Embed

Nusayrilerin Kitabu'l Mecmu'u...




****





Nusayrilerin Kutsal Kitabı
 
Kitabu'l Mecmu'u”



KİTABIN TERCÜMESİ

Prof. Dr. Ahmet TURAN

 

http://dergi.samsunilahiyat.com/Makaleler/495719877_199608010263.pdf

 

 

Birinci Sure: “Başlangıç”

 
Boynuzu olmayan hayvanın işini üzerine alana ne mutlu!

Birisi benden açıklamamı istedi. Ben de Ali b. Ebi Talib, Emiru'n - Nahl''ın manevi yüceliğinin sevgisinde ilk cevabıma başlamak istiyorum.  
 
O'nun künyesi Haydar b. Ebi Turab'dır. O'ndan yardım istiyorum. O'ndan isteğimi yerine getirmesini istiyorum. O'nu anmakla başarıya ulaşırım.

Kurtuluş O'ndadır. O'na sığınıyorum. O'nda yüceldim. Yardımı O'ndan istiyorum. O'nda neşet ettim. O, gerçeğin ispatı, dinin selametidir.  

Seyyit Ebu Şuayb Muhammet b. Nusayr Samiri Yahya b. Main'e:

Ey Yahya!
Hayatla birlikte sana bir hastalık geldiğinde veya ölümle bir illete bir felakete uğradığında; aşırı taassup için olan bu beşeri gömleklerden sıyrılarak, nurani ışıklar yaparak, temiz, temizlenmiş, yüce, bembeyaz koku ile, saf ve tertemiz kılan bu ulvi bir davetle çağır. Buna nurani heykelleri tabii kıl ve ey delaleti ile yol gösteren, kudreti ile zahir, hikmeti ile batın, kendisi ile varlığı gerekli, sıfatları ile, ismi ile konuşan!

Ey O, ey her şeyi olan, evveli ve sonu olmayan ezeli! SebebIerin sebebi, gayelerin gayesi, sonların sonu!
Ey gizli sırları bilen, ey hazır, ey mevcud, ey zahir ve ey maksud olan, ey gizlenmeksizin gizli olan, ey nurundan nuruna parlayan ve nuru kendinde sönen!
O nur senden başladı, sana dönüyor.  
 
Ey her nuru ortaya çıkaran, meydana çıkan!

Her nura "isim", her isme mekan, her mekana makam, her makama "bab" kılan!

O, O'ndan O'na yönelen "bab"ı irşad ediyor.
Ve yine O'nda O'na giden “bab”'a giriyor.
Sen ey Emiru' n- Nahl, ey kendine yönelene yol gösteren Ali b. Ebi Talib!

Her şey sensin, hü, ya hü, ya hü!
Ey her şeyi kendisinden başka kimsenin bilmediği!
"Sin" ile ilgili meseleleri, "selekün, suluken, selükin, salikün, selikin" bunlarla ilgili sorunların sordukları şeyi senden istiyorum.

Mürşidlerin mürşidi, dinin ve akidelerin süsü Ali ile, kalplerimize ve inanan kardeşlerimizin kalplerine iyilik, takva, doğruluk, ilim ve din üzere yumuşaklık ver. Senin temiz huzurunu, göz kamaştıran kudretini, herkesi kaplayan rahmetini hatırladık. Gerekli olan farz ve yerine getirilmesi gerekli olan hak vardır. Bunlar: Sırlar, öğütler, azamet, öğünmek, üstünlük ve galip gelmektir.

O'nun parlaklığı sende doğdu. Ve O, hidayetin tacı, kuvvetli din ve dosdoğru yoldur. Din O'nun zahirini ve batınını tanıdıysa başarıya ulaştı ve kurtuluşa erdi. Efendimiz Selman, O'nunla ilgili haberleri birbiri ardına ekleyerek O'nu bize tanıttı. O'na gidecek yolu bize gösterdi. Ve bizi o yola sevketti. O, bizim şeyhimiz, efendimiz, başlarımızın tacı, dinimizin esası, gözlerimizin aydınlığıdır. Ali es- Seyyid Ebu Abdillah el - Hüseyin b. Hamdani' l- Hasib'i'nin ruhunu takdis etti. Çünkü O'nun makamı safa makamı, mahalli sıdk ve vefa mahallidir. Allah'ın ismi ile, Allah ile, Allah'ın ilmini bilen es-Seyid Ebu Abdullah'ın sırrı ile başlarım. O'nun şöhretinin sırrı salih olmasıdır. O'nun sırrı Allah'ın O'nu başarılı kılmasıdır.

