



**
Tarih derslerini yalanlayan yer
Şanlıurfa yakınlarında bulunan Göbeklitepe Höyüğü, bizlere tarih derslerinde öğretilen, 'göçebe toplulukların, tarımı öğrenerek yerleşik yaşama geçtiği' tezini adeta yalanlıyor
http://www.istanbul.edu.tr/iletim/74/haberler/yasam5.htm
Tarih derslerinde yıllardan beri, göçebe toplulukların, tarımı öğrenerek yerleşik yaşama geçtiği öğretilir bizlere. Oysa Şanlıurfa yakınlarında bulunan Göbeklitepe Höyüğü, bütün bu öğretilenleri yalanlar nitelikte. Bölgede 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsünden H. Hauptmann başkanlığında başlayan kazılar, günümüzde de Alman Arkeolog Dr. Klaus Schmidt başkanlığında devam ediyor.
Göbeklitepe Höyüğü araştırılana kadar, yerleşik yaşama geçişin, çiftçiliğin ve hayvancılığın ortaya çıkmasıyla birlikte gerçekleştiği düşünülüyordu. Schmidt'e göre ise yerleşik yaşama geçiş, avcı-toplayıcı toplulukların, dinsel törenlere katılmak için Göbeklitepe gibi dinî merkezlerde düzenli olarak bir araya gelmelerinin sonucudur. Tabiî ki böyle kalabalık grupları, çevredeki yiyecek kaynakları ve av hayvanlarıyla beslemek olanaksızdı. Böyle olunca da, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, burada yaşayan topluluklar tarım ve hayvancılığa yöneldi. Bölgede yapılan araştırmalar, önemli kültür bitkisi olan ve yüzlerce genetik varyasyonu bulunan buğdayın atasının, ilk olarak Göbeklitepe'nin eteklerinde yetiştiğini ortaya çıkardı. Norveçli moleküler biyolog Manfred Heun'un genetik araştırmaları sonucunda ortaya çıkan bu bulgu, Schmidt'in görüşlerini destekler nitelikte.
İnsanların Göbeklitepe'yi yaşam mahalli olarak kullandığına dair herhangi bir bulguya rastlanmadı. Göbeklitepe, sadece belli zamanlarda bir araya gelinen dinsel törenlerin yapıldığı dinsel bir merkezdi. Höyüğün en önemli buluntusu tabiî ki törenlerin yapıldığı tapınaktır. Duvarlarının kalınlığı 1.4 metre olan on iki metre boyundaki tapınağın içinde, 'T' şekilli kabartmalı sütunlar bulunuyor.
Sadece çanak-çömleksiz neolitiğe ait evreler içeren Göbeklitepe, 11 bin yıl öncesine tarihlendiriliyor. O dönem insanları çanak-çömlek yapmayı bilmiyorlardı. Bu yüzden de yaşadıkları dönem, çanak-çömleksiz neolitik olarak adlandırılır. Bu dönem günümüzden önce 8 bin altı yüz ile 11 bin iki yüz yılları arasını kapsar.
Şurası kesin ki mimarî yerleşik yaşamla birlikte ortaya çıkmadı, ondan önce de vardı. Dahası, insanlığın kültürel gelişimi/uygarlık, Akdeniz'in doğu kıyıları gibi tek bir bölgede değil, birçok çekirdek bölgede ortaya çıktı. Bu çekirdek bölgelerden biri de Güneydoğu Anadolu. Bu coğrafyada araştırılmamış daha birçok höyük var. Araştırmalar arttıkça, arkeoloji bilimi günbegün yeni bulgular ortaya koyacak ve tarihin kapılarını aralayarak bizleri daha fazla aydınlatacak.
Schmidt'in iddiasına göre Göbeklitepe'nin Nevali Çori yerleşmesiyle bağlantıları var. Birbirlerine 25 km'lik bir mesafede bulunan iki höyük arasındaki bazı benzerlikler şunlar:
- İki höyükte de tapınak içinde 'T' şekilli, kabartmalı sütun (üstte) var.
- İki höyükte de tapınağın tabanları terazzo tarzını yansıtıyor.
