Göbekli Tepe ve Günümüz Toplumları

 


Sayın Klaus Schmidt’in  Göbekli Tepe- En eski Tapınağı Yapanlar” başlıklı, oradaki kazılardan elde edilen  bulgular hakkında  bilgi veren ve yorum denemelerinde bulunan değerli kitabını henüz satın aldım ve okumaya başladım. Bu nedenle  konumuzla ilgili erken hükümlerde bulunurken dikkatli olacağım...

Bununla birlikte “Göbekli Tepe”nin tarih yazımını yeni baştan ele almayı gerektiren bir önem taşıdığı oldukça açık görünüyor. Burada, üstü kapalı “ilk tapınak”, “İlk uygarlık” gibi nitelemeleri, belki yayıncı sunum tarzına veya arkeologlarımızın o büyük coşkusuna bağlamak yerinde olur. Çünkü Göbekli Tepe bulgularının kendisi, zaten “Göbekli Tepe”nin bir  “ilk” olamayacağını yeterince göstermektedir  ve genel olarak “ilk” sözcüğünün, toplumların kültürel gelişim sürecini doğru tarzda anlatamayacak olduğundan yola çıkmamız lazım. Truva bulgularından beri, “ilk”lere artık kulağımızın alışık olması lazım…

 

 

Göbekli Tepe, sadece gelişkin bir taş işçiliği düzeyini yansıtıyor olduğu için “ilk … olamaz” demiyoruz…Fakat bundan daha önemli olan şey, Göbekli Tepe’de karşılaştığımız uygarlığın, toplum birimleri çok açık bir şekilde, daha o zamandan “hayvan totemler” arasında bölmüş olması; böylece “ölü yamyamlığı” uygulamasını toplum birim üyelerinin elinden almaya başlayıp , gerçekten hayvanlara, “kurda, kuşa yem etme”ye yönelmiş olabilmesidir.

 

Bay Klaus Schmidt ve ekibini “Göbekli Tepe”nin bir yerleşim alanı değil de, tapınım ve hatta daha çok bir “mezar”lık , “eti senin/kemiği benim” kuralı uyarınca ölülerin etlerinin   (önce “yabancı toplum birim” üyelerine ve giderek de onlarla eşitlenerek gerçek  yırtıcı hayvanlara sunulduğu ) bir “sessizlik kulesi”/Dakhma türü bir kutsal sunum alanı olduğunu saptayabildikleri için kutlamak gereklidir.

 
 

Her ne kadar bay Schmidt, farklı olasılıklar arasında dolaşıyor olsa da, sonunda gelip şunu diyebilmiştir:

 

“…Nevali Çori yaşayanların yeriydi, Göbekli Tepe ise ölülerin…” (sy:145) (Arkeoloji ve sanat yayınları..)

 

Bay Schmidt’in çalışmasında  – şimdilik bir ilk okumaya bağlı olarak söylediğime dikkat çekerim…-- yine de Göbekli Tepe bulguları ile günümüzün dinsel/sosyal yapıları arasında gerekli bağları yeterince kurmuş olduğunu söyleyemiyoruz.  Onu, Avesta/Ahura Mazdacılık bağlantılarını kurduğu noktalarda yürekten kutluyorum, ama,  saf halleriyle bu  önemli bulguları, adım adım günümüzün inanç ve uygulama temelleri olarak bağlantılandırmak gerekecektir.

 
 

Bu noktada Göbekli Tepe, Nevali Çori ve öteki yakın yerleşim bulgularındaki “hayvan” totemlerin  dikkatli bir sıralaması ve tasnifi, bize derhal, hayvan totemlerin hiç de gelişigüzel seçili olmadığını; bu toplulukların yaşamında daha sonraki ittifak süreci içinde “kartal başlı, aslan pençeli, kuzgun kanatlı, vb. vb..” hibrid/melez totemler çıkmadan önceki saf halleriyle, saf aslan, saf tilki, saf kartal, saf tavşan, saf domuz, saf turna, saf ördek, saf ceylan, saf boğa, saf kertenkele, saf yılan… vb. olarak bulunuyor olduklarını saptamamız gereklidir. Bu noktada, ilgili topluluklar için , “insan”lıktan çıkıp “hayvan” totemlere ayrışma/ayrıştırılmalarının görece başlangıç döneminde bulunuyor olduklarını söyleyebiliriz.