 
 

İkinci sure: "İbni el· Veli'yi yüceltme".

Hissin duyduğu, şahsın görünmediği, rüyasında uyuyanın gördüğü şeyin en güzeli ile başlarım.
O, şöyle söyleyerek seslenir:
Buyur, buyur, ey Emirü'n - Nahl !
Ey Ali b. Ebi Talib!
Ey her arzu edenin sevip dilediği!
Ey uluhiyeti ile ezeli olan!
Ey bütün yaratılmışların aslı!
Sen bizim gizli ilahımız, açıkça imanımızsın.   

Ey gizlenen şeylerde açığa çıkan, açığa çıkan şeylerde gizlenen, içinde gizlendiği şeyle açığa çıkan, açığa çıkanla içinde gizlenen, zatıyla zahir olan, yüce olmakla yükselen, Muhammet'e ait olması ile gizlenen, nefsine, nefsinden nefsine çağıran sen ey Emiru'n Nahl!
Ey Ali!
Senin nurun aydınlattı.
Senin güneşin doğdu.
Senin aydınlığın yayıldı.
Senin yüceliğin büyüdü.
Senin şanın yüceIdi.

Senin bizim ve bütün inanan kardeşlerimiz için alçalttığın kimselerin şerrinden beni emin kılman sebebiyle ve akdi bozan, kaldıran, değiştiren, kirleten, yere batıran, işe yaramaz hale getiren, atıntı durumuna düşürenin şerrinden sana sığınırım.   

Şüphesiz sen her şeye kadirsin.  

Veli b. Veli, Ebu'l - Hüseyin Muhammet İbni Ali'nin sırrı ile. O bize açıkça gönderildi. Kim O'nu selam ile anarsa onun sırrı ile Allah ona yardım eder.

 
 
 
Üçüncü Sure: “Ebu Said'i yüceltmektir”. 

Ey mülkün sahibi!
Ey Emiru'n- Nahl!
Ey Ali!
Ey çok bağışlayan!
Ey ezeli!
Ey tövbeleri kabul eden!
Ey "bab" 'ı sevkeden, senden istiyorum.

Beş seçilmiş ile altı vahiy ile, yedi parlak yıldız ile, sekiz kürsü taşıyıcısı ile, dokuz Muhammediler ile, on saf horozlarla, Bab'ın onbir dönmesi ile, oniki imam ile, sendeki onların imanı ile senden istiyorum.  

Ey bütün gayenin sahibi!
Onların senin yanındaki hakları ile!
Ey Emiru'n - Nahl!
Ey yüce devletin sahibi!
Ey sen, bir olan!
Senin ismin birdir ve sen birliğin başısın.
Ey O'nun zatının yedi keskin kılıcında zahir olan!

Kalplerinizi ve azalarımızı O'nun engin bilgisi üzerine sabit kıl. O'nun bu büyük unutulmuşluğundan bizleri koru. O'nun semasının yıldızları arasında, O'nun nurunun gömleklerini bize giydir.

Yüce Şeyhimiz!
En yüce, en büyük!

Gençliğinde Allah'tan korkan efendimizi anarız. Abu Said el - Meymun İbni Kasım et- Taberani  Allah'ın bilgisini bilen, umumi yardıma mazhar olandır. O, gücü ile aldığı hakkından mahrum edildi. Ebu Dehibe ve Ebu Dehibe'nin Ali onu izledi.Allah lanet etsin.

Ebu Said'in ailesine gelince, Allah'ın rahmeti ve selamı üzerine olsun. Ebu Said eş- Şabb et- Taki el- Hurr el- Meymun İbn Kasım et- Taberrani'in sırrı ile. O'nun sırrı Allah'ın O'na inayetidir.   
 

