve Kötü”; “Helal ve Haram” arasında henüz bir sentez Tanrı ve toplum oluşmamış olduğu için, bu toplum birimlerin bu dönemdeki tanrıları, giderek tek vücutlu, fakat “iki yüzlü”, “dört gözlü”, “dört kulaklı” olmaya devam edeceklerdir. Gözün ve kulağın “dört açılması” deyimleri bu dönemlerin ürünü olmalıydı.
“İnsan topluluğu” ve “Cin-şeytan topluluğu” biçimindeki “ikili kast düzeni”ne tamamen uyan Kuran’daki dinsel söylem, eski Mezopotamya topluluklarının karşılıklı ittifak döneminin bir aşamasının hukuksal yansımasını da vermektedir.
Yukarıda yer alan Kuran bölümünün en az 20 çeşit tercümesi bulunuyor; bunlardan bazılarını aşağıdaki dipnotlarda veriyoruz. (1)
Kuran’ın bu suresinin tercümesinde, Şeytan’ın “İnsan toplumu”nun bir bölümünü kendi tarafına alması ve onlara ritüel olarak, davar veya develerinin kulaklarını (bunun sadece kan almak ve akıtmakla mı sınırlı olduğunu ayrıca ele almalıyız..) kestirmesi - yardırması vb. söylemleri üzerinde, şimdilik durmuyoruz. Bu noktalara ilerde dönmek gerekecektir.
Burada şu anda üzerinde özellikle durulması gereken en temel husus, "Şeytani" bir ritüel olan “kulak yarma-kesme” ediminin bile, Kuran tarafından, açık bir şekilde “Allah'ın yaratışını değiştirmek” olarak değerlendirilmiş olması ve “Allah’ın yaratışını değiştirme” işinin Şeytan’a ait sayılmasıdır.
İşte tam da bu nokta, bütün İslam dünyasının ve onların ulema kesiminin, erkek ve kadın sünneti bağıntısındaki “onulmaz çelişme”lerinden birini ve “yumuşak karnını” ortaya koymaktadır.
Kaçılabilecek bir nokta kalmasın diye, onlara açıkça sorulması gereken soru şudur:
Erkeklerin penisinden, kadınların vajinasından parçalar kesmek, “İslami iman felsefesi”ne göre, Allah’ın yarattığı biçimin değiştirilmesi demek değil midir? “Allah’ın yarattığı”nda “var olan”ın “fazla” bulunarak “azaltılması” değil midir?
Gerçekten de, kadın ve erkek sünnet ritüelleri yoluyla insanın doğal yapısına el uzatılmış olmakta ve insanın doğallığı değiştirilmekte ve bozulmaktadır. (2)
“Dövme-damga” işlemini bile İslam’ın Allah’ına karşı “tövbe”lik bir edim olarak gören İslami ulama, bu durumda hangi gerekçe ile “Şeytani edim”i savunabilecektir?
Veya şöyle soralım:
İster kadın ve erkek sünneti birlikte savunulsun; isterse, güya “kadın sünneti”ne karşı çıkılıp “..ama, diğeri başka…” denilerek sadece “erkek çocuk sünneti” Allah yasası olarak savunulsun, ikiyüzlü gerekçeler dışında, burada tutarlı bir fikir yürütümü olabilir mi? (3)
Biz bu konuda da ne Allah’ın, ne de Şeytan’ın yanındayız.
Biz sadece İslami kesimin kendi mantık ve amentülerindeki çelişmeleri göstermek için bu tür cümleler kurgulamak zorunda kalıyor ve onları bu temelde yeniden sorguluyoruz:
“ Ey İslami cemaat!
Allah’ın yarattığı biçimi değiştirmek” eğer Kuran'a göre, “Şeytani bir edim” ise, doğal haldeki insanların cinsel organlarını sünnet ederek, “Şeytan”ın yanında yer almış olmuyor musunuz?”
*-*-*-*-*-*-*
Açıklama Notları:
*1) İlgili surenin bazı farklı tercüme örnekleri aşağıdadır.