Burada seçilen “hayvan” totemler hiçbir şekilde tesadüf olamazdı. Gerçek dünyadan seçilmiş olmalıydılar ve bu hayvanların özellikleri, toplum birimlerin karşılıklı ittifak ilişkisinde takınmaları gereken tutumlara uygun olmalıydı. Eski topluma, günümüzün uzay çağı bilgilerine sahip olmadıklarından yola çıkarak “cehalet” suçlaması getirmek, oldukça anlamsız da olsa, mümkün... Ne var ki, eski toplumun hayvan/bitki totem ayrışmasını severek ve gönülden dileyerek yapmalarının nedenini “cehalet”de arayanlar, buna ilişkin “incir çekirdeğini” dolduracak ikna edici bir açıklama yapabilmiş değildirler. Sadece bir tek soru, “neden o hayvan değil de şu hayvan” sorusuna, ne bilim dünyamızın ünlü beyinleri, ne de ilahiyatçılarımızın meşhurları yanıt verebildiler! Birisinin “cehalet” argümanı, ötekinin “anlamını Allah bilir”  amentüleriyle tamamlandı…

 

 
 

Bitki ve Hayvan Totem’in eski insan toplum birimleriyle gerçek ilişkileri o denli fazladır ki, Museviliğin “Çekirge” gibi böcekleri “Ceylan eti yer gibi” yemeyi öğütlediği halde, “Deve iğrençtir, yenilmez” demesini başka türlü açıklayamayız. Köpek yemeyi kutsal görev addeden bir topluluğun, Ceylan’ı veya Horoz yemeyi yasaklamasında da  temel yaklaşımı buluruz: Çünkü ,Domuz’u, Deve’yi, Ceylan’ı, Horoz’u… yemeyi yasaklayanlar için, yasaklanan gerçekte “Domuz totemli topluluk üyeleri”nin yenilmesi ; Deve totemli topluluk üyelerinin yenilmesi ; Horoz totemli topluluk üyelerinin yenilmesi…..idi. Buna karşılık, kendi toplum biriminden olmadığı için ve eski toplumsal ilişkiler uyarınca “düşman” olarak yemesi de gerekli olduğu için “çekirge” totemli topluluk üyesini yeme anlamında—giderek insan=çekirge eşitlemesi içinde --  çekirge yemek üstelik sevap  haline dönüşecektir..

 


 
 

Eski toplulukların karşılıklı ilişki yapıları içinde  kurban sunan topluluklar, hiç olmazsa insan kurban sunumundan kurtulabilmek için, “Koç,Koyun,Kuzu” olmayı, “Buğday, arpa, Fasulye, Bezelye” olmayı; Zeytin, Hurma, Palmiye, Elma, Fındık, Fıstık, Üzüm.. vb. olmayı seçerlerken ( bu ürünler  oralarda oturan toplulukların  doğal özelliklerine de uygun olmalıydı); kendilerine kurban sunulan ve yiyici olan toplum birimler ise Aslan, kaplan, çakal, akbaba, kartal, kuzgun.. vb.  olmalıydılar! 

 

 
 

Göbekli Tepe verileri, o aşamada  toplum birimlerin sadece  veya daha çok Hayvan totemlerle sınırlı olduklarını gösteriyor…

 
 

[ [ Tevrat’ın Yaratılış anlatımına göre, tarihin bu bölümünü yeniden  anlamaya çalışmak gerekecek.. Çünkü “ Aşur”, aslında “Toprak” yani tarımsal alandı ve “Kazma” yani  kaba saba – kültürsüz tarımcı Adem// Tek bir Adem yoktur..Her farklı topluluğun bir farklı “İlk oğul”u vardır// çok sonra yaratılmıştı.. Kuran bile bunu kabul eder.. Önce Şeytan vardır ve Adem’in otoritesini pek kabullenmek istemez..Allah’a falan karşı çıkar..]]

