Anasayfa / Genel / Eski Ahit'te "Kutsal Erkek Fahişeliği"

Eski Ahit'te "Kutsal Erkek Fahişeliği"

05.12.04

 

Sümer-Babil  “kutsal kadın fahişeliği” kurumuyla ilgili incelemelerimiz bizi yeni bir konuyu daha ele almaya zorlar; “kutsal erkek fahişeliği” kurumunu...

 

Karşılıklı toplu evlilik biçiminden, kadın ve erkeğin bireysel evlilik dönemine geçiş sırasında, Sümer-Babil toplumlarında, yerli  kadınların yabancı toplum birim erkeklerine karşı eski cinsel yükümlülüklerinin, sadece bir bölüm vakfedilmiş kadın aracılığıyla yerine getirilebilmesini de sağlamış olan “kutsal kadın fahişeliği”nin temelleri pek doğru konulmamış olsa da, yine de üzerinde epeyce söz edilmiş bir konuydu. Buna karşılık, aynı topluluklarda, kutsal erkek fahişeliği biçimiyle varolmus gibi görünen bir başka kurumun varlığı ve anlamı ,‘fuhuş yapan kadın ve erkek’ gibi tercüme genellemelerinin azizliği arasında yitip gitmiş görünüyor.‘Fuhuş yapan kadın ve erkek’ türü ifadeler, bir erkeğin kadın ile fuhuş yapmasını da anlatmak  için ve şeklinde kullanıldığı ( daha çok öyle anlaşıldığı) için, bağımsız olarak “erkek fahişeler” kurumu bütünüyle karartılmış, unutulmuş ve en fazla erkek homoseksüelliği olarak yansıtılmıştır.

 

Her iki cinse bağlı olarak şekillenen kutsal fahişeliğin sadece kadın yanını ele almakla yetinme tutumunda, erkek fahişeliğinin toplumsal anlamının farkına varılmamış olması kadar, “erkeklik şerefi”nin kaybedilme korkusunun payı da olmuş olmalı.

 

Fakat eski toplumun sahne perdesi bir kez açılınca, oyuncularımız arasında artık bir ayrıcalık güdemeyiz...

 

Sümer-Babil geleneğine dayanan topluluklarda, kutsal fahişeliğin sadece kadına değil, aynı zamanda erkek cinsine ilişkin bir kurum olarak da kullanılmış olduğunu gösteren ve  kutsal fahişe kadın’ ve ‘kutsal fahişe erkek’ biçimiyle ifade edebileceğimiz tanımlara, Eski Ahit’te, Musa döneminde, rastlıyoruz:

 

"İsrail kadınları arasında kutsal fahişe kadın olmayacak;

İsrail erkekleri arasında kutsal fahişe erkek olmayacak."

 

"İl n'y aura pas de courtisane sacrée parmi les filles d'Israël; il n'y aura pas de prostitué sacré parmi les fils d'Israël."

(Eski Ahit.Yasalar. 21/22)

 

Kadın ve erkek homoseksüelliğinin, birey’e ait ruhsal ve patalojik yanlarının incelenmesini uzmanlarımıza bırakalım… Eski toplumun, erkek ve kadın homoseksüelliğini, doğadan gelen bir olgu olarak hazır bir şekilde bulmuş olup olmadığını da tam bilmiyoruz. Hiç bir toplum, hiçbir tarihte, sosyal kurumlarını kurgu yoluyla var etmemiş ve edemez olduğuna göre, eski toplum, bir şekilde varlığını saptamış olduğu homoseksüel ilişki türlerini ya yasaklamış veya bunları destekleyerek var olan sisteminin destekleyici unsurları olarak kullanmaya çalışmış olmalıydı. Erkek ve kadın homoseksüelliğinin eski Yunan ve Latin kültüründe, “doğurganlığın engellenmesi” ve-ya “vatandaş” sayısının sabit tutulması amacıyla da özendirilmiş ve yönlendirilmiş olabileceğini düşündüren yanlar bulunmaktadır.(1)

 