- İki höyükte de kuş betimlerine ve insan yontularına rastlanmaktadır. Bu benzerlikler Schmidt'in pek de haksız olmadığını gösteriyor.
**
Dünyanın en büyük tapınma alanı
Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Doç.Dr. Schmidt, “Göbeklitepe’de ortaya çıkartılan tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliği taşıyor” dedi.
Şanlıurfa 21 Eylül 2003 — Şanlıurfa’da, Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Müze Müdürlüğü işbirliğiyle Göbeklitepe’de gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkartılan tapınağın, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıdığı bildirildi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/234783.asp?0m=l15e
Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden, Göbekli Tepe Kazıları Bilimsel Başkanı Doç. Dr. Klaus Schmidt, Örencik Köyü yakınlarındaki Göbeklitepe’de, 1995’den sonra gerçekleştirilen kazılarda, tarihi M.Ö 9 bin yıllarına uzanan Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşların günyüzüne çıkartıldığını söyledi.
Bölgedeki kazı çalışmalarının her yıl Eylül ayında başladığını ve yaklaşık 10 hafta sürdüğünü anımsatan Doç. Dr. Schmidt, “Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Neolitik Çağ’da yaşamış insanların, yabani sığır, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor.
Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor” diye konuştu.
Bu yıl Göbeklitepe’deki kazı çalışmalarında, 15 kişinin görev aldığını, gelecek 10 yıl içinde toplam 9 hektarlık alanda kazı çalışmalarını yürütmeyi planladıklarını kaydeden Doç. Dr.Schmidt, sözlerini, “Kazı çalışmalarında şu ana kadar ortaya çıkartılan büyük boy stelleri yerinde muhafaza ediyoruz. Küçük boy eserler ise Şanlıurfa Müzesi’nde sergileniyor. Önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek kazılardan elde edilecek yeni bulgular, arkeolojinin dini haritasını yeniden şekillendirebilir” diyerek bitirdi.
**
GÖBEKLİTEPE
12 Bin Yıllık İnsan
Şanlıurfa'da dünyanın en eski tapınma amaçlı kalıntılarının bulunduğu Göbeklitepe'de günümüzden 12 bin yıl öncesine ait insan heykeli, kireçtaşından şekillendirilmiş yabandomuzu, tilki ve kuş kabartmalarıyla, çakmak taşından yapılmış çok sayıda ok ucu bulundu.
Göbeklitepe'de ilk kez neolitik döneme ait 65 santimetre uzunluğunda bir insan heykeli bütün halde çıkarıldı.
ANADOLU AJANSI / MEHMET GÜLDAŞ
Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından 14 yıldan bu yana yapılan kazı çalışmalarına, Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü'nde (DAI) görevli Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlık yapıyor.
Kazı çalışmalarının ilk etabını tamamlamak üzere olan ekibin elde ettiği yeni bilgilere göre, neolitik dönemde bölgede bulunan insanların sanıldığı gibi küçük gruplar halinde yaşamadığı, gelişmiş bir sosyal düzene sahip oldukları belirlendi. Günümüzden 12 bin yıl öncesine, çanak çömlekçiliğin henüz bilinmediği taş çağına ait bu kalıntılar, Anadolu'da yerleşik hayata geçen insanların ileri düzeyde mimari çözümler üretebildiklerini ve dinsel törenler için düzenli aralıklarla bir araya geldiklerini gösteriyor. Prof. Schmidt, bu yıl yuvarlak planlı yeni bir tapınak alanı bulduklarını, merkezinde önceki yıllarda ortaya çıkarılan dikilitaşların benzerlerinin yer aldığını kaydett
**
Göbeklitepe’de 12 bin yıl öncesine ait insan heykeli
DünyanIn en eski tapınma amaçlı kalıntılarının bulunduğu Göbeklitepe, arkeoloji ve bilim dünyasını şaşırtmaya devam ediyor.
