“Kötü Toplum”-“ İyi Toplum”- (Kaynaklar)
Eskiden, ‘tarih’ denildiğinde, bu sözcükten genellikle, ‘yazılı tarih’ anlaşılıyordu.
Bu ‘yazılı tarih’ ise, Batı’da en fazla eski Yunan yazılı kaynaklarına, eski Roma’ya, Sezar’a, Taciticus kroniklerine vb. ; ‘Doğu’ bakımından ise “dini yazı”na, Eski Ahit’e, Rig-Veda’lara, Avesta’lara kadar uzanılabiliyordu. Düşünürlerin, zaman zaman, bu yazılı tarih incelemeleri sırasında, eğer uygun görüyorlarsa başvurulabilecekleri kaynaklar bunlardan daha ileri gidemezdi. Çünkü başka kaynaklar yoktu.
‘Tarih’ konusu,1870’li yıllardan itibaren, diyebiliriz ki, Kutsal İlyon’un, Turuva’nın keşfinden bu yana farklı bir derinlik kazanmaya başlamıştır.
Eski Mısır, Hitit, Pers, Akado-Sammaru kaynaklarının bulunması, yazılarının çözümlenmesi, şimdi bizi, yazılı anlatımlar bakımından, -4. binli yıllara kadar, taşıyabilecek bir derinliğe sahiptir.
Eski Yunan kaynaklarının ‘barbar’ları, geniş anlamıyla kendilerinin Doğu’sunda olanları ve ‘Doğu’ kökenli toplulukları anlatmak üzere kullanılıyordu ve bu ayrım temelde özellik değiştirmeden, günümüze kadar uzanıp gelmiş görünüyor.
Toplumlar, genel olarak, kendilerinin içinde yaşadıkları ilişki biçimlerini, alışkanlık ve törelerini, bir ötekini değerlendirme sırasında çıkış noktası olarak ele alırlar. Bu yöntemle ortaya çıkan göreceli kavramlar olarak ‘uygar’, ‘ilkel’, ‘iyi-kötü’ ayrımları, ırkçı, nihilist, ilahisel değerlendirmelerde temel bir rol oynamıştır. Eski aydınlanmacılığın ‘coğrafi’ gerekçelere kadar uzanan bu tür ölçü değerlerini artık değiştirmek gerekli.
Tarihte de, şimdi de ‘kötü bir toplum’ yoktur. Farklı ilişki biçimleri içinde yaşamış toplumların gelenekleri üzerinde kendini çoğaltmış ve bir ötekine göre farklı değerlere sahip olan topluluklar vardır.
Türkiye’de küfür olan ‘eşek sıpası’, İsa’nın topluluğu için, Kırallık ilan etmek ve Müjde’yi duyurmak için üzerine binilmesi gereken kutsal bir hayvandı.
Musacılıkta ise “doğan ilk (erkek) sıpa”, kanı akıtılmadan, boynu kırılarak öldürülüp kurban edilmesi gereken kutsal bir hayvandı.
Bir topluluk için küfür olan “odun” öteki bir topluluğun uğur getirsin diye üzerine 3 defa tıklatıp "iyi ruhları çağırdığı" kutsal bir değerdir...
Ateş kült kaynaklı dini inanç etrafında şekillenmiş toplum birimlerin sonraki tapınım alanlarında yakılan 'kutsal mum', ( 'kutsal çıra-çerağ, meşale', 'kutsal kandil', 'kutsal buhurdanlık', 'kutsal ocak' ) , bir başka toplum biriminde olumsuz anlamıyla “çırasını yakmak” halini alır.