Eski Yunan ünlü şahsiyetlerinin çoğunda karşımıza çıkan homoseksüel ilişkilerin gerisinde, eski Yunan site devletlerinin ‘vatandaş’ sayısını sabit tutmaya yönelik özendirici uygulamalarının payı olmuş gibidir. Bazı Arap topluluklarında “oğlancılık” biçimiyle karşımıza çıkan uygulamaların özellikle yaygın olması, homoseksüelliğin bu toplulukların tarihinde, kendileri tarafından özendirildiğinin de bir işareti gibi ele alınabilir. Eski Yazılı Yasalar’la, Sümer-Babil gelenekli toplumlarda, erkek homoseksüel ilişkilerin, hem yasaklandığını ve fakat hem de bir ceza unsuru olarak kullanılmaya devam edilmekte olduğunu görüyoruz:

 

"§ 19)- Eğer bir adam ... (erkek) arkadaşı hakkında (gizli dedikodu yaparak): ''onunla devamlı olarak yattılar'' (derse) veya (bir) kavga esnasında (açıkça) başka insanların önünde: ''seninle birçok defalar yattılar, seni suçlayacağım'' derse,(fakat) delil (göstermeğe) muktedir değilse, ispatlayamazsa, o adama sopayla 50 defa vuracaklar,bir bütün ay boyunca kıralın işini yapacak, saçını (veya sakalını) kesecekler ve bir talent kalay ödeyecektir.

 

§ 20)- Eğer bir adam (erkek) arkadaşıyla yatarsa, onu suçlarlar ve ispat ederlerse, onunla (başkaları da) yatacaklar ve  hadım edeceklerdir.” (Assur Yasaları)

 

Anlaşılmaktadır ki, Musa dönemi öncesinden itibaren, Asur’da da,‘erkek erkeğe yatmak’ bir ‘yasak’ konusu olmaya başlamıştı. Kendisiyle yatılan erkeği hesaba katmayan ve cezalandırmayan Assur yasa hükmünün, yatan erkeğin suçuna karşı öngördüğü cezanın ‘hadım edilmesi’ ve ‘onunla başkalarının yatması’ biçiminde formüle edilmiş olması, homoseksüelliğin eski toplumda ‘hadım’lıkla olan ilişkisini gösteriyor. Eski yasalardaki cezaların, genellikle daha önceki dönemlerin kutsal uygulaması olduğuna değinmiştik. Hadımlık, eski toplumda, erken dönemde, var olan kurulu akrabalık düzenini bozmamayı sağlamak amacıyla, bunu bozacağı düşünülen kadın veya erkek evladın, evlenmesi ve döl sahibi olabilmesi (dolayısıyla mirasçısının ortaya çıkışı ile)  ihtimali ile ilişkili bir konu olarak ele alınıyor olmalıydı. “Kısırlaştırma” veya “Kısır kabul etme”, “hadımlaştırma”, “hadım kabul etme”, söz konusu erkek veya kadın-kız evladın evliliklerinin ortaya çıkarabileceği sorunlarla karşılaşmak istemeyişin bir çözüm biçimi olmuş olmalıdır. Sonraki Hıristiyanlığın dayandığı tapınak ve manastır geleneğinde evlilik yasağına tabii olan erkek ve kadın dini görevlilerin gerisinde, böyle bir hadımlık, kısırlık ve homoseksüel ilişki geleneği bulunmaktadır. Muhammed’in çok karılılığının kutsal bir yan taşıyor olması, Vatikan Papa’sına “evlilik yasağı” biçimiyle yansır ve eski Sümer-Babil tapınak düzeninde yer alan kutsal Rahibin hadım özelliğini yansıtır. Abram’ın  Abraham olmak; Musa’nın Musevi’lerin başına geçebilmek için yaptıkları ilk işlerden birisi olan, kendilerini, çevrelerini, oğullarını “sünnet” etme-ettirme edimlerinin gerisinde de, hadımlaştırmanın, fallus sunumun sembolik yerine getirilişini görüyor olmalıyız.

 

Musa’nın yasa hükümleri, erkek ve kadın fahişeliğinin kutsal yanını ortaya koyduğu gibi, erkek fahişeliği ile erkek homoseksüelliği arasındaki bağlantıyı da açıklamaktaydı:

 

“Bir kutsal fahişe (kadın)nın toparladığı kazancını veya bir 'erkeğin', 'köpeğin' kazancını, bir adak olarak, Tanrın Rab’bin Tapınağı’na götürmeyeceksin. İkisi de Tanrı’nın gözünde iğrençtir."