Diyanet Vakfı,Kuran, Nisâ sûresi, 4/118-119:
[[ Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; o da: «Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim» demiştir. «Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler» (dedi). ]]
*-*-*-*-*-*
[[ Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve:
“Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım,
onlara kuruntu kurduracağım,
develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim,
Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim” diyen, Allah’ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. ]]
(Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119)
*-*-*-*-*
Süleyman Ateş ,Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119:
[[ … (O şeytan) Ki Allah ona la'net etti ve o da, “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım” dedi.
Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler ! ]]
*-*-*-*-*-*
Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119
[[Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; (buna karşılık) o da 'Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim (veya onlardan kâm alacağım), onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler.' dedi. ]]
http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=119
2) Diyanet Vakfı, ilgili Ayetlere ilişkin olarak şu açıklama veya “tefsir” de bulunmaktadır:
[[ Allah’ın yarattıklarını değiştirmek, canlıların tabii şekil ve özelliklerini değiştirmek demektir.
Hayvanların gereksiz yere kulak ve kuyruklarını kesmek; kaşları, dişleri... süsleme maksadıyla değiştirmek bu kabildendir ve yasaklanmıştır.
Tabiatın dengesini bozan davranış, kullanma ve teknoloji de aynı çerçeveye girmektedir.]]
http://www.kuranmeali.com/aciklama.asp?meal=diyanet&sureno=4&ayet=119¬no=50
Diyanet, kadın veya kız çocuğu sünneti bağıntısında değişik argümanlarla konuyu “yuvarlak” laflarla geçiştirmesin.
Sünnet bağıntısında şu sorularımıza açık yanıt verilmelidir:
“Erkek ve kız çocuk sünneti, İslam’ın Kuran’ında yazılanlara göre, “Allah’ın yarattığı canlıların tabii şekil ve özelliklerini değiştirmek” midir; değil midir?”
(3) Aslında “sünnet”e ilişkin bu yaklaşım, “organ adakları” yanıyla, eski toplumda çocuklar için söylenen, “Bütün çocuklar günahsız doğar” ve “Bütün çocuklar günahlı doğar” biçimindeki iki farklı ve zıt temel davranış çizgilerine dayanmaktadır. Bu farklı iki temel yaklaşımı, “kusurlu varlık”, “kusursuz varlık”, “piç çocuk” ve “kusursuz çocuk” gibi ayrımlarda da izlemeye çalışmıştık.
“Bütün çocukların, dolayısıyla herkesin günahlı olarak doğduğu” fikrine ve inancına sahip olan toplulukların, onları “günahlarından arındırma” edimleri olarak , “kefaret adak” eylemlerine başvurmaları anlaşılabilir. El, ayak, göz, diş, dil, kulak, burun, parmak ... gibi organların adanması, “kusurlu” doğdukları inancına sahip toplum birimlerde yaygın olmalıydı. Mısır’da kişinin kendine ait organlarını adamasının çok yaygın bir ritüel olduğunu biliyoruz.
Buna karşılık, Homeros anlatımlarında “kusursuzluk” vurgusu hayli fazla ve yüceltici bir kavram olarak kullanılıyordu. Saçını, sakalını bile kestirmeyi, onlara makas dokundurmayı reddeden dini yetkililerin bulunduğu toplumların gerisinde “kusursuz”luk anlayışı ve “tanrı suretinde yaratılmış” olma anlayışı bulunduğunu var sayabiliriz. Doğal olarak bu tür topluluklarda “Tanrının yarattığı biçimi değiştirme” kategorik olarak reddediliyor olmalıydı.
İslami çerçevede “Allah’ın yaratışını değiştirme” uygulamasının kabul edilme sürecinin ayrıca incelenmesi gerekecektir.
* Diyanet'e Ahiret Değil , Sünnet Soruları
* Sünnet: Her bakımdan sorunlu bir ritüel
* Erkek Sünnet Hikayeleri
* Minare Mimarisinin Kaynakları
* Türkiye’de Kadın Sünneti Yok (mu?)
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-

