İslamda Kurban'da Avlanma (öldürme)
Yasağı ve Nedenleri...
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin.
Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ'be'ye hediye olarak varmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır.
İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın.
***
(*) - Bu ayetin son cümlesinden anlaşıldığına göre, burada atıfta bulunulan "kasden" öldürme ile, önceki ayetin o kadar şiddetle kınadığı, "hakikat sınırlarının" isteyerek ve ısrarla "aşılması" değil, yalnızca münferit bir olay (yahut bir ilk ihlal) kasdedilmektedir. Unutulmamalıdır ki "av" (sayd) terimi, bu bağlamda, yalnızca eti yenebilir hayvanlar ile ilgilidir: Nitekim, birçok sahih Hadis'e göre, tehlikeli veya vahşi bir hayvanın, mesela bir yılanın, akrebin, kuduz köpeğin vb. öldürülmesi hac zamanında bile serbest bırakılmıştır.
(**) - Yani, yoksullar arasında dağıtılmak üzere. Bu bağlamda Kâbe, mecazî olarak, yalnız mâbedin kendisini değil ama Mekke'nin kutsal çevresini de ifade eder (Râzî). "İki dürüst kişi"den, öldürülen yabanî hayvanın yaklaşık et değerini tesbit etmeleri ve buna dayanarak hangi evcil hayvanın bunun karşılığında kurban edileceğine karar vermeleri beklenir.
(***) - Lafzen, "yahut muhtacı doyurmak veya oruç tutmak suretiyle buna denk bir kefaret [ödeyecektir]." Bu iki alternatif, öldürdüğü ava değer olarak denk düşecek bir baş sığırı veya sığırları temin edemeyecek kadar, yahut -son olarak zikredilen alternatifte- başka insanları doyuramayacak kadar yoksul olan bir hacı için geçerlidir. Ne Kur'an ne de sahih Hadisler, doyurulması gereken yoksul adedi veya oruç tutulacak gün adedi hakkında hiçbir belirleme yapmadıklarından, bu ayrıntılar, açık olarak kişinin vicdanına terk edilmiştir.