 
 

 

 

Mezopotamya topluluklarının bu tür temel tarihsel ve toplumsal özelliklerini tanımadan, ne dinsel uygulama, inanç ve bunları anlatan  kutsal kitap metinlerini  “tanımla”yabiliriz; ne de Anadolu  ve Mezopotamya topluluklarının yazılı  belgelerini… Ne kurban ve sunu kültünü… ne de Din’lerin evrimini ve onlar içinde yer alan bir dizi eski işaretin anlamlarını..

 
 

Müslümanların hala’larının niye Hurma olduğu; İsa ile neden “küçük güvercin”, “Kuzu”, “Asma üzümü”, “Nar” , “Sıpa” , “Zeytin” vb. arasında bağlantı kurulduğunu…

 
 

Dinsel jargonda hayli yeri olan Turna”nın, Akbaba’nın, Aslan’ın, İt’in, Eşeğin, At’ın oralarda ne aradığını da…

 
 

Yaşar Nuri Öztürk gibilerinin “evrimci”lerinin dayandığı Bektaşi menkıbelerinin “Mercan’dan Nebat’a, Nebat’tan Hayvan’a, Hayvan’dan İnsan’a…” dönüşme tezlerinin gerçek tarihsel arka planını da…

 

Ve bütün bunların ötesinde, kullandığımız “Burç”ların ilk örneklerinin Göbekli Tepe’de gözlerimizin önünde yükseldiğini  görmeden ve bunların anlamlarını toplumların bugünkü ruh dünyalarına kadar taşımadan ve  toplumsal davranış psikolojilerinde 10 bin yıldan fazla  zamandan önce yer etmiş değerlerde bulamadan, bilim dünyamız da, siyaset dünyamız da tek ayağının üzerinde topallamaya devam edecek görünüyor...

 

Dileyelim çok uzun sürmesin!

 

 Safa Kaçmaz

 

 

 

**

 

1)  Klaus Schmidt .Göbekli Tepe/ En eski Tapınağı Yapanlar, Arkeoloji ve Sanat  Yayınları

 

 

 

2)Buluntular  arasında  bazı   “mekan”lar bulunduğu  ve bu mekanların yaklaşık 3x4 2x3 m gibi odacıklar olup üst örtülerinin
deri - çalı vb. örtü olabileceği ön görülüyor ve  bu “Mekan”ların zeminin ise öğütülmüş kalker tozu ve kırıkları ile karıştırılmış bir harç ile düzletilmiş olduğu söyleniyor.. Bu bilgiler oldukça  önemlidir. İlerde ele alınması gerekiyor.

 

 

 

3) Bu arada  “animizm” ile ilgili eski bilgilerin de artık gözden geçirilmesi ve aşılması gerekli görünüyor…

4) Resimler için  :

http://www.smithsonianmag.com/multimedia/photos/?c=y&articleID=30706129&page=1

 

 

*************

 

 

Göbeklitepe: "Medeniyet tarihi değişebilir"

Göbeklitepe Kabartmalarında Hayvan Totemler

Totem Hayvan-Bitki'den Burçlara...

Gürcütepe'de Öküz,Ceylan,Domuz,Tilki,Eşek Buluntuları Göbekli Tepe'nin Akreb'inden Akrep Burcuna...  

12 Bin Yıl önce Anadolu :Göbeklitepe

 

Hayvan-Bitki totem adları ile Tanrı-ça adları arasındaki ilişkiler

"Antropoloji":Kurban-Sunu ve İnsanbilim -2

Hayvan-Bitki totem adları ile Tanrı-ça adları arasındaki ilişkiler

 

 

***************************************************************************

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !