Lağım Patladı! AKP Hükümeti İstifa!

 
 
 
 
 
Teknik izlemede ele geçirilen listede örgütün mali hareketlerini kayıt altına aldığı, listede Zafer Çağlayan’a yapılan ödemelerin de yer aldığı belirtildi. Durumdan haberdar olan Zafer Çağlayan’ın ise, listeyi gördükten sonra CAG olarak kendisini ifade edecek şekilde kayıt tutulmasına tepki göstermesinin de teknik takibe takıldığı ifade edildi.

İddialar arasında şu bilgi de yer aldı: 19 Mart 2012 ve 10 Nisan 2013 tarihleri arasında Bakan Çağlayan’a yapılan ödemelerin tarih, saat ve kurye bilgileriyle birlikte kayıt altına alındığı listelerde, nakit dolar, Euro, TL teslimatı yapıldığı, lüks saat ve mücevherlerin verildiği görüldü.

ÇAĞLAYAN’A TOPLAM 105 MİLYON RÜŞVET
Soruşturma dosyasında Reza Zarrab’ın yurtdışından yaptığı usulsüz para transferine Zafer Çağlayan’ın göz yumması ve usulsüz işlemlere izin vermesi karşılığında getirilen miktarın yüzde 0,4-0,5 oranının rüşvet olarak verildiği yer aldı.

İddiaya göre Zarrab ile Çağlayan arasındaki rüşvet sistematiği şu şekilde işledi:

Zarrab tarafından Çağlayan’a İran’ın parasının altın ihracatıyla döndürme işlemlerinden gelen paranın yüzde 0,5’i, sahte evraklarla yapılan transit gıda ve ilaç ticareti işlemlerinde ise İran’dan gelen paranın yüzde 0,4 arasında rüşvet verildi.

Nakit para gönderimlerinin dışında, Çağlayan’ın beğendiği lüks saat ve mücevher alınarak komisyonla verilen rüşvet hesabından düşüldü.

Rüşvet hesaplarının bulunduğu excel listeleri Abdullah Happani tarafından tutuldu.

Zarrab’ın Çağlayan ile buluşmalarında, yurtdışından gelen toplam para ve bu excel dökümlerini göstererek ödediği rüşvetin hesabını verdi.

Para İstanbul’dan, nakit olarak, Sadık Mohammadsadegh Rastgarshisehg, Ahmet Murat Öziş veya Umut Bayraktar tarafından Ankara’ya götürülerek Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan’a teslim edildi. Soruşturma dosyasında bu notun sonunda fotoğraflarının bulunduğu da belirtildi. Parayı alan Salih Kaan Çağlayan’ın Zafer Çağlayan’a paranın geldiği hakkında görüşerek şifreli şekilde bilgi verdiği de raporda yer aldı.

Raporda, paranın teslim edilmesi ile ilgili olarak Reza Zarrab ile Zafer Çağlayan arasında ve Sadık Mohammadsadegh Rastgarshishehg ile Salih Kaan Çağlayan arasında “Birebir” şeklinde tabir edilen özel hat kullanılarak iletişim kurulduğu da ifade edildi. Rapora göre paranın teslim edildiğine dair Reza Zarrab’a her iki taraftan onay geldiği de belirtildi.

Soruşturma kapsamında teknik ve fiziki takipte Bakan Çağlayan’a yaklaşık 105 Milyon TL değerinde rüşvet verildiği ve Çağlayan ile Zarrab’ın buluşmalarda listeleri incelediklerinin tespit edildiği de vurgulandı

Savcılıkça yürütülen soruşturma dosyasının Türkiye’nin İran’a olan ödemeleri ile ilgili olmadığı, İran’ın rezervlerinin finansal bir operasyonla Türkiye üzerinden altın olarak ülkesine taşınması ile ilgili bir suç konusunun araştırılmadığı, ancak bu sistemin icrası ile ilgili yapılan sahtecilik, rüşvet ve örgütlü suçların savcılığın soruşturması kapsamında incelendiği anlaşılıyor.

RÜŞVETİN EXCELL’İ
Reza Zarrab grubunun Zafer Çağlayan’a verdikleri rüşvetin kayıtlarını bir excell dosyasına kaydettikleri de iddialar arasında yer aldı. Zarrab’ın adamı Abdullah Happani’nin excel dosyalarının ismini Zafer Çağlayan’ın soyadından esinlenerek “CAG” şeklinde yazması ise kriz çıkardı. Çağlayan dosya isminden rahatsız olunca Zarrab, Happani’ye bu excell dosyasının adlarını değiştirmesi için talimatı verdi.