Yakından bakıldıkça, aralarında erken dönemde ittifak kurmuş ve sınırdaş olan toplum birimlerinin birisi için kutsal olan hayvan-bitki totem'in öteki için tamamen farklı olduğu; birisi için 'iyi' olanın , öteki için 'kötü' olduğu görülmeye başlanır. Onların din veya yaşam felsefelerinde 'iyi ve kötü'nün, 'helal ile haram’ın bir'lik oluşturma sürecinin gerisinde, ilgili toplum birimlerin karşılıklı evlilik ilişki türüyle fiilen bütünleşme süreci bulunur. Farklı tanrı kavrayışının, farklı din veya mezheplerin, bugünkü dinsel çelişmelerin ardında bulunan görüngü, eski toplumun sosyal ilişki türlerini anlatıyor.
Musevilik veya İslamın erkek çocuk sünnetinin ‘barbarlığı’, Hıristiyan dünyasının din adam ve kadınlarının evlilik/cinsel ilişki yasağındaki “barbarlık”tan daha fazla değildir.
Müslümanların boğazladığı Koyun’un kuzu’su, Yeni Ahit’te, İsa’nın bir tanımı olarak karşımıza çıkıyordu. İspanyol arenalarında ‘kırmızı görmüş boğa’nın coşkun kitleler önünde yavaş yavaş öldürülme edimi de , İslami kurban törenlerinden daha az ‘barbar’ca sayılamaz.
Avesta’da, bu dinin başlıca yaptırımlarından birisi, “cesetlere dokunmama” ve “ölüyü toprağa gömmeme” kuralı olurken, Hitit kiralı Hattuşili, kendisi ölünce veliahdın, “başını tutmasını, elini göğsüne bastırmasını ve toprağa da öylece gömmesini” vasiyet ediyordu. Musa, ölüm vakti yaklaşınca “tek başına dağlara çıkıyor” ve tanrı, Musa’yı oradan yanına çekip alıveriyordu. Çünkü bu dinin ön kaynaklarında, “ölüye dokunmama” kuralı bulunuyordu. Ve "ölecek" şahıs da, kendine başka insanların dokunamayacağı kadar tenha "ölüm" alanları arıyordu..
Bütün bu çelişmeli özellikler, eski toplumun karşılıklı ve iç ilişkilerinde aldıkları rollere bağlı olarak şekillenmiştir ve sonraki toplum bunları zamanla dönüştürür, katlayarak üretir veya sadece silik bir kalıntısını muhafaza etmek üzere tarihin koynuna bırakarak unutur.
Bizlere ‘masal’lar, ‘mitolojiler’, ‘dinler’ üzerinden ulaşıp gelenler, eski toplumun tarihteki gerçek düzenleniş anlatımlarından arta kalanlardır.
Katolik Papa’nın ‘seçimi’, bu seçimin “beyaz duman” işaretiyle ilanı ile Ortodoks Episkopos’luğunun tarihteki Baba’dan kalıtsal yanı, ilgili toplulukların devam ettirmeye çalıştıkları önceki ilişki biçimlerini de ele verir. Birinin “demokratlığı” ile ötekinin “pederşahiliği”, hiç de uydurulmuş bir felsefi çizgiye dayanmaz; son derece gerçek eski toplumun yapısal temellerinden devralınmış kalıntıları yansıtır.
Bu yüzden de birisinin “uğursuz 13”ü, ötekinde tam tamına bir “egemenlik” tanımı olarak belirir.
Zıtlık üzerine yükselen, bu zıtlığa bağlı var edilen eski toplum değerlerinin kalıntılarını, Heredot tarihi üzerinden bir süre, izlemeye çalışalım...
*****
Geçenlerde Murat Belge, yine şöyle yazdı:
“Ama gene tıkanıyoruz: 83 yıldır zaten biz bu toplumu eğitmeye çalışmıyor muyuz? Çalışıyoruz. Çalışıyoruz ve sonuç bu.
Dört seçenek çıkıyor karşımıza:
birincisi 'iyi devrimler ve kötü toplum'sa, ikincisi de 'kötü devrimler ve iyi toplum'. Bunlardan istediğimiz sonuç ve çözüm çıkmıyor.
Öbür ikisi de 'iyi devrimler ve iyi toplum'la 'kötü devrimler ve kötü toplum' olabilir. Birincisi geçerli olsa sorun olmazdı. Sorun olduğuna göre -çünkü sorun olduğunu kesinlikle biliyoruz- demek bu geçerli değil.
Son ihtimal iyice umutsuz görünüyor ama belki de en gerçekçisi odur." (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=203337)
Eh, ne yapalım ; "En gerçekçisi”ni o yazabilir zaten...
Bütün ruhu, içinde yaşadığı toplumu tanımama üzerine kurulu bu nihilizmin, 'Kötü Toplum'dan kimi anladığını görmek için Murat Belge'nin yazı kalitelerine şöyle bir göz atmak yeterli olacaktır:
“Tasavvur edebildiği en yüce başarı UEFA Kupası veya Eurovision derecesi olan bir toplumda....” (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=207085)
Böylece adım adım, “doğu düşmanlığı” ve oto-yıkım üzerine kurulu bir Batı hayranlığı oluşur.
Oysa Batı veya Doğu’daki toplumsal yapılanma farkına bağlı değerler, tamamen görecelidir ve tarihin farklı dönemlerinde, andaki sosyal ilişkilerin öne çıkardığı bir Batı veya Doğu’dan başka bir şey yoktur ortada.
Makyavel’in Prince’inde, veri alınan Doğu merkezi yönetim düzeninin, özel olarak Osmanlı padişahlığının övgü ve incelenmesi bir 'Doğu hayranlığı' değildi. Sadece, Batı’nın, önceki federal demokratik değerlerinin “merkezi bir hükümranlığa” geçme zorlukları yaşadığı bir anda, öne çıkarılıp övülmesi gereken bir siyasal düzenleniş modeli oluşturuyor olabilmesindendi.
Barbar Cengiz Han’ın, diyelim ki, şimdiki ABD'de giderek popüler kılınması da, sadece onun 'dünya imparatorluğu' kurma hayalinin, küresel para imparatorluğuna uygun düşen bir örnek olarak algılanmasından başka bir şeyi ifade etmez.
Eski tarihi tanıma çalışmamız, bize,'Doğu' -'Batı' ayrımcılık veya hayranlığının bütünüyle göreceli olduğunu açıklıkla gösteriyor. Bir kez daha ve unutmamacasına anımsanmalıdır ki, bugün olağanüstü aşağılanan ve bütün öz güveni sinsice yıkılmaya çalışılmış olan Mezopotamya toplulukları, dünün bütün “en ileri uygarlığı”nı yaratan toplulukların bizzat kendileridir.
Şimdi ondan daha geride kaldı diye, ABD sathından bakıp Batı uygarlığını küçümsemek ne ise, Batı’dan bakarak Doğu uygarlığını küçümsemek de odur.
***
Din Kuralları ile Toplumsal Yapılanma Arasındaki İlişkiler
Din'ler Nasıl Elestirilebilir?
Belge'ler, Eski Toplum ve Dinler
Belge'nin Hıristiyanlık Kavrayışı...
Belge'ler...ve Eski Toplumu Tanımanın Önemi
'İyi -Kötü Toplum'dan 'İyi -Kötü Din' Ayrımına...
Murat Belge Nasıl Bir Ateist ?!
Murat Belgelerin Hiristiyanist ‘Ateizm’i ..
Murat Belge,Hıristiyanlık ve Yuhanna
Murat Belge, Hıristiyanlık ve Yuhanna–2
Murat Belge, Hıristiyanlık ve Yuhanna–3
Murat Belge, Hıristiyanlık ve Yuhanna–4
Murat Belge, Hıristiyanlık ve Yuhanna–5
Murat Belge, Hıristiyanlık ve Yuhanna–6
"Dinsizim Elhamdüllah" Çizgisinin Tartışılması..