Dördüncü Sure: “Nisbetil”

(Kaynağı nereden geldiği)

 

Başarımı Allah ile güzel ettin, yolumu Allah için iyi bildin, işitme duyumu, dinleme özelliğimi, Şeyhim, efendim ve mürşidimden daha güzel yaptın.
Allah “ayn, mim, sin” bilgisi ile O'nu nimetlendirdiği gibi beni de nimetlendirir.
O (ayn, mim, sin), kendisine ibadet olunan önden ve alnının iki tarafından dazlak olan Ali b. el Talib'den başka ilah olmadığına şehadet ederim.

Övülmüş Seyyid Muhammet'ten başka perde (hicap) yoktur.

Kendisine yönelinen es- Seyyid Selman el- Farisi'den başka kapı (bab) yoktur.

Ben bunu yüce zatın hakikat bilgisi ile kulluk köleliğinden boynumu azat eden, bolluğun, verimliliğin kaynağına beni çıkaran, kurtuluş yoluna beni sevk eden, itimadım, gayem, efendim ve şeyhimden dinledim.

Faziletli efendi, yüce bir dağ, amcam şeyhim, efendim, başımın tacı, hakiki babam, Ahmet, bu büyük sırrı; şu senede, şu ayda, şu günde O'ndan bana iletti. Ahmet İbrahim'den, İbrahim Kasım'dan, Kasım Ali'den, Ali Ahmet'ten, Ahmet Hıdır'dan, Hıdır Selman'dan, Selman Subuh'tan, Subuh Yusuftan, Yusuf Cebrail'den, Cebrail Mualla'dan, Mualla Yasin'den, Yasin İsa'dan, İsa Muhammet'ten, Muhammet Hüda Muhammet'ten, Hüda Muhammet Rıza Ahmet'ten, Rıza Ahmet Safendi'den, Safendi Belazüri Efendi'den, Belazüri Esed Hasan er-Reşiki'den, Hasan er-Reşiki Muhammet’ten, Muhammet Merhef Mısır'dan, Merhef Mısır Akdi Cebrail'den, Akdi Cebrail Abdullah el- Cualiy'den; Abdullah el - Cualiy, İsmail el- Luffaf’dan, İsmail el- Luffaf Cafer el- Verrak'tan, Cafer el- Verrak, Ahmet el-Tarraz'dan, Ahmet el- Taraz, Ebu'l - Hüseyin Muhammet İbn Ali el- Celi'den, Ebu'l - Hüseyin Muhammet İbn Ali el- Celi es- Seyyid Ebu Abdullah el- Hüseyin İbn Hamdan el- Hasibiden, es - Seyyid Ebu Abdillah el- Hüseyin İbn Hamdan el- Hasibi İran diyarındaki zahid, abidlerden olan efendisi ve şeyhi Ebu Muhammet Abdillah ibn Muhammet el- cennan  el-Cunbulan'dan, Abdullah el- cennan el- Cunbulan Muhammet b. Cündeb’den, Muhammed b.Cündeb es - Seyyid Ebi Şuayyib Muhammed b. Nusayr el- Abdi el- Beri en- Numeyri’den ki o son kişi Hasan el- Askeri’nin bab'ıdır. Selam O'na, iteat O'nadır.

Dini ve nesebi düzenleyen Muhammet b. Nusayr ile efendimiz Hasan el- Askeri, dinin ve şanı yüce kardeşlerimizin sırrı ile sapıkların ve zalimlerin söylediğisözlerden yüce ve büyüktürler. Onların her yerde ve herkesten şanı yücedir.

Onların ve onların hepsine Allah'ın inayetinin sırrı ile şehadet ederim ki, Hasan el- Askeri evveldir, ahirdir, batındır, zahirdir. O, her şeye kadirdir.

   

Beşinci Sure : “Galibiyet” 

Allah'ın yardımı ve fethi geldiği ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiğini gördüğün zaman, Rabbini överek tesbih et, O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri kabul edendir.