Zarrab’ın Happani’ye “Onu bana mail at akşam abiye gösterecek orda da CAĞ yazıyor ya... O CAĞ kelimesini sil ordan. Bu dosyanın adını değiştirip yolla. Bu adam gıcık oluyor ona bir daha mail at bana” yazılı bir mail attığı iddiası da raporda belirtildi.

ÇETE İLE ÇAĞLAYAN ARASINDA KIRMIZI HAT
Soruşturmada yer alan önemli bir iddia da şu:

Zarrab’ın soruşturmalardan kurtulmak için başkalarının adına alınmış hatları kapalı devre sistemi (teknik takibe takılmasın diye birebir görüşme yöntemi uygulanıyor, bu GSM’ler başka hiçbir GSM’le bağlantı kurmuyor) ile kullandığı tespit edildi. Uyuşturucu kaçakçılarının kullandığı ve kırmızı hat denen bu sistemle telefonlar kullanıcılarına kuryelerle teslim ediliyor.

Büyük organize suç yapıları tarafından kullanılan bu özel hat sisteminin burada da kullanılması, örgütün Bakan ile olan ilişkilerini suç olarak gördüğü bu sayede irtibatlarının ortaya çıkmasının engellenmeye çalışıldığı sonucunu ortaya çıkarıyor.

BAKAN İLE ZARRAB MAFYAYA TAŞ ÇIKARTTI
Soruşturmada saptandığı belirtilen bilgilerden birinde ise, 21 Ekim 2012’de Bakan Çağlayan’ın özel kalemi Mustafa Behçet Kaynar’ın Reza Zarrab ile Bakan Çağlayan için görüşme ayarladığı belirtildi. Bakan özel kalemi Kaynar’ın gizlice ayarladığı görüşme için Zarrab’tan aracı kendisinin kullanmasını ve bakanın aracını takip etmesini ve belli bir noktadan sonra bakanın yol kenarında Zarrab’ın aracına geçeceği bilgisini verdiği anlaşıldı.

İMTİYAZ BELGESİ İÇİN TUVALETTE RÜŞVET
Soruşturmada, Zarrab’ın uluslararası işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla Ekonomi Bakanlığı’ndan ihtiyaç duyduğu belgeyi 2 Milyon Euro karşılığında Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan’dan teslim aldığı da iddialar arasında bulunuyor. 14 Ekim 2012 günü Reza Zarrab’ın talimatıyla örgüt yöneticilerinden Abdullah Happani hazırladığı 2 milyon Euro’yu takım elbisenin içerisine yerleştirerek örgüt kuryesi Sadık kod isimli Mohammadsadegh Rastgarshıshehg ile ve Zarrab’a ait özel uçakla Ankara’ya gönderdi. Kurye ile Kaan Çağlayan’ın daha önce 25 olarak kodladıkları kırmızı hat üzerinden irtibat kurarak Gordion AVM’nin tuvaletinde buluştukları teknik takibe yakalandı. Rüşvet karşılığında alınan belge ise suç örgütünün işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla bakanlık tarafından imtiyaz sağlayan belge olduğu belirtildi.

ZARRAB HAKKINDAKİ HABERLER ENGELLENSİN
Soruşturmada yer alan iddialardan biri de şu:

Zarrab daha önce üzerine paravan şirket kurduğu Adem Gelgeç ile irtibatlı Emniyet Amiri’nin suç örgütünün eylemlerini medyaya vereceği üzerine aldığı duyumları Bakan Zafer Çağlayan, Bakan Muammer Güler ve Bakan Egemen Bağış aracılığıyla medya gruplarına baskı yaparak engelletmiş.
 
 
İstanbul Emniyeti'nin düzenlediği operasyondan bir gün önce, İstanbul 18. Sulh Ceza Mahkemesi'nin gözaltına alınacak kişilerin mal varlıklarına el konulmasına dair karar verdiği ortaya çıktı.

