Günümüzde, dünyanın yeni siyaset modeli birbirinden bağımsızmış gibi görünen ayaklar üzerinden kuruluyor. Bu bakımdan, Kofi Annan başkanlığındaki “medeniyetler ittifakı girişimi”ni onun “kişisel insiyatifi’ne bağlamak ne kadar hatalı ise; 'Katolik İspanya' ile 'Müslüman Türkiye’nin bu uluslararası yeni oluşumdaki yerlerini R.Tayyib Erdoğan’ın veya Zapatero'nun “dünyayı kurtaran adam” rollerine bağlamak da o ölçüde yanlış olacaktır.
Tarih'ler yaşanırken yazılamıyor ne yazık ki… Toplumsal süreçlere sonradan geriye dönülüp bakılıyor... Fakat elbette yararlı ve değiştirici olabilen, tarih’ler yaşanırken onu anlamaya çalışmaktır.
Bugünkü dünyayı, “dinsel saflaşma” etrafında, dolayısıyla “dinlerin ittifak ve mücadelesi” çerçevesinde anlamaya çalışırken, görüyoruz ki, şimdiki ABD yönetiminin Türkiye’yi 'İslami Cumhuriyet' olarak değerlendirmesi, AKP hükümetine açık destek vermesi, Hoca Efendi ile olan olumlu ilişkileri vb. hiç de tesadüfî değildir ve bunları sadece “kişisel menfaat”ler alanında tanıtmak son derece sığ, düzeysiz bir yaklaşım olacaktır.
Bu çerçeve bakımından, şimdi unutulmuş da olsa, Samuel Huntington'un son Türkiye ziyareti de, dünyada yeniden oluşturulmaya çalışılan 'düzenin' bir parçası olarak görünmektedir. Onun 25 Mayıs 2005 de, Türkiye’ye önerdiği "İslam dünyasının liderliğine soyunma" fikri, tarihsel çizelgeler yeniden gözden geçirilince, tam olarak yerine oturuyor.
Bu öneriden 6 ay sonra kadar, 26 Kasım 2005 tarihinde, Kofi Annan’ın sağ yanında R.Tayyib Erdoğan 'İslam dünyasının temsilcisi' olarak ; sol yanında ise, 'Katolik dünya' temsilcisi Jose Luis Rordiguez Zapatero olduğu halde, “medeniyetler buluşması” gerçekleştiriliyordu...
Papa’nın Almanya konuşması ve Türkiye ziyareti de, dünyadaki bu yeni 'medeniyetler' şekillenme sürecinden bağımsız tutumlar değildi.
Dünya, onun parçaları çözümlenerek ve parçalardan oluşan bütünlük içinde anlaşılabiliyor.
***
Huntington: AB'ye üye olamazsınız
25/05/2005
Avrupa Birliği üyeliği yolunda Başbakan Erdoğan'ın her daim kullandığı söylemdir:
"Türkiye'nin AB üyeliği medeniyetler çatışması yerine medeniyetler uzlaşmasını sağlayacaktır."
Ya da "AB, medeniyetler çatışmasının değil, medeniyetler uzlaşmasının adresi olmalıdır."
'Medeniyetler Çatışması' kitabının ünlü yazarı, siyaset bilimci Samuel Huntington, dün İstanbul'da Akbank Kurumsal Bankacılık'ın düzenlediği konferansın konuşmacısıydı. Konferans öncesi bir grup gazeteci olarak öğle yemeğinde Huntington'ı dinledik. 1927 doğumlu siyaset bilimci sık sık nefesi sıkışsa da, net iddialarda bulundu:
"AB'ye giriş şansınız sıfıra yakın. Kültürel, siyasi, tarihi ve dini olarak farklı bir toplumsunuz. Sürekli AB kapısını çalarak ne kadar aşağılandığınızı nasıl fark etmediğinizi anlamıyorum."