Şehadet ederim ki, Mevlam Emiru'n Nahl Ali, zatının nurundan es- Seyyid Muhammed'i yarattı. İsmini, nefsini, arşını, kürsüsünü, sıfatını O isimlendirdi. Hakikattebirleşmediği halde ondan hiç ayrılmaz, bir şekilde birleşti. Ayrılıp uzaklaşması gerektiğinde O'ndan hiç ayrılmadı. Nuru ile O'nunla birleşti.

Gerçeği müşahede ile O'ndan ayrıldı. Muhammet Ali'den hissin ruhtan gelmesi, güneş ışınlarının güneşten geldiği, suyun gürültüsünün sudan geldiği, birleşik durumun ayrıldığı, şimşekten şimşeğin çıktığı, bakanın nazar değmesi, sükünun harekete geçmesi gibi çıkmıştır. Eğer Ali b. EbiTalib zahir olmayı dilerse O'nun nurunun güvenliği O'nda gaib olur.

Şehadet ederim ki, seyyid Muhammet O'nun nurunun nurundan Seyyid Selman'ı yarattı.
O'nu bab'ı kıldı.
Kitabını O'na verdi.
O, SaIsal ve Sal- sabil'dir.
O, Cabir ve Cebraildir.
O, Hüda'dır ve yakindır.
O; Alemlerin Rabbı'nın hakikatıdır.

Yine şehadet ederim ki, es- Seyyid Selman beş şerefli yetimi yarattı.
Onların birincisi en büyük yetimdir.
Ay gezegenidir.
Kokusu yayılan misktir.
Siyah yakuttur.
Yeşil zümrüttür.

Bunlar: el-Mıkdat b. el- Esved el- Kindi. Ebu Zerri'l – Gifari, Abdullah b. Revaha el-Ensari, Osman b. Maz'ün en- Neçasi ve Kanber b. Kadan ed- Devsi’dirler. Bunlar, celal ve tazim sahibi müminlerin emirini zikretmek için onun kuludurlar. Bu alemi; güneşin doğuşundan batışına, güneyinden kuzeyine, karasına, denizine, ovasına, göğü taşıyan dağına, yeryüzünü Cabalka'dan Cabarsa'ya, el -Ahkaf rasathanelerine, Kaf dağı'na, deveran eden gökkubbenin kuşatmış olduğu her şeye varıncaya kadar, müminlerin toplandığı yer alan es- Seyyid Muhammet es- Samiri’nin şehrine varıncaya kadar her şeyi onlar yarattı. Orada es- Seyyid Ebu AbduIlah el- Hasibi’nin görüşü üzerine ittifak ettiler. Bu konuda şüphe etmediler. Ortak da koşmadılar. Ali b. Ebi Talib'in sırrında açığa çıkmazlar. O'na ait olan haya perdesini yırtmazIar. O'nun huzuruna ancak bir bab’tan girebilirler. İnananları, emin kılınanIarı, huzur içinde bulunanları, doğruları, düşmanlarına ve düşmanlarımıza karşı yardımcılar kıI. Ve yine inananları huzur içinde, onları fakirlere ihsanda bulunanları müminler cümlesinden kıl ve düşmanlarımıza ve düşmanlarına karşı yardımcılar kıl.

Sağ eli ile (gücü  kuvveti ile) fetheden, fethi fetheden kimsenin fethinin sırrı ile... Efendimiz Muhammet, Fatır, Hasan, Hüseyin, gizli sırrı olan Muhsin, ağzı dualı insanların ve ariflerin sayısının sırrı ile ... Selam onları ananların üzerine, Allah'ın rahmeti onların hepsinin üzerine olsun.   
 

 

Altıncı  Sure : “Sücüd”

(Secde etme)

Allah'u Ekber, Allah'u Ekber, Allah'u Ekber.
Secde; ibadet olunan, alnının iki yanı dazlak yüce rab içindir.

Ey Efendim, ey Muhammet, ey Fatır, ey kahır, ey büyük mananın nuru ve yüce "hicap", senden yardım istiyorum.
Bu dünya yurdunda beni koru, seni vekil tutuyorum.
Beni ateşin azabından koru.
Allah yerin ve göklerin nurudur.
O, yücedir, büyüktür.  