İstanbul 18 Sulh Ceza Mahkemesi'nin tüm mal varlıklarına el koyduğu isim ve şirketler şöyle:

"Abdullah Happani,

Barış Güler,

Emin Hayyam,

Fatma Aslan,

Rıza Sarraf (Reza Zarrab'ın Türk vatandaşı olduktan sonraki ismi)

Rüçhan Bayar,

Salih Kaan Çağlayan,

Süleyman Aslan,

Mohammad Zarrab,
 
 
 
İSTANBUL Milliyet

Dosyadan sızan iddialara göre, Zarrab toplamda 20 milyon lira rüşvet verdiği bir siyasinin oğluna ilk olarak 1 milyon dolar rüşvet verdi. Zarrab, 5 milyon dolarlık rüşvetin karşılığında da ağabeyi, babası ve 3 yöneticisini Türk vatandaşlığına geçirdi. İddialara göre; Zarrab, Çin’de hayali ihracat işlemlerinde kullandığı paravan firmaların bankalar nezdinde yaşadığı sıkıntıların giderilmesi için devlet adına rüşvetle referans mektubu yazdırdı. Yine rüşvetle hakkındaki soruşturmalarla ilgili bilgi talebinde bulundu, kendisini ihbar eden emniyet müdürü O.İ.’nin sürülmesini sağladı. Trafik uygulamalarında durdurulmak istemeyen Zarrab, bunun için de 1,5 milyon dolar rüşvet verdi. Ele geçirmek istediği bir firmanın genel kuruluna katılacak temsilciyi kendi isteğiyle belirledi. Dosyada, Zarrab’ın, rüşvet çarkını gizlemek için üst düzey siyasinin oğluyla da danışmanlık hizmeti anlaşması yaptığı ve 720 bin dolarlık kontrat imzaladıkları iddia edildi.

‘Dinleniyor olabilirsin’
Öte yandan soruşturma dosyasında telefon dinlemelerine yer verilen bölümlerde de, üst düzey siyasinin oğluyla rüşvetin alınıp alınmadığına ilişkin olduğu öne sürülen bazı konuşma kayıtları yer aldı. O kayıtlarda, üst düzey siyasinin, oğlunu dinlenme konusunda uyardığı iddia edildi. Soruşturma dosyasının en çarpıcı bölümlerinden biri de, üst düzey siyasinin, Zarrab’ın istediği bir emniyet müdürünün sürülmesine yönelik iddialar.
Zarrab’ın usulsüz para transferlerine yönelik Çin’deki işlemlerini fark ederek, 6 milyar dolara ulaşan bu transferlerin incelenmesi için ihbarda bulunan emniyet müdürü O.İ.’nin İstanbul’dan gönderilmesi için Zarrab’ın üst düzey siyasiye 400 bin dolar rüşvet verdiği öne sürüldü. Aynı emniyet müdürünün meslekten ihracı için de Zarrab’ın 3 milyon dolarlık rüşveti siyasinin oğluna valizle teslim ettiği iddia edildi. Aynı zamanda üst düzey siyasinin, Zarrab’a, “emniyet müdürünü rüşvet istediği iddiasıyla meslekten attıracağını” da söylediği öne sürüldü.
 
 
İşte gündeme bomba gibi düşen operasyonun şok konuşma kayıtları

Savcılık soruşturmasında, yolsuzluk operasyonunun merkezinde yer aldığı söylenen Rıza Sarraf’ın Bakan C.’ye (Savcılığın soruşturma dosyasında bakan A,B,C olarak kodlandırılmış) toplamda 1.5 milyon dolar rüşvet verdiğinin tespit edildiği iddia ediliyor. Dosyada Bakan C. ile ilgili iddialar şöyle sıralandı: “Bakan C.’nin, Sarraf’ın bürokratik işlemlerini takip ettiği, babasına İtalyan vizesi ve oturma izni alınmasını sağladığı, Sarraf’ın suç örgütünde faaliyet gösteren 5 kişinin Türk vatandaşlığına istisnai yoldan alınmaları için kulis yaptığı, Sarraf hakkında yayımlanacak haberlerin engellenmesini sağladığı ve Sarraf’ın yürüttüğü otel projesi ile ilgili yardımcı olduğu tespit edildi.”