Bir de tavsiyede bulundu:
"Bunun yerine İslam dünyasının liderliğine soyunun."
Milliyet yazarı Hurşit Güneş'in "AB üyelik hedefi, Türkiye'nin modernleşme yolunda ilerlemesidir" sözlerine Huntington'ın verdiği yanıtın tatmin edici tarafı ise yoktu.
Zaten ona göre ABD'nin, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklemesinin nedeni, ABD'nin, AB'nin gücünü azaltma isteğiymiş.
Yani uluslararası oyunda biz teferruatız.
Huntington, konferansta ise 'yeni küresel politikalarda Türkiye'nin seçeneklerini' şöyle özetliyordu:
"Türkiye hükümetlerinin, Türk seçkinlerinin desteğiyle on yıllardır peşinden koştuğu 'Avrupa' seçeneği bulunmaktadır. AB'ye tam üyelik, şüphesiz ki Türkiye için kayda değer ekonomik yararlar sağlayacaktır." Ardından da 'ancak'la başlayan cümlelerini sıralıyor:
"Gücün Brüksel'de yoğunlaşması, Türkiye'nin ekonomik ve diğer alanlardaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacaktır. Türkiye ayrıca üyelerinin çoğunluğunun oraya ait olmadığını düşündüğü bir kulübe üye olmaya alışmak zorunda kalacaktır."
Ezcümle Huntington, AB'ye üye olsak bile Türklerin hiçbir zaman Avrupalı olamayacağını, AB içinde dışlanacağını iddia ediyor.
Huntington'ın bize 'sunduğu' ikinci alternatif ise İslam dünyasının liderliği:
"İslam dünyası düzensizlik içerisinde ve diğer medeniyetlerden daha fazla bölünmüştür... 'Medeniyetle Çatışması' kitabımda öne sürdüğüm gibi, İslam'ın lider ülkesi İslam için de iyi olacaktır, dünya için de yararlı olacaktır.
Yine bana öyle geliyor ki, bu rol diğer herkesten daha fazla Türkiye'ye yakışmaktadır."
Huntington'ın üçüncü öngörüsü ise 'milliyetçilik' başlığı altında:
"Milliyetçi diye nitelendirilebilecek olan seçenek var, Türkiye'nin önünde. Bu da daha önceki iki seçeneği tamamen unutmak, AB'ye katılmak ve Müslüman dünyasına liderlik etmek için girişimde bile bulunmamak anlamına geliyor. Bunun yerine Türkiye sadece kendi güvenliğine ve gelişimine odaklanır. Türkiye gerçekten tehlikeli bir bölgede bulunuyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, bölgedeki Arap olmayan beş büyük ülke -İsrail, Rusya, İran, Pakistan, ve Hindistan- nükleer silahlara sahip olacak. Yine olasıdır ki, bir veya daha fazla Arap ülkesi, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Libya, Cezayir de aynı yolu takip edebilirler. Böylesi bir durumda, Türkiye kaçınılmaz olarak, kendisinin de bunları edinip edinmemesi konusuyla karşılaşacaktır."
Sadece 24 saatliğine Türkiye'ye gelen Huntington'ın öngörüleri şevk kıracak cinsten mi ne dersiniz? AB içinde son günlende yükselen 'imtiyazlı ortaklık' önerisi daha fazla canımızı sıkmalı.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=153730
***
SABAH 25/05/2005
Bülent ERGÜN
Ağzından yel alsın Mr. Huntington!
'Medeniyetler Çatışması' isimli kitabıyla tartışma yaratan ABD'li Huntington, "Türkiye AB'ye giremez" dedi.
Son 10 yıl içerisinde dünyada adından ve öngörülerinden en çok söz edilen kişisi olan Harvard Üniversitesi Politik Bilimler Profesörü Huntington, Akbank Kurumsal Bankacılık tarafından düzenlenen konferanslar dizisinin konuğu oldu.
Ek Güvenlik Alındı
Swiss Otel'deki "Kültür, Güç, Savaş: Yeni Küresel Politikalarda Türkiye'nin Rolleri Nelerdir?' başlıklı konferanta Huntington için ek güvenlik önlemi alındı. Katılan konuklar otelin dış kapısında yapılan rutin kontrol dışında, konferansın yapıldığı salona giriş öncesinde de, özel güvenlik elemanları tarafından kurulan arama noktasından geçirildi. Konuşmasına İstanbul'a övgüler dizerek başlayan Huntigton ise, Ermeni de olsa, eşinin İstanbul'u çok seveceğini söyledi.
AB Üyeliği Hayal
Avrupa Birliği üyeliğinin, 1957 yılından bu yana Türk dış politikasının ana hedefi olageldiğini belirten Huntigton, "Bbu gelişmelere rağmen Türkiye'nin üyeliğinin ertelendiğini" söyledi. Ünlü yazar, şunları söyledi: "Bu nasıl açıklanabilir? Avrupa halklarında, Türkiye'nin tarihi ve kültürü itibariyle Avrupalı olmayan bir ulus olduğu şeklinde yaygın bir görüş bulunuyor. Bu görüş paylaşılmaya devam ettiği sürece, Türkiye'nin AB'ye üyeliği olasılık dışıdır."
Üç Seçenek Sundu
Türkiye'nin yeni küresel politikada 3 seçeneği bulunduğunu dile getiren Huntington, bunlardan birincisinin AB'ye tam üyelikle sağlanacak Avrupa seçeneği olduğunu, fakat bu durumun AB'nin doğasını da değiştireceğini söyledi. İkinci seçeneğin, şu an kopuk durumdaki İslam dünyasını birleştirmek olabileceğini belirten Huntington, şöyle devam etti: "Türkiye'nin İslam'ın lider ülkesi olması, İslam dünyası ve dünya için de yararlı olacaktır. Bu rol diğer herkesten daha fazla Türkiye'ye yakışmaktadır. Türkiye bu rolü üstlenebilir. Ama bu durumda Atatürk'ün mirası laik, batılı ülke misyonunun tehlikeye düşer." Türkiye'nin önündeki üçüncü seçeneğin "milliyetçilik" olduğunu kaydeden Huntington, bu seçeneğinde, Türkiye'nin ne AB'ye katılmayı, ne de Müslüman dünyasına liderlik etmek için bir girişimde bulunmaması anlamına geldiğine işaret ederek, Bunun yerine Türkiye, sadece kendi güvenliğine ve gelişimine odaklanır" dedi.
Nükleer Silah
Türkiye'nin tehlikeli bir coğrafyada bulunduğunu, bölgesindeki İsrail, Rusya, İran, Pakistan ve Hindistan gibi ülkelerin nükleer silahlara sahip olduğunu söyleyen Huntington "Türkiye'de süreç içinde kaçınılmaz olarak, bu yolu takip edebilir" öngörüsünde bulundu.
http://www.sabah.com.tr/2005/05/25/gnd102.html
**
Sabah
13/05/2005
ABD: Ilımlı İslam demedik
Sezer ve Özkök'ün "Ilımlı İslam modeli değiliz" tepkisine ABD cevap verdi: Tabii ki değilsiniz.
ABD: Ilımlı İslam demedik
ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin internet sitesinde yayımlanan açıklamada, Türkiye'nin 'ılımlı İslam devleti modeli' olmadığı vurgulandı.
ABD, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün "Ilımlı İslam" modeline sert tepkisi üzerine bir açıklama yaptı. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin internet sitesine konulan bilgi notunda, Türkiye'nin "ılımlı İslam modeli" olmadığı vurgulandı. Açıklamada, "Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Girişimi'nin Türkiye'yi daha az laik ya da daha az demokratik bir hale getirmek gibi bir amacı yoktur. Türkiye'yi değerli bir ortak yapan, demokrasisi ve reform konusundaki deneyimidir" denildi. Projenin sadece ABD'ye ait değil, G-8 ülkelerince başlatılan "çok taraflı bir çaba olduğu" belirtilen açıklamada şu değerlendirmelere yer verildi:
HEDEF DEĞİL, ORTAK: Türkiye, özgürlük ve demokrasinin Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Girişimi'nde geliştirilmesinin güçlü bir ortağıdır. Çoğunluğu Müslüman olan nüfusuyla birlikte, laik ve demokratik bir ülke olarak Türkiye, reform aşamalarının henüz başlarında yer alan ülkelere aktarabileceği değerli deneyim zenginliğine sahip olan bir ülkedir.
ILIMLI İSLAM MODELİ DEĞİL: Bu girişimin Türkiye'yi daha az laik ya da daha az demokratik bir hale getirmek gibi bir amacı yoktur. Türkiye'yi değerli bir ortak yapan demokrasisi ve reform konusundaki deneyimidir.
REFORM İÇERDEN GELMELİ: Demokratik değişim ve modernleşmenin işe yaraması için, ABD bunların bölgenin kendi içinden doğması ve her ülkenin mevcut şartlarına uygun olarak şekillendirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bölge hükümetleri ve sivil toplum örgütlerinin reform çağrıları, özgürlük ve modernleşmeyi kucaklamak arzusuna işaret ediyor. ABD bu çabaları büyük bir heyecanla desteklemektedir.
İSRAİL-FİLİSTİN'İ DIŞLAMAZ: ABD'nin bu projeyi İsrail-Filistin çatışmasına olan ilgiyi geciktirmek ya da önlemek için bir bahane olarak kullandığı ileri sürüldü. Oysa bunun tam tersi. Ayrıca, bunların birinde gelişme kaydedilememesi, diğerinde gelişmeyi engellememelidir.
RİCE SÖYLEMİŞTİ
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın İslam ile demokrasinin birbiriyle çelişmediğini söylemesi ve Türkiye'yi örnek göstermesi üzerine, Ankara'da zirveden sert açıklamalar yapılmıştı. Cumhurbaşkanı Sezer, Nisan ayında Harp Akademileri Konferansı'nda yaptığı konuşmada Türkiye'nin İslam ülkelerinden farkının laik yapısı olduğunu belirtmiş, "Türkiye örnek gösterilecekse; ancak laik, demokratik ve hukuk devleti niteliği ile örnek oluşturabiliriz. Ilımlı İslam modeliyle öne çıkartılan ülkeler kaçınılmaz olarak köktendinci rejime dönüşmüştür" demişti. Orgeneral Özkök de, "Bir kısım çevreler, Türkiye'yi bu projede 'Ilımlı İslam modeli bir ülke' olarak tanımlamak istediler. Türkiye ne İslam devletidir, ne de İslam ülkesidir" demişti.
Evren MESCİ / ANKARA
http://www.sabah.com.tr/2005/05/13/siy114.html
******
Medeniyetler Çatışması Ve Medeniyetler İttifakı
Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı–1
Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı–2
PAPA XVI. BENEDİKT'İN KONUŞMASI
PAPA XVI. BENEDİKT'İN KONUŞMASI'NA EK
Papa Türkiye’ye neden geliyor?
Papa XVI. Benedikt: 'Hıristiyan Kökenlere Vurgu'
“AB'nin Hıristiyan Kökeninin Açıkça Beyanı...”
Papa-Patrik deklarasyonu ve bazı İsa'cı yorum-kavramlar
Papa ayin ve giysilerinin anlamları
Papa ayin ve giysilerinin anlamları–2
Kamuoyu 'aydınlatma' ve resmi politika ..
“Papa İstanbul'a turistik bir şeyle gelmiyor”muş!
Bardakoğlu Papa’da Ne Eleştiriyor?
Papa,'Medeniyetler İttifaki',Huntington
Papa Gelmeden... 'Faturası'...