O'na yöneliyor ve işaret ediyoruz.
Üstün ve yüce "bab" için O'na yöneldim.
İsmi için secde ettim.
"Mana" için ibadet ve secde ettim.
Fani yüzüm; diri, daim ve ebedi olan Ali'nin yüzü için ibadet ve secde etti.

Ey Ali, ey büyük!
Ey Ali, ey büyük!
Ey Ali, ey büyük!
Ey Ali, ey en büyük!
Ey bütün büyüklerden daha büyük!
Ey kuşluk vaktinin güneşini yaratan! Işık saçan ayı yaratan!
Ey Ali, üstünlük sana aittir.
Ey Ali birlik sana aittir.
Ey Ali mülk senindir.
Ey Ali büyüklük sana aittir.
Ey Ali, işaret sana aittir.

Ey Ali, iteat sana aittir.
Ey Ali, sen şefeat edensin.
Ey Ali, yaratma gücü sana aittir.
Ey Ali, sen her şeye kadirsin.
Ey Ali, sen "Bakara Suresi" sin.

Eman senden ya Ali!
Razı  olduktan sonra azabından ve gazabından sana sığınırım. Mucize gösteren ve aciz bırakanla sana iman ettim. Ey Emiru'n- Nahl, acizlikten sen yücesin. Kalpten inanıyorum ki sen gizli ve görünensin. Dış görünüş bakımından sen imam, batıni olarak tanrısın.

Ey O, ey O!
Ey seni üstün kılma, anma ve bir olarak kabul etme hususlarında dilediğini üstün kılan!

Ey O, ey O!
Ey senin büyüklüğünü itiraf etmeyen, inkar eden, aşağılayan kimseleri zelil kılan!

Ey hazır, ey varolan!
Ey ulaşılamıyan gaib!
Ey Emiru'n, Nahl, ey Ali, ey büyük!   
 

Yedinci Sure: “Selam”

Secde ettim, selam verdim, yüzümü yer ve göklerin yaratıcısına hanif ve müslüman olarak çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

Kadim olan manadan selamın başlangıcı ismi azim üzerinedir. İsmi azim bab'ı kerim'e selam verdi.
Selam bab'ların üzerine olsun.
Selam eytam'ın (yetimlerin) üzerine olsun.
Selam nakib'lerin üzerine olsun.
Selam necib'lerin üzerine olsun.
Selam seçilmişlerin üzerine olsun.
Selam kurtarıcıların üzerine olsun.
Selam imtihan edenlerin üzerine olsun.
Selam mukarrebin'in üzerine olsun.
Selam kerubiyyi’nin üzerine olsun.
Selam ruhaniler'in üzerine olsun.
Selam pak ve temiz olanların üzerine olsun.
Selam ibadet edenlerin üzerine olsun.
Selam dinleyenlerin üzerine olsun.

Selam ulaşanların üzerine olsun. Selam dinleyenlerin üzerine olsun. Selam ulaşanların üzerine olsun ki onlar mertebe ehli kimselerdir. Bütün safa alemi onları taktis eder. Selam doğru yola tabi olan, hidayete ulaşan, cehaletin sonuçlarından sakınan, yücelerin yücesi olan melike iteat edenve Muhammet'in yüz yirmi dört bin peygamberin-ki onların ilki bab, sonuncusu ulaşandır- efendisi olduğunu inkar edenlerin üzerine olsun. Selam sizlerin üzerine olsun ey Allah'ın salih kulları! Allah sizleri ve bizleri naim cennetinde gökteki yıldızların arasında bir araya getirsin.   
 