Dosyaya göre, 19 Nisan 2013 tarihinde başlayan rüşvet ilişkisi Sarraf’ın karşılaştığı problemler çözüldükçe devam etti. Radikal Gazetesi'nin haberine göre, Diğer iki ödemenin 28 Ağustos 2013 ve 10 Ekim 2013 tarihlerinde 500’er bin dolarlık iki parti halinde gerçekleştirildiği, ilk iki ödemenin ‘ayakkabı kutularına’ yerleştirilmiş halde, 3.5 milyon doların ise çikolata kutusu içine yerleştirilmiş halde teslim edildiği ileri sürüldü. Yine iddiaya göre, 19 Nisan 2013 günü Bakan C.’yi ofisinde ziyaret eden Sarraf’ın ayakkabı kutusu içerisinde 500 bin doları teslim ettiğinin tespit edildiği ifade edildi. Soruşturma dosyasında, Sarraf ile yardımcısı İranlı Abdullah Happani arasında geçtiği ileri sürülen görüşmenin tapesinde, “Abdullah 500 bin hazırlat tamam mı, 4’te götüreceğim, bir ayakkabı al, koy içine, hediye paketi yaptır. Acil hazırlattır, sağlam birisiyle Ortaköy’e gönder” dediği yer aldı. Ziyaret sonrasında Sarraf’ın yardımcısı ile yaptığı savunulan görüşme ise dosyada şöyle yer aldı: “Dolar koydun değil mi, paket çok ağır geldi, euro koymuşsundur diye içim gitti, az kalsın paket makamın ortasında yırtılıp düşecekti.” İddiaya göre, Bakan C., 500 bin dolar rüşvet karşılığında Sarraf’ın babasına İtalya vizesi almasında yardımcı oldu.

Yine 28 Ağustos 2013 tarihli Bakan C. ve Sarraf arasında gerçekleştiği söylenen görüşme de şu şekilde dosyada yer aldı: “Bakan C.: Biraz evvel de Bakan B.’yle (Savcılığın soruşturma dosyasında bakan A,B,C olarak kodlandırılmış) beraberdik kulaklarını çınlattık … Çok pozitif dedim Cidde Başkonsolosu şey yaptı, bazı Afganistan asıllı Türklere para karşılığı vatandaşlık işleri takipçiliği yapanlar varmış orada. Adam dedi ki, yani devletin imajı şey görüyor abi dedim yani Rıza’nın kardeşi dururken bu 100 bin doları verip dönercileri yapıyorlarmış yok dedi. Ya o pırlanta gibi bir çocuk ben onu çok seviyorum Başbakan da dedim benim yanımda söyledi. Zaten dedim yapacağız diye dedim ben de. Kulak misafiri oldum oradan biliyorum da onu örnek veriyorum sana dedim öylelerini yapmamız lazım heh yok yok dedi tam böyle karşılıklı seni övdük şey yaptık dedim onun şeyleri için geldim zaten.”

Görüşme sonrasında Sarraf’ın yardımcısına Vakko’dan takım elbise almasını ve içine 500 bin dolar koyarak söyleyeceği adrese iletmesi talimatı verdiğinin teknik takibe takıldığı da iddialar arasında. Bu iddia da dosyada yer alıyor:

Sarraf: Apo bir şey söyleyecem. Sadık’ı yolla Vakko’ya tamam mı. Ordan bir takım elbise alsın ya 52 ya 54. Söyleyecem birazdan. Tamam mı birde gece 500 bini hazır et ben bir yere söyleyeceğim yollarsın oraya sabah.

Happani: Tamam abi gönderiyorum oraya.

Sarraf: Tamam gitsin güzel bir şey alsın böyle takımlık takım elbise alsın koyu renklerde.

İkinci bir telefon kaydında ise Yücel Özçil adlı şahsın şöyle dediği dosyaya yazıldı: “Hilpark Sitesi 47 yazmış S Blok Daire 1 bu sendeki bir elbise mi ne varmış oraya gidecekmiş sabah 9 buçukta.” Görüşmede geçen adresin Bakan C.’ye ait olduğu iddia ediliyor.

Bakan C.: Çok teşekkür ediyorum çok zevklisin kravatın tasarımını çok beğendim.

Sarraf: Olur mu abi ne demek.

Bakan C.: Çok çok sağ olasın çok teşekkür ediyorum.

Dosyada, polisin Bakan C.’ye ikinci kez 500 bin dolar rüşvet verileceği yönünde suç örgütünün hazırlıklarını tespit ettiği belirtilerek, örgüt kuryenin takibe alındığı ve 29 Ağustos 2013 günü sabah saatlerinde örgüt kuryesiyle Bakan C.’nin oturduğu öne sürülen Hilpark sitesine giriş yaptığının görüntülendiği ifade edildi.