(Eski Ahit. Yasalar.21/23)(2)

 

Musa yasaları,"İsrailli kadınlar arasında kutsal fahişe kadın olmayacak; İsrailli erkekler arasında kutsal fahişe erkek olmayacak" derken, Mısır’dan çıkıp giderek yerleşmek istedikleri ‘vaat edilmiş Kenan toprakları’ üzerindeki öteki kavimlerde bu uygulamaların bulunduğunu varsaymakta; onların arasına gittiklerinde, İsrail kadın ve erkeklerinin, bu tür geleneklere uymamalarını anlatmak istiyordu.

 

Musa yasalarında, erkek ve kadın fahişeliğinin kutsal özelliği; ‘Tanri evi’,Tapınak veya Manastır ile olan ilişkisi oldukça acıktır. Anlaşılıyor ki, kadın veya erkek fahişeler, erkeklerle yatmalarının karşılığında aldıkları maddi değerleri, cüzdanlarına atmıyor, tapınak veya manastır’a vakfediyorlardı. Fahişeliklerinin amacı, başlangıçta, kutsal bir ödevin yerine getirilmesi idi. Her ne kadar, Musa yasaları, kadın ve erkek fahişenin, yattıkları erkeklerden aldıkları karşılığı;  ‘fahişenin kazancı’, ‘köpeğin ücreti’, ‘köpeğin satış fiyatı’, ‘fahişenin mükâfatı’ gibi bireysel kazanç kavramlarına yakın sözcüklerle ifade ediyorsa da, bu noktada, fahişelik, henüz tam olarak kutsallığını kaybetmiş ve bireysel bir meslek haline gelmiş değildi.

 

Eski Ahit’te, kutsal erkek fahişeliği olgusuyla bağı olan bir anlatıma da, Lut ile ilgili olarak verilen bölümde karşılaşıyoruz. Abraham’ın yeğeni olan Lut da peygamberdi. Lut’un ve ‘ailesi’nin aralarında yaşadığı ‘Sodom’ yerleşiminin erkek homoseksüelliğinin yaygın olduğu bir yerleşim olduğu anlaşılıyor. Günümüzde ‘Sodomizm’in erkek fahişeliği, homoseksüelliği anlamında kullanılması nedensiz olmasa gerektir. Lut’a Tanrı tarafından ‘iki melek’, ‘adamlar’, ‘elçiler’ (Kuran) gönderildiğinde, akşam olunca, Sodom’un bütün erkekleri, bu gelen  “elçi”, “melek”, “adam”la yatmak istemişlerdi. Lut, Sodom erkeklerinden, “misafirleri” rahat bırakıp iki kızıyla yatmalarını istemiş, fakat bu teklifi kabul edilmeyince, Tanrı, Sodom şehri yıkmıştı. Bu yıkımda, Tanrı Elçisi Abraham’ın kuvvetlerinin aracı olarak kullanılmış olması da mümkün. Böylece kurtarılan Lut da bir dağda yaşamaya başlamış ve iki kızı’yla, onlara yatacak erkek bulunmadığı için, kendisi yatmıştı.

 

Eski Ahit’te,"Sodom'la Gomora'nın Yıkılışı” diye aktarılan bölüm şöyledir:

 

"İki melek akşamleyin Sodom'a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak, "Efendilerim" dedi, "Kulunuzun evine buyurun. Ayaklarınızı yıkayın. Geceyi bizde geçirin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz." Melekler, "Olmaz" dediler, "Geceyi kentin meydanında geçireceğiz. "Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler. Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.

 

Onlar yatmadan, kentin erkekleri, Sodom'un her mahallesinden genç yaşlı kentin bütün erkekleri evi sardı. Lut'a seslenerek, "Bu gece sana gelen adamlar nerede?" diye sordular, "Getir onları da yatalım." Lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı. "Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın" dedi, "Erkek yüzü görmemiş iki kızım var. Size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler."

 

Adamlar, "Çekil önümüzden!" diye karşılık verdiler, "Adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! Sana daha beterini yaparız." Lut'u ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar.

 

Ama içerdeki adamlar uzanıp Lut'u evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar.

 

Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu. İçerdeki iki adam Lut'a, "Senin burada başka kimin var?" diye sordular, "Oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar.

 

Çünkü biz burayı yok edeceğiz. RAB bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu. Kenti yok etmek için bizi gönderdi."

Lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, "Hemen buradan uzaklaşın!" dedi, "Çünkü RAB bu kenti yok etmek üzere." Ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar. Şafak sökerken melekler Lut'a, "Karını ve iki kızını al, hemen buradan uzaklaş" diye üstelediler, "Yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun."

 

Lut ağır davrandı. Ama RAB ona acıdı. Adamlar Lut'un, karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar. Kentin dışına çıkınca, adamlardan biri Lut'a, "Kaç, canını kurtar, arkana bakma" dedi, "Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin."

Lut, "Aman, efendim!" diye karşılık verdi, "Ben kulunuzdan hoşnut kaldınız, canımı kurtarmakla bana büyük iyilik yaptınız. Ama dağa kaçamam. Çünkü felaket bana yetişir, ölürüm. Bakın, şurada kaçabileceğim, yakın bir kent var, küçücük bir kent. İzin verin, oraya kaçıp canımı kurtarayım. Zaten küçücük bir kent." Adamlardan biri Lut'a, "Peki, dileğini kabul ediyorum" dedi, "O kenti yıkmayacağım. Çabuk ol, hemen kaç! Çünkü sen oraya varmadan bir şey yapamam." Bu yüzden o kente Soar adı verildi.

 

Lut Soar'a vardığında güneş doğmuştu. RAB Sodom'la Gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti. Ancak Lut'un peşi sıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.

 

İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RAB'bin huzurunda durduğu yere gitti. Sodom'a, Gomora'ya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu. Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahim'i anımsamış ve Lut'un yaşadığı kentleri yok ederken Lut'u bu felaketin dışına çıkarmıştı.”(3)

 

Muhammed’in Kuran’da ," Lut onlara: ‘Aman ha, onlar benim konuklarımdır; artık beni rezil etmeyin’ dedi”

(Hicri Suresi, 68. Ayet)

 

biçiminde aktardığı bu olayda, Sodom’luların yönlendirilmiş erkek homoseksüelliğini ve dinsel erkek görevlilerin kutsal erkek fahişe olarak algılanışını izliyor gibiyiz. Bu “melek”ler basbayağı “adam” ve kutsal fahişe erkek olmalıydılar ki, Sodom erkekleri onlar üzerinde hak iddia edebiliyorlardı..

 

Erkek kutsal fahişeliği kurumunun açıklığa kavuşturulması ile ilgili bir zorluğumuz, erken Sümer-Babil dönemine ilişkin tabletlerde, açıkça ‘kutsal erkek fahişe’ gibi bir kavramların tam bir açıklıkla bulunmamış olmasından da gelmektedir. Bu, belki de, tablet dönüştürmelerindeki hatalara bağlı bir konudur. Muhtemelen bu erkek fahişeler ve kurumları, “köpek”, “sinek” gibi kavramlar arkasında yerlerini çoktan almış durumdaydılar ve  “köpek” kavramını köpek; “sinek” kavramını sinek olarak algılayan uzmanlarımız bunları saptayamamış olmalıydı. Bu bakımdan, hiç olmazsa düşünde, Enkidum’la “o bir kadın imiş gibi yatan” Gılgamış anlatımlarında, Enkidum’un, “kırın adamı”, “kazmanın adamı”nın böyle bir yanının olduğunu hissediyoruz. Musa döneminde erkek fahişelik olgusunun kutsallığının sürüyor olması ve ‘kutsal erkek fahişe’ türü tanımların açıkça kullanılması, bizi, kavramsal yönden, bu olgunun, pek kolay olmasa da, Sümer-Babil yazıtlarındaki izlerini bulma çalışmasına sevk etmektedir.(4)

 

Musa kanunlarında kutsal erkek fahişelerden ‘erkek’ anlamıyla ‘köpek’ deyimi kullanılmaktaydı. Kutsal tufan anlatımlarında ve başka tabletlerde, birkaç kez, ‘sinek’ deyimiyle karşılaşmıştık; tanrılar, sunuların üzerine ‘sinekler gibi üşüşüyor;  ay Kramer’in ‘ilk akvaryum’ olarak yorumladığı, bazen, öteki uzmanlarımızda ‘kabare’ vb. olarak rastladığımız, kutsal aşk evi (tapınak) ile ilgili olan ilahilerde de, “hiç bir sinek içki yerine saldıramaz” vb. biçimlerinde ifadeler yer alıyordu. Muhammed’in “kutsal sinek”leri ile de ilgili olması gereken bu ‘sinek’ , bir hayvan cinsinin tanımından daha farklı bir değer taşıyor gibiydi:

"Evinde hiçbir sinek içki yerine saldıramaz,

Evin girişine(esiğine) beğenmeyen (?uygun olmayan) ayak basamaz"…

 

Burada söz konusu olanın “kişi”ler olduğu, “kişi”ler ile ilgili bir sıralama yapıldığı anlaşılıyor. Araplar arasında kullanılan ‘sinek’ kavramı, zob, sinek’i anlattığı gibi, ‘büyük erkek cinsel organı’nı da anlatmaktadır. Günümüz Musevilerinde de ‘zwuvve’ kelimesi benzer anlamda kullanılmaktadır. Eğer ilahilerde kullanılan ‘sinek’ kavramının erkek cinsel organı ile bir bağlantısı var ise, kutsal adak alanlarında, kutsal aşk evinde durmadan karşımıza çıkanların ‘sinek’ler değil de, kutsal görevli ‘büyük penis’, belki ‘kesilmemiş penis’i,’üretken bey’i adlandırıyor olması mümkün görünüyor. Şimdiki kıskanç kocanın sakındığı “erkek sinek” cinsinden!... "Kesilmemiş, ulu penis’in karşıt yanında ise, ‘kesilmiş’lerin, hadım edilmişlerin bulunması doğaldı.

 

Sümer-Babil tabletlerinin dikkatli yeniden gözden geçirimi, bu topluluklarda olmuş olması gereken ‘kutsal erkek fahişe’ tanımlarının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Şimdiden şurası acıktır ki, Sümer-Babil yaratılış anlatımlarında, daima, ‘hadım’, ‘ne erkek ne kadın’, ‘hem erkek hem kadın’, ‘cinsiyetsiz yaratık’ biçimlerinde çevirebileceğimiz türden yaratıklar, hem de kutsal fahişelik hiyerarşisi içinde, bulunmaktaydı.

 

Öte yandan, kesin olarak biliyoruz ki, Sümer-Babil tapınaklarında, Hadım edilmiş erkekler, önemli dinsel görevlerin sahibi idiler. Hadım erkek, bu topluluklarda o denli önemli idi ki, Nuh’un tanrısı Ea, daha  ‘yaratılış’ sırasında ‘Asinnu’ veya “Kulu’u”yu yaratmıştı. Bu, bir tür ‘kadınımsı erkek’ti. Tanrı ile tanrıçaların kutsal evlilik törenlerinde karşılaştığımız, Kurgaru ve Assinu, İştar-İnanna’ya vakfedilmiş, hadım dini görevliler idi. Kurgaru kelimesinin ‘burulmuş’, ‘kesilmiş’, ‘hadım edilmiş’ rahip anlamına geldiğini biliyoruz. Assinu ise, daha çok ‘kadınımsı erkek’ anlamına geliyordu. Kutsal fahişe erkeklik yapan ve erkeklerle yatanın bu “Assinu” olması mümkündür. Bunlar erkekliklerini, kutsal fahişe tanrıçaya vakfettikten sonra (ki bu herhalde cinsel organının kesilmesi ve-ya daşak burulması biçimiyle oluyor olmalıydı ki, “çük ve-ya daşak yeme” üzerine sevgi belgisi sözler günümüzde bile Türkiye’de varlığını sürdürmektedir ) kadın elbiseleri giydikten sonra, kutsal şölenlere dans ederek, kaval çalarak katılıyorlardı.

 

Lut’a gelen ‘meleklere’ yeniden dönersek, bunların Tanrı elçisi kutsal şahıslar olması ve Sodom’un bütün erkeklerinin Lut’un evinin önüne toplanarak bu ‘meleklerle’, ‘kutsal elcilerle’ yatmak istemeleri, bütün Sodom’lu erkeklerin sadece erkek düşkünü olmalarıyla açıklanamaz. Daha doğrusu, Sodomluların erkek düşkünlüklerinin ve Lut’un kızlarıyla yatmak istememelerinin sağlam bir  nedeni olmalıydı. Sodom’luların dinsel görevli erkeklerle yatmak için kendilerinde bir hak ve onlarla yatma olayında bir kutsiyet buldukları da anlaşılıyor. Bu topluluk, görünüşe göre, erkek homoseksüelliğine yönlendirilmiş bir topluluktu ve “İbn’ullah” kategorisinde olan dinsel görevliler ile cinsel ilişkide kutsiyet varsayıyor olmalıydılar. Bu “Melekler”, “tanrı evladı”, İbn’ullah’lar olmalıydı.

 

Eski toplum, önceki akrabalık ilişkisinden yeni bir akrabalık ilişkine doğru geçiş sürecinde, evlatların ana toplum birim aidiyetinden baba toplum birim aidiyetine doğru geçişleri sırasında, bu evlatların yeni akrabalık sistemine göre, aidiyet, evlilik ve miras ilişkilerinin doğuracağı önemli sorunlardan kaçınabilmek için, geçici çözüm biçimleri üretir. Bu tür sorunların neler olabildiğine işaret etmiştik. Hadımlık, kadın biçimli erkeklik ve erkek fahişeliği, sünnet etme, erkek biçimli kadınlık kurumlarının gerisinde, eski toplumun, zorlu ve zorunlu geçiş döneminin uygulamaları ve çözüm biçimleri bulunmaktadır.

**** 

(1) Halikarnas Balıkçısı’nın, yazılarında, Lezbiyenlik ile Lesbos adası arasındaki ilişki bağıntısında, kadın homoseksüelliğinin özendirildiğine dair fikirler ileri surmuş olduğunu anımsıyorum.

  

(2): Eski Ahit’in farklı tercümeleri konuyu daha iyi izlemek için yararlı olabilir:..

 

(3) Lut’un hikayesinin hemen devamında,onun kızları ile yatışı anlatılır:

"Lut ile Kızları

Lut Soar'da kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti. İki kızıyla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı.

Büyük kızı küçüğüne, "Babamız yaşlı" dedi, "Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok.

 

Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım."

 

O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi.

 

Ertesi gün büyük kız küçüğüne, "Dün gece babamla yattım" dedi, "Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat."

 

O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.

 

Böylece Lut'un iki kızı da öz babalarından hamile kaldı.

Büyük kız bir oğlan doğurdu ve ona Moav adını verdi. Moav bugünkü Moavlılar'ın atasıdır.

 

Küçük kızın da bir oğlu oldu ve adını Ben-Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular'ın atasıdır.”

 

(4):Kutsal kadın fahişeliğinin, tapınak ve manastır hücre rahibeliği ile sokak kadınlığı biçiminde ayrışması tamamlandıktan sonra bile, kutsal kadın fahişeliği bu toplumlarda değişik biçimlerde etkisini sürdürmeye devam etmiştir.

 

Muhammed’in,  "Dünya hayatının geçici varlığını kazanacaksınız diye, sakın namuslu kalmayı dileyen cariyelerinizi fuhuşsa zorlamayın.”( Nur Suresi,33. Ayet) biçimindeki sözleri, Arap toplumunda fuhşun, hiç olmazsa, cariyeler üzerinden devam ettirildiğini gösteriyor. Peygamberin sözlerinden, eğer cariye ‘namuslu kalmayı dilemiyorsa’ fuhuşsa gönderilmesinde kesin bir engellemede bulunulmuyor gibi bir anlam da çıkmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Muhammed sırasında fuhuş henüz bütünüyle yasaklanamayacak kadar kökleri derinlerde bir uygulama idi. Fahişelik kavramı, günümüzde kötülenen bir edimin karşılığı olarak kullanılmakla beraber, dilbilimsel bakımdan kökeni onun kutsiyetini daima üzerinde taşımaya devam etmiştir. Courtisane, prostituée, fahişe gibi kelimeler; kendini yabancı erkeğe veren başlangıçtaki kadının, değerli, aracı olan, bir başkasının yerine gecen gibi anlamlar taşıyarak yola cıkmış bir kadın olduğunu hep anımsatmaktadır. Dilbilimsel bir araştırma, konunun kelime kökleri bakımından da ortaya çıkarılmasına hizmet edecektir.

 

 

Kutsal Evliliğin Kaynakları

Sümer Kutsal Kadınları...

Kutsal Kadın Fahişeliği ve Kutsal Erkek Fahişeliği - 1

Lut'un 'Melek'leri ve Erkek Fahişelik...

 

 Eski ve Yeni Ahit'te Köpek Motifleri

Kutsal ‘Kör’ler, ‘Köpek’ler, ‘Sinek’ler....

Eski Tabletlerde “Sinek” kavramı ve İslamda “Sineğin ‘idrâki’” Konusu 

 

Tufan’larda ‘Köpek’, ‘Sinek’ler…

Yeni Yıl Şenliğinde “Köpek”, “Sinek”...

Erken Tapınaklarda ‘Köpek’, ‘Sinek’...

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!