 

 

Sekizinci Sure : “İşaret”

Bütün boyunların kendisi için eğildiği, en zor ve güç işlerin oda kolay geldiği ilah bütün noksanlıklardan münezzehtir. Kendisini Allah katında büyük bir makamın faziletli ve şerefli kıldığı "Gadirhum" bayramı gününde Hz. Muhammet Mustafa'dan niyet ve işaret belirmiştir. Bensana işaret edenlerden bir kulum ey dinler emiri! Ey Ali! Tevhid, takrid, tanzih ve tecrid ile büyüklük senin içindir. Ey yüce olan, ey ezeli, ey ebedi, ey yaratıcı, ey hakim! Hz. Muhammet'in haydin Allah yolunda harbe, haydin Allah yolunda cihada diye söyleyerek beyaz bineğine binmiş ve Mekke'nin kapısından çıkmış olduğu halde sana işaret için senden isterim. Ey nurun nuru, ey büyük kayaları yarıp çatlatan! Ey büyük okyanusları sevk ve idare eden, ey işleri evirip çeviren! Müminleri, bekçisi rıdvan olan yüksek cennetlerinde yerleştirmen için bu benim sana işaretimdir. Bu cennetleri isteyen ey başarılı kul! Çok yüceden, turu'l- eymen yönünden mübarek ağaçtan bir nida şöyle der: Ey habibim, ey Muhammet! Her kim bana nisanın ortasındaki perşembe günü öğleyin veya şabanın yarısının gecesi veya cumasının gecesi veya ramazan ayının son beş gecesi veya kuddas günü veya milad gecesi veya Gadirhum bayramı günü samimi kalp ve halis niyetle bu dua ile dua ederse onu ümmetim yapar, cennetime sokar. Ona rahmetimin kadehinden içirir ve onu üzülmeyecek ve kendileri için korku' olmayacak 'olan müminlerle beraber kılarım. Aleviyye'nin "ayın"ının, Muhammediyye'nin  "mim"inin, Silsiliyye'nin "sin"inin sırrı "A M S" sırrı ile bu işaretimi verdim.

Duamızın başlangıcı  ile manamıza işaret ederiz ve rahman ve rahim olan Allah'ın adiyle söyleriz. Duamızın sonunda bizi hidayete ulaştırana şükrederiz ve hakkı söyleriz. Hamd Alemlerin Rabbı olan Allah'adır.

 

Dokuzuncu Sure: “el- Aynu'l - Aleviyye, Alevi ayın'ı”

Apaçık, zahiri, zati Aleviyye'nin "ayın’ının, Haşimi, meleküti,nurani, kurası, Muhammediyye'nin "mim"inin, Nusayri, Nemiri, Bekri,babi, Selmani, Cebraili, silsilenin "sin"inin sırrı "A M S" sırrı ile başlarım.   


Onuncu Sure: “el- Akd, Akid”

Şehadet ederim ki allah haktır. O'nun sözü haktır. Örtüsüz gizli olan Ali b. Ebi Talib hakkı mübindir. Şehadet ederim ki cehennem kafirlerin varacağı yer, cennet müminlerin varacağı yerdir. Su arşın altından akar, arşın üstünde ise Rabbü'l- Alemin vardır. Arşın; taşıyıcılarıO'na yakın olan sekiz mükerremdir. Benim ve bütün müminlerin hazırlığı "A M S" akdinin sırrı ile benim gücüm ve kuvvetimdedir.   
 

 

Onbirinci Sure : “Halkın Dağ diye isimlendirdiği

Şehadet”

 

Allah, kendisinden başka tanrı olmadığına şahittir. Melekler ve ilim sahipleri adaletle şahittir ki O'ndan başka tanrı yoktur. O azizdir, hakim'dir. Allah katında din islam'dır.

Rabbimiz, senin indirdiğine inandık ve elçiye uyduk, bizi şahidlerle beraber yaz.

“A M S" şehadetiyle bana şehadet et ey büyük "hicap"!
Bana şehadet et ey kerim olan "bab"!
Bana şehadet et ey Mikdat el· Yemin!
Bana şehadet et ey efendim Ebu Zer eş- Şimal!
Bana şehadet et ey Abdullah!
Bana şehadetet ey Osman!
Bana şehadet et ey Kanber b. Kadan!
Bana şehadet et ey Nakib!
Bana şehadet et ey Necib!
Bana şehadet et ey Seçilmiş!
Bana şehadet et ey kurtarıcı!
Bana şehadet et ey imtihan eden!
Ey yaklaşmış olan, ey büyük, ey büyük, ey ruhani, ey ziyadesiyle pak olan, ey ibadete koşan, ey dinleyen, ey ulaşan!

Bana şehadette bulun ey mertebeler ehli ve bütün sefa alemi!

Şehadet ederim ki önden ve yandan saçları dökülmüş (dazlak) olan mabud Hz. Ali b. Ebi Talib'den başka "ilah" seyyid Muhammet Mahmut'dan başka "hicab", Hz. Selman el- Farisi’den başka "bab" yoktur.

Meleklerin en büyüğü beş eytam (yetimIer)'dir. Diğer beldelerde inançlarımızı ortaya koyan şeyhimiz ve efendimiz Hüseyin b. Hamdan el- Hasibi’nin görüşünden başka görüş yoktur. Beşeriyette zuhur eden mer'i suretin külli gaye olduğuna, O'nun nurani zuhuruna şehadet ederim. O'ndan başka ilah yoktur. O, Ali b. Ebi Talib'tir. O, ihata edilemez, kuşatılamaz, idare edilemez, görülemez. Ben Nusayri dininden, Cündubi görüşünden. Cüdbulani tarikatından. Hasibi mezhebinden, Cilli inancından, Meymuni fıkhından olduğuma şebadet ederim.

Şiddetli geri dönüşe, parlayan saldırıya, perdenin kalkacağına, körlüğün açılacağına, saklı olanın açığa çıkacağına, gizli olanın açıklanacağına, Ali b. Ebi Talib'in güneşin kaynağından zuhuruna, bütün nefisleri kabzedeceğine yakinen inanırım.

Şöyle ki altında aslan, elinde zülfikar, arkasında melekler, önünde Seyyid Selman, su iki ayağının arasından fışkırıyor, Hz. Muhammed nida ediyor ve diyor ki: Bu sizin efendiniz Ali b. Ebi Talib'dir, O'nu tanıyınız. O'nu tesbih ediniz, tazim ediniz, O'nu yüceltiniz.

Bu sizin yaratıcınızdır. Rızkınızı verendir. O'nu inkar etmeyiniz. Ey evlatlarım, O'na şehadet ediniz. Bu benim dinim ve inancımdır ve itimadım O'nadır. Ben O'nun için yaşar, O'nun uğruna ölürüm. Ali b. Ebi Talib diridir, ölmez. Kudret ve kuvvet O'nun elindedir. Kulak, göz, kalp, bütün bunların hepsi O'ndan sorumludurlar. Bize onlara selam vermek gerekir.   

 

 

Onikinci Sure: “İmamiyye”.

Ey parlayan ve aydınlanan yıldızlar, deveran halinde olan gökler!
 

Bana şahitlik ediniz ki apaçık bir şekilde bilinen ve tanınan suret-i mer'iyye Ali b. Ebi Talib'dir.
O, ezelidir, birdir, tektir, sameddir, parçalanamaz, bölünemez, taksim edilemez, sayılamaz.
O, benim ve sizin ilahınızdır.
Sizin ilahınız ve benim ilahımdır.
Benim imamın ve sizin imamınızdır, imamların imamıdır. Karanlıkları aydınlatan, başının dazlaklığı zahir olan Ebu Turab, Haydardır.
Örtüsüz bir şekilde gizli olan, güneşin kaynağından zuhur eden, bütün nefisleri kapzedendir.
O'nun ve heybetinin celalinin büyüklüğü, ilahı şimşeğin ışığının yüceliği için boyunlar O'na eğilir, zor işler O'na kolay olur.
O. gökyüzündeki gizli ilah, aynı zamanda da yeryüzünde imamdır. Bütün imamların imamıdır. Ali b. Ebi Talib'in sırrı kadim - i zamandır. Hicab'ın sırrı Seyyid Muhammet'tir. O'nun bab'ı hidayet ve iman bab'ı olan Seyyid Selman'dır. Onları rıza ve selam ile anmak bizim görevimizdir.