SORUŞTURMA DOSYASINDA YER ALAN GÖRÜNTÜLER

Kapalı devre görüşme

Soruşturma dosyasında Rıza Sarraf’ın lideri olduğu ileri sürülen suç örgütü üyelerinin Bakan A (Savcılığın soruşturma dosyasında bakan A,B,C olarak kodlandırılmış) için ‘abi – büyük abi’ şeklinde hitap ettikleri belirtiliyor. Dosyada ayrıca Bakan B’nin, örgüt için bakanlık bürokratlarını yönlendirdiği, kamu imkânlarını kullandırdığı ve yüklü miktarda rüşvet aldığı ileri sürülüyor. 19 Mart 2012 ve 10 Nisan 2013 tarihleri arasında Bakan A’ya yapılan ödemelerin tarih, saat ve kurye bilgileriyle birlikte kayıt altına alındığı listelerde nakit dolar, euro, TL teslimatı yapıldığı, lüks saat ve mücevherlerin verildiği savunulurken, Halk Bankası Genel Müdürü S.A’ya verilen rüşvetin de Bakan A. ile birlikte kaydedildiği iddia ediliyor.

Rüşvet hesaplarının bulunduğu Excel tablosunun Sarraf’ın adamı Abdullah Happani tarafından tutulduğu, Happani’nin Excel dosyalarının ismini Bakan A.’nın soyadından esinlenerek kodladığı, bu durumu öğrenen Bakan A.’nın tepki gösterdiği, paranın İstanbul ’dan nakit olarak Ahmet Murat Öziş ve Umut Bayraktar tarafından Ankara ’ya götürülerek Bakan A.’nın oğluna teslim edildiği de iddialar arasında. Dosyada Bakan A’ya verildiği iddia edilen rüşvet miktarları şöyle sıralandı:

32.053.600,00 (Otuz İki Milyon …) Euro

6.766.750,00 (Altı Milyon Yedi Yüz Bin …) Dolar

3.465.000,00 (Üç Milyon Dört Yüz Bin …) TL

300.000,00 (Üç Yüz Bin …) İsviçre Frankı.

Sarraf’ın olası soruşturmalardan kurtulmak amacıyla başkalarının adına alınmış hatları kapalı devre sistem kullandığı, uyuşturucu kaçakçılarının kullandığı ve kırmızı hat tabir edilen bu sistemle telefonlar kullanıcılarına kuryelerle teslim edildiği de dosyadaki iddialar arasında.

Bakan A’nın özel kalemleri ile irtibat kuran Sarraf’a özel hatlara geçmelerini istediği de teknik takibe yakalandı. Bu konuşma dosyada şu şekilde yer aldı:

Bakan A’nın özel kalem müdürü: 10-11’e geçmenizi söyledi ama nedir bilmiyorum.

Sarraf: Tamam okey okey.

Sarraf: 18 açık der misiniz.

Özel Kalem Müdürü: 18 açık he tamam ama şu an uçakta.

Sarraf: Öyle mi buraya mı geliyor.

Özel Kalem Müdürü: Şu an uçakta evet evet.

Sarraf’ın özel kaleme gönderdiği mesaj: 18 ulaşamıyorum.

Özel Kalem Müdürü’nün yanıtı: B.kurulu devam ediyor.
 
                                                                  ***
 
21 Ekim 2012 günü Bakan A’nın özel kaleminin Sarraf ile Bakan A için görüşme ayarladığının anlaşıldığı ifade edilen dosyada, özel kalem müdürünün, Bakan A’nın Sarraf’tan aracı kendisinin kullanmasını ve bakanın aracını takip etmesini, belli bir noktadan sonra bakanın yol kenarında Sarraf’ın aracına geçeceği bilgisini verdiği de iddia edildi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                                          R.T. Erdoğan "Çanak-Çömlek" demişti...
 Meğer "AKP Yolsuzluğu" kapsamında, Marmaray kazısından çıkan tarihi eserleri   satmışlar! Arap Şeyhlerine sunmuşlar...

 
 
 
 
Türkiye'nin gelmiş-geçmiş en büyük siyasi-ekonomik yolsuzluk soruşturmasının akşamında, BDP-HDP "muhalefeti" adeta "oyun oynayıp" RTE destekçiliğini sürdürüyor...
 
 
 
sozcu.com.tr

Taraf yazarı Emre Uslu‘nun 4 ay önce attığı bir tweetteki ayrıntı, ‘Emre Uslu‘nun düzenlenecek operasyonu ve kimlerin gözaltına alınacağını biliyor muydu?” sorusunu akıllara getirmişti.

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Türkiye’nin gündemini sarstı. Operasyon kapsamında 3 bakanın oğlu gözaltına alındı. Bunlardan biri de İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler.

Muammer Güler’in gözaltına alınmasını ilginç hale getiren ise Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu’nun tam 4 ay önce 12 Ağustos’ta attığı bir tweet oldu. Emre Uslu, o gün attığı tweette ‘Bakan çocuklarının adları yolsuzluklara karışmışsa kim Güler kim ağlar’ ifadesini kullanmıştı.

Emre Uslu’nun tweetini daha da ilginç hale getiren ise ‘Guler’ kelimesi ve bu kelimenin baş harfinin büyük yazılması. O günlerde pek anlamlı gelmeyen bu tweet, İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in gözaltına alınmasıyla anlam kazandı.

Yaşanan bu durum “Emre Uslu, bugün düzenlenecek operasyonu 4 ay önceden biliyor muydu?” sorusunu akıllara getirmişti.
 
 
 
 
 
                                          Ayakkabı Kutuları da Şeffaf Olsun!
 
 
 
                                         Bu da değil... Şu da değil... Evet O!
 
 
 
 
                                                          Sen de sıradasın....
 
İktidar olarak bir rüşvet-lağım-yolsuzluk çukuruna dönmüş olduklarını unutan Atalay, iddiaların içeriğine ilişkin tek bir kelime etmiyor...
Tehdit ediyor...
Bir de BDP-HDP kanadına, sopa ucuna takılmış bir havuç uzatıyor...

Onları "Biz gidersek...."le korkutmayı ve hükümet destekçisi olmayı sürdürmeleri gerektiğini anlatmayı unutmuyor...

*******
[ Gazeteler: Tutuklu vekillerin durumunu da değerlendiren Beşir Atalay, Yerel Mahkeme'nin reddettiği tahliye talebinin Anayasa Mahkemesi'nde düzeltileceğini ve CHP Milletvekili Mustafa Balbay'a açılan kapının, BDP'li vekillere de açılacağını müjdeledi, sadece sürenin uzatıldığını ifade etti.]
 
 
Bilal Erdoğan da gözaltına alınacak mı?

"Recep Tayyip Erdoğan @RT_Erdogan 11 sa
Devlet içinde devlet olma gayretinde olanlar var. Bu örgütlenmeyi kesinlikle meydana çıkaracağız. Bunu yapan babamızın oğlu olsa dinlemeyiz.".... demiş...

Yani, biz "kardeşler"in değil, "bizim oğlan"ların yemesinden yanayız gibi bir laf bu....

Ne de olsa RTE, önüne gelen "kardeşim" diyen bir zat...
 
                                                             ***
 
Bilal Erdoğan da gözaltına alınacak mı?

Türkiye'yi sarsan operasyonda gözaltındaki isimlerden AKP'li Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'e yönelik suçlamalardan birisi de "Fatih Belediyesi'nin sit alanındaki arazilerin bakanlığın gücünü kullanarak illegal olarak imar ve inşaata açılması" iddiası. Bu iddia Başbakan Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ı da yakından ilgilendiriyor.
 
 
 
 
                                                       "Bakanlar...."
                                               Rüşvete Nasıl Bakarlar....
 
 
 
 
 
SÖZCÜ, yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan Reza Zarrab’ın Bağış’ın ofisine paketle girip, paketsiz çıktığının görüntüsüne ulaştı

ma­sak’ın “Ka­ra Pa­ra Ak­la­ma Ra­po­ru”n­da şüp­he­li gö­rü­nen İran­lı İşa­da­mı Re­za Zar­rab, uzun sü­re­dir po­li­sin ta­ki­bi al­tın­day­dı… Zar­ra­b’­ın te­le­fon­la­rı­nı din­le­yen po­lis, Bakan Ba­ğı­ş’­la gö­rüş­me­le­rini­ tes­pit et­ti…

GÖRÜŞMELERDE Zar­rab, Ba­ğı­ş’­tan ran­de­vu is­ti­yor. Ba­kan Ba­ğış da “gel” di­yor. Bu­nun üze­ri­ne Reza Zar­rab, 19 Ni­san 2013’te elin­de bir pa­ket­le ba­ka­nın İstanbul’daki ofisine gi­di­yor…

PO­Lİ­SİN ta­ki­bin­de­ki Zar­rab, elinde paketle girdiği Ba­ğı­ş’­ın ofi­sin­den, kısa bir süre sonra pa­ket ol­ma­dan çı­kı­yor… Po­lis ka­yıt­la­rı­na gö­re; elin­de­ki pa­ket­te bir ayak­ka­bı ku­tu­su, ve için­de 500 bin do­lar var­dı.

OFİSE fark­lı ta­rih­ler­de top­lam 2 adet pa­ket git­ti. 3’ün­cü 500 bin do­lar­lık pa­ket ise, ba­ka­nın evi­ne ta­kım el­bi­se tor­ba­sı için­de gönderildi. Bu­nun kar­şı­lı­ğın­da Ba­ğış, Zar­ra­b’­ın adam­la­rı­na T.C. va­tan­daş­lı­ğı yo­lu aç­tı…
 
 
SÖZCÜ, yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan Reza Zarrab’ın Bağış’ın ofisine paketle girip, paketsiz çıktığının görüntüsüne ulaştı

ma­sak’ın “Ka­ra Pa­ra Ak­la­ma Ra­po­ru”n­da şüp­he­li gö­rü­nen İran­lı İşa­da­mı Re­za Zar­rab, uzun sü­re­dir po­li­sin ta­ki­bi al­tın­day­dı… Zar­ra­b’­ın te­le­fon­la­rı­nı din­le­yen po­lis, Bakan Ba­ğı­ş’­la gö­rüş­me­le­rini­ tes­pit et­ti…

GÖRÜŞMELERDE Zar­rab, Ba­ğı­ş’­tan ran­de­vu is­ti­yor. Ba­kan Ba­ğış da “gel” di­yor. Bu­nun üze­ri­ne Reza Zar­rab, 19 Ni­san 2013’te elin­de bir pa­ket­le ba­ka­nın İstanbul’daki ofisine gi­di­yor…

PO­Lİ­SİN ta­ki­bin­de­ki Zar­rab, elinde paketle girdiği Ba­ğı­ş’­ın ofi­sin­den, kısa bir süre sonra pa­ket ol­ma­dan çı­kı­yor… Po­lis ka­yıt­la­rı­na gö­re; elin­de­ki pa­ket­te bir ayak­ka­bı ku­tu­su, ve için­de 500 bin do­lar var­dı.

OFİSE fark­lı ta­rih­ler­de top­lam 2 adet pa­ket git­ti. 3’ün­cü 500 bin do­lar­lık pa­ket ise, ba­ka­nın evi­ne ta­kım el­bi­se tor­ba­sı için­de gönderildi. Bu­nun kar­şı­lı­ğın­da Ba­ğış, Zar­ra­b’­ın adam­la­rı­na T.C. va­tan­daş­lı­ğı yo­lu aç­tı…
 
 
 
                                                       "Yetmez Ama, Evet!"
                                             Devamı gelecek, Hükümet gidecek!
 
 
 
 
 
 
 
                                               Hortum'dan Çil Çil Altınlara...
                              
         Ayakkabı Kutularından Yeşil Dolarlara...
 
ERDOĞAN’A VE EŞİNE BAVULLARLA HEDİYE

Suudi Kralı Abdullah Bin Abdülaziz Al Suud, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Kasım 2007’de Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyaret sırasında skandal görüntüler yaşanmış, protokoller altüst edilmişti. Gül, Kral’ı Esenboğa Havaalanı’nda uçağının kapısında karşılamıştı. Skandal bununla da kalmamış, Gül, Suudi Arabistan Kralı Abdullahı, ayağına giderek, kaldığı Swiss Otel’de ziyaret etmiş, Çankaya Köşkü protokolünde şimdiye kadar görülmemiş bir uygulamaya imza atmıştı. Gül’ün otel ziyaretinde, Başbakan Erdoğan da hazır bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı’nın verdiği yemekte de Kral, Gül’e “Kral Abdülaziz Madalyası”, Erdoğan’a da “Abdülaziz Nişanı” sunmuş, Gül de “Devlet Şeref Madalyası”nı Krala takdim etmişti.

Kral’ın yanında getirdiği yüzlerce bavulda hediyeler olduğu, bu hediyeleri Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Gül’e verdiği belirtilmişti.
 
 
 
                                                        Gül Ak Gül mü?
Hortum'dan Çil Çil Altınlara...
Ayakkabı Kutularından Yeşil Dolarlara...

Suudi Kralı Abdullah Bin Abdülaziz Al Suud, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Kasım 2007’de Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyaret sırasında skandal görüntüler yaşanmış, protokoller altüst edilmişti. Gül, Kral’ı Esenboğa Havaalanı’nda uçağının kapısında karşılamıştı. Skandal bununla da kalmamış, Gül, Suudi Arabistan Kralı Abdullahı, ayağına giderek, kaldığı Swiss Otel’de ziyaret etmiş, Çankaya Köşkü protokolünde şimdiye kadar görülmemiş bir uygulamaya imza atmıştı. Gül’ün otel ziyaretinde, Başbakan Erdoğan da hazır bulunmuştu.