Göbeklitepe’deki son arkeolojik kazılarında, günümüzden 12 bin yıl öncesine (neolitik dönem) ait insan heykeli, kireç taşından şekillendirilmiş yaban domuzu, tilki ve kuş kabartmalarıyla çakmak taşından yapılmış çok sayıda ok ucu bulundu. Kazılara başkanlık yapan Prof. Dr. Klaus Schmidt, "Bulunan heykel, birkaç yıl önce Balıklıgöl yakınlarında tesadüfen bulunan neolitik döneme ait heykeli andırıyor. Alt kısmı bir kaidenin üzerine oturtulmak üzere yuvarlatılmış heykeli, Şanlıurfa Müzesi’ne teslim edeceğiz" şeklinde konuştu. Kazılardan elde edilen yeni bilgilere göre, neolitik dönemde bölgede bulunan insanların sanıldığı gibi küçük gruplar halinde yaşamadığı, gelişmiş bir sosyal düzene sahip oldukları belirlendi.
Hürriyet Gazetesi'nden …
Mehmet Güldaş (A.A.) - Şanlıurfa'da dünyanın en eski tapınma amaçlı kalıntılarının bulunduğu Göbeklitepe'de arkeolojik kazı çalışmalarında, günümüzden 12 bin yıl öncesine (neolitik dönem) ait insan heykeli, kireç taşından şekillendirilmiş yaban domuzu, tilki ve kuş kabartmalarıyla, çakmak taşından yapılmış çok sayıda ok ucu bulundu.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından, Şanlıurfa'nın kuzey doğusundaki Örencik köyü yakınlarında 14 yıldan bu yana yapılan kazı çalışmalarına, Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü'nde (DAI) görevli Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlık yapıyor.
Kazı çalışmalarında, Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi ve Ankara Etnografya Müzesi'nden arkeolog Nejat Atar'ın yanı sıra 15 Alman arkeolog ve asistan ile Örencik köyünden 60 işçi katılıyor. Kazı ekibi, 7 Nisanda başlayan ve bir hafta sonra tamamlanacak birinci etap arkeolojik kazı çalışmalarının ardından, eylül ayında ikinci etap kazı çalışmaları için yeniden bölgeye gelecek.
Kazı çalışmalarının ilk etabını tamamlamak üzere olan ekibin elde ettiği yeni bilgilere göre, neolitik dönemde bölgede bulunan insanların sanıldığı gibi küçük gruplar halinde yaşamadığı, gelişmiş bir sosyal düzene sahip oldukları belirlendi.
Günümüzden 12 bin yıl öncesine, çanak-çömlekçiliğin henüz bilinmediği taş çağına ait bu kalıntılar, Anadolu'da yaşayan ilkel insanların mimari yetenekleri olduğunu ve dinsel törenler için düzenli aralıklarla bir araya geldiklerini gösteriyor.
YENİ TAPINAK ALANI
Göbeklitepe Kazıları Bilimsel Başkanı Prof. Dr. Klaus Schmidt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki kazı çalışmalarında yeni bir tapınak alanı bulunduğunu söyledi.
Schmidt, yuvarlık planlı dairesel alana sahip alanın merkezinde önceki yıllarda gün yüzüne çıkarılan dikili taşların benzerlerinin yer aldığını kaydetti.
Yeni tapınak alanında duvar boyunca kaya levhalarının bulunduğunu ve bu yapıların hiç bir tahribata uğramadan günümüze kadar ulaşabildiğini aktaran Schmidt, ''Bu alanda taban seviyesine ulaşıldı ve tabanın çok sağlam olduğu görüldü. Bu çok sevindirici bir gelişme'' dedi.
Göbeklitepe'de yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda sürdürülen kazı çalışmalarında şu ana kadar çapları 8 ile 30 metrekare arasında değişen 6 ayrı tapınak alanı bulunduğunu ifade eden Klaus Schmidt, kazı çalışmalarının önemli buluntuları arasında büyük boyutlu dikili taşlar ile bunlar arasındaki yaban domuzu heykelinin yer aldığını kaydetti. Bu yıl yapılan kazı çalışmalarında 2001 yılında ortaya çıkarılan ve yerden yüksekliği 5 metre olan ''C yapısı'' adlı tapınak alanında da ilk kez taban seviyesine kadar ulaşıldığını belirten Prof. Dr. Schmidt, şunları söyledi:
''Sonuçlar ilginçti. Tabanın direkt ana kaya üzerine yapıldığını kanıtlamış olduk. Ayrıca ana kayanın oyularak, dikili taşın yerleştirildiğini tespit ettik. En önemlisi kaya üzerine bırakılmış 3 adet adak kabı ortaya çıkarıldı. Kireç taşından şekillendirilmiş bu kaplar da zarar görmemiş.''
Günümüzden yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait buluntuların, avcı toplayıcı yaşam tarzı sürdüren yöre halkının çevrede yetişen bitkileri toplaya-ak ya da avladıkları hayvanlarla beslendiklerinin belirlendiğini dile getiren Schmidt, şöyle devam etti:
''Neolitik çağda Göbeklitepe'de yaşayan insanların tam olarak neye tapındıkları bilinmiyor. Ama anıtsal mimari incelendiğinde neolitik dönemde bölgede bulunan insanların sanıldığı gibi küçük gruplar halinde yaşamadığı, gelişmiş bir sosyal düzene sahip oldukları belirlendi. Göbeklitepe'de anıtsal bir mimariyle karşılaştık, bunu yapabilmek için büyük gruplar halinde hareket etmeleri gerekiyor. Ayrıca buradaki insanların organizasyon kabiliyetlerinin de daha iyi olduğu sonucuna ulaştık.''
BALIKLIGÖL HEYKELİNE BENZİYOR
Prof. Dr. Schmidt, Göbeklitepe kazı alanında ilk kez bu yıl neolitik döneme ait 65 santimetre uzunluğunda bir insan heykelinin bütün halde çıkarıldığını da bildirdi.
''Bu kadar iyi durumda bir insan heykelini ilk kez çıkardık'' diyen Schmidt, daha önce bulunan birkaç heykelin kırık parçalardan oluştuğunu ifade etti.
Göbeklitepe kazı alanında iki gün önce bulunan heykelin ağzının açık, gövdesinin ön bülümünde birleşen kolları ile omzunun çok belirgin olduğuna değinen Schmidt, ''Kazı çalışmaları sırasında bulunan heykel, duruşuyla, birkaç yıl önce Balıklıgöl yakınlarında tesadüfen bulunan neolitik döneme ait Balıklıgöl heykelini andırıyor. Alt kısmı bir kaidenin üzerine oturtulmak üzere yuvarlatılmış heykeli, sergilenmek üzere Şanlıurfa Müzesi'ne teslim edeceğiz'' şeklinde konuştu.
Balıklıgöl yakınlarında altyapı çalışması yapan belediye ekipleri tarafından 1992 yılında tesadüfen bulunan neolitik döneme ait insan boyundaki erkek heykeli, 2005 yılından bu yana Şanlıurfa Müzesi'nde sergileniyor.
YERLİ VE YABANCI BASININ İLGİSİ
Prof. Dr. Klaus Scmidt, Göbeklitepe'ye iki yıldan bu yana Türkiye'den ve Avrupa ülkelerinden çok sayıda ziyaretçi ile basının ilgi gösterdiğini ifade etti.
Almanya'nın popüler bilim dergisi GEO ve Der Spiegel ve ZDF gibi yayın organlarının geçen yıllarda bölgede çekim yaptıklarını hatırlatan Schmidt, bu yıl İngiliz yayın kuruluşu BBC ile Rusya'dan bir televizyon kanalının kazı alanında belgesel çekimi yaptıklarını kaydetti.
Türkiye'den de basın kuruluşlarının her yıl çok sayıda haberi kamuoyuna ulaştırdığını aktaran Schmidt, ayrıca kazı dönemi boyunca yerli ve yabancı çok sayıda turistin Göbeklitepe'yi ziyaret ettiğini kaydetti.
GÖBEKLİTEPE
Neolitik döneme ait yerleşim birimi Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın 18 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında bulunuyor.
İlk kez 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nden görevlilerin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmalarını, 1995 yılından itibaren Şanlıurfa Müzesi ve Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ortaklaşa yürütüyor.
Şu ana kadar gerçekleştirilen çalışmalarda, neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü ''T'' biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve çakmak taşları bulunmuştu. (A.A.)
******************************************************************************