Onüçüncü Sure:  “Müsaferet”

( Yolculuk)

 

Yerlerde ve göklerde olanların hepsi Allah'ı tesbih eder. O, Aziz ve Hakim’dir. Biz Allah için olduk ve O'nu tesbih ederiz. Bütün mülk Allah içindir ve Allah'ı tesbih eder. Allah'ın ismiyle, O'nunla, Seyyid Ebi AbdiIlah'ın sırrıyla, şeyhin ve O'nun "A M S” denizinden içen seçilmiş çocukIarının sırrıyla ki, onlar elli bir tanedir. Onlardan 17 tanesi Iraklı, 17 tanesi Şamlı, 17 tanesi de gizlidir.
 

Onlar Harran şehrinin kapısında durmuş hakla alıyor ve hakla veriyorlar. Kim onların dinine uyar ve onların ibadetleri ile ibadette bulunursa, Allah o kimseyi kendini tanımaya Muaffak kılar. Kim de onların dinine uymaz ve onların ibadetleri ile ibadet etmezse Şeyhin ve Seçilmiş evlatlarının sırrıyla Allah'ın Ianeti onun üzerine olur. Allah onların hepsini mutlu etsin.

 

 

Ondördüncü Sure :“el· Beytü'l – Mamur”

( İmar Edilmiş, Bakımlı Ev)

 

Andolsun Tur'a, satır satır yazılmış kitaba, yayılmış ince deri üzerine, mamure ve yükseltilmiş tavana, kaynatılmış denize ve Talib'in, AkiI'in ve Cafer-i Tayyar'ın sırrıyla ki onlar kardeştirler. Ali b. Ebi Talib nurun nuru, cevherin cevheridir. Ali b. Ebi Talib, erkek ve kız kardeşlerden, baba ve annelerden münezzehtir. Tek ve ebedi olarak mevcuttur. Örtüsü olmayan gizlidir. Evin sırrı; evin tavanı, evin tabanı ve evin dört köşesidir. Ev Muhammet'tir. Evin tavanı Ebu Talib'dir. Evin tabanı Fatıma Binti Esed'dir. Evin dört köşesi Muhammet, Fatır, Hasan, Hüseyin'dir ki O evin ortasındaki kapalı ve gizli olan zaviyenin sırrıdır. Bu zaviye gizli sırrın güzelleştiricisidir.
 

Alevi Haşimi Şerif ev sahibinin sırrıdır ki O kılıçları kırıp, putları

parçalamıştır. Ondan rıza ve selam ile söz etmemiz gerekir.



Onbeşinci Sure:  “el· Hicabiyye”

 

Hicabü'l - Azim sırrına, Babü'l - Kerim sırrına, efendim Mikdat el Yemin'in sırrına, efendim Ebi Zer eş- Şimal’ın sırrına, temiz ve kerim iki melek olan Hasan ve Hüseyin'in sırrına, iki veli olan Nevfel b. Harise ve Ebu Berze sırına, temizlik ve temizlik alemi sırrına, gökyüzündeki her bir yıldızın sırrına, yüce Kudüs ve orada oturanların sırrına and olsun. Onlardan rıza ve selam ile söz etmemiz gerekir.

 

 

Onaltıncı Sure:“en-Nakibiyye”

 


Ülkelerde gezip dolaşmışlardı. Ama bir kurtuluş buldular mı? Mina vadisinde akabe gecesinde 70 adamın içerisinden Muhammet'in seçtiği nakiblerin isimlerini zikrederiz. Onların ilki Ebu'l  Haysem Malik b. Et-Teybin el· İşhili, Bera b. Marür el- Ensari, Münzir b. Levzan b. Kennas es-Saidi, Rafi b. Malik el- Aclani, Esed b. Hüseyin el İşhili, Abbas b. Ubade el- ensari, Ubade b. Samit en Nevfeli, Abdullah b. b. Hizam el- Ensari, Salim b. Umeyr el- hazreci, Ubey b. Kab, Rafi b. raka, Bilal b. Riyah eş- Şenevi, Nakiblerin nakibi, Neciblerin necibi seyyidimiz Muhammet b. Sinan ez- Zahir'dir.
Onlardan rıza ve selam söz etmemiz gerekir.

 

http://dergi.samsunilahiyat.com/Makaleler/495719877_199608010263.pdf
 

 

 


http://tr.wikipedia.org/wiki/Nusayriler#cite_note-ref825-7

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!