Cumhurbaşkanı’nın verdiği yemekte de Kral, Gül’e “Kral Abdülaziz Madalyası”, Erdoğan’a da “Abdülaziz Nişanı” sunmuş, Gül de “Devlet Şeref Madalyası”nı Krala takdim etmişti.
 
 
                                   "Kayıp trilyonlar"dan bu yana .... sorumlular!
                                             Dikkat!.... Gül, akgül değildir!
 
 
                                                       Getiren Götürüyor!
                                        RTE de nasıl geldiyse, öyle de gidiyor!
19 Aralık 2013 Saat 13 00
Gazeteler:
"Kılıçdaroğlu, ABD elçisiyle öğle yemeğinde buluştu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone ile öğle yemeğinde buluştu. Sürpriz ziyaret büyük merak uyandırdı. "
 
 
"İÇİŞLERİ BAKANI ŞU İŞLER KARŞILĞINDA RÜŞVET ALDI."
Adliye ve polis çevrelerinden sızan bilgilere göre toplam 20 milyon TL olduğu belirtilen rüşvet karşılığında bakanın "hallettiği" iddia edilen işler de art arda sıralanıyor. Buna göre bakan Güler'in Sarraf'ın yakınlarının Türk Vatandaşlığına geçmesi için Bakanlar Kurulu kararı çıkarmak dahil bir çok işinde yardımcı olduğu ileri sürülüyor. Rüşvet karşılığı yapıldığı iddia edilen diğer işlerden bazıları da şöyle.
- Çin'deki paravan firmalarının oradaki bankalarla sıkıntıların giderilmesi için İçişleri Bakanı sıfatıyla Referans Mektubu yazılması
- Rıza Sarraf'ı MASAK'ın takip etmesine yol açan ihbarı yapan Emniyet Müdürü Orhan İnce'nin İstanbul'dan tayininin rüşvet karşılığında çıkarılması
- Sarraf'ın Trafik uygulamalarında durdurulmaması için 1.5 Milyon Dolarlık Rüşvet karşılığında Koruma Polisi tahsisi,
- Sarkuysan A.Ş. adlı şirketin Genel Kurul Toplantısı'nda için görevlendirilecek Bakanlık Temsilcisinin, Rıza Sarraf'ın talebi doğrultusunda belirlemesi.
- Rıza Sarraf'ın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi

" BAKAN GÜLER 20 MİLYON TL RÜŞVET ALDI"
Soruşturma dosyasında İçişleri Bakanı Muammer Güler'e verilen rüşvetlerin GÜLER'in oğlu Barış GÜLER'e teslim edildiği iddia ediliyor. Sözkonusu rüşvet ilişkisinin maskelenmesi için taraflar arasında danışmanlık hizmeti kontratının imzaladığı belirtiliyor.
Barış Güler'den danışmanlık hizmeti alınmasıyla ilgili 720.000 Dolarlık kontrat imzalandığı ileri sürülüyor.

1 MİLYON DOLARA BAKANLAR KURULU KARARIYLA 
           "İSTİSNAİ TÜRK VATANDAŞI" OLDULAR
Savcılığın tespitine göre Sarraf bu problemleri ortadan kaldırmak için yakınlarını Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığına geçirmek için Bakan Güler'in kapısını çaldı, bu talebini iletti. İddiaya göre Bakan Güler, oğlu Barış Güler ve Rıza Sarraf arasında kişi başı 1 milyon dolar rüşvet karşılığı anlaşma sağlandı. İstisnai yoldan vatandaşlık işlemlerinin Bakan Güler tarafından bizzat takip edildiği,
Bakanlar Kurulunda gündeme getirdiği, sonuç olarak 5 İranlı'nın 5 milyon dolar karşılığında istisnai vatandaşlık yöntemiyle Türk Vatandaşlığını kazandığı belirtiliyor. O isimler de şöyle sıralanıyor. Rıza Sarraf'ın ağabeyi Mohammad Zarrab, babası Hoossein Zarrab, Shahram Mohaghegh, Orami Aresh Miangoggiah ve Rajai Mohammed Reza. Savcılık son üç ismin örgütün üst düzey yöneticisi ve komisyoncularından olduğunu ileri sürüyor.
 
 
                Soygunculuk sorumluluğu Gül'den RTE'ye ve tüm kabineye aittir.

         Üç-beş Bakan'ın harcanmasıyla, "usta"nın kabinesi ve kendisi kurtarılamaz!
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !