
Diyanet'in Hurafe Listesi ve bazı hurafelere törpü hareketi...
“Sol elle yemek günahtır”
“Kadınlar örtünmelidir”
“Domuz yemek haramdır”
“Dövme yaptırmak günahtır”….
şeklinde bir dizi “Hurafe Fetva” vermekten hiç çekinmeyen Diyanet İşleri Başkanlığı, yarattıkları dev’le savaşmaya kalkışanlar gibi, dinci çevrelerin aşırılıklarını törpülemek için harekete geçmişe benziyor !
Diyanet Başkanlığı’nın, “karşı çıkılsın” dediği “hurafe”leri açıklarken ortaya koyduğu gerekçe veya açıklamalar ise, büyük oranda “uydurma”lara dayanıyor; yani, kendi deyimleriyle, yeni “hurafe”ler içeriyor.
Mesela “gece tırnak kesmenin günah” olmasına ilişkin geliştirilen “eski zamanlarda karanlık ortamda tırnağın çocuklar tarafından yutulma ihtimali” gibi, 3-5 bin yıl önceki atalarımız için oldukça “hijyenik açıklamaları” bunların başında sayabiliriz.
Aslında “tırnak” üzerine geniş bir “dinsel edebiyat” ve ritüeller toplamı var... Öyle ki, Diyanet’in “gece tırnak kesmeme” gerekçesi olarak gösterdiği çocukların bizzat kendi tırnaklarına ilişkin bile “hurafe”ler var... Ve Diyanet bunu kendi listesinde “Kırkı çıkmamış bir bebeğin tırnaklarının kesilmesi yasağı”na ilişkin "hurafe" bağıntısında yayınlamış.
Bu gibi nedenlerle şimdiden söyleyebiliriz ki, Diyanet görevlilerinin bu tür hatalı gerekçelendirmeler temelinde yürütecekleri anlaşılan bir “Hurafelerle savaş”ı , bilimsel bir yaklaşımın “tırnağı bile olmaz”; hatta, daha da ileri giderek söylersek, “tırnağının kiri bile olamaz”!
Diyanet, eğer “tırnak”la ilgili hurafelere karşı gerçekten mücadele etmek istiyorsa, önce “tırnak” edebiyatının temellerini, oje sürmeye kadar varan tırnağa ilişkin uygulamalarının tarihçesini anlamaya çalışmalı; ve hiç olmazsa, “sol elle ye-me-mek”, “sağ elle tahretlen-me-mek” gibi “fetvaları” yayınlarken sorumlu davranmalıdır.
Ayrıca aşağıda yayınladığı türdeki “liste”lerde, hiç olmazsa “ortak mantık” bulunmasına özen göstermelidir.
*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*
10 Aralık 2008 / 14:58
Diyanet, “21. Yüzyıl Türkiyesi'nde Hurafeler” adı altında hazırladığı kitapta, halkın yanlış bildiği inanışları açıkladı.
http://www.realhaber.com/news_detail.php?id=49269&uniq_id=1246661432
Diyanet, cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmayı, türbe ve yatırlardan medet ummayı, yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağının cami avlusuna bırakılmasını hurafe saydı. Diyanet'e göre nazar boncuğu ve muska takmak, loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak, cami duvarını öpmek, iki bayram arası nikahı uğursuzluk saymak da hurafe.
“BİLGİSİZLİK, HURAFELERİN TUZAĞINA İTER”
Diyanet İşleri Başkanlığı, hurafelere karşı savaş açtı. Halkı hurafelere karşı bilinçlendirmek için kolları sıvayan Diyanet, bu amaçla “21. Yüzyıl Türkiyesi'nde Hurafeler” adı altında kitap hazırladı.
Kitabın giriş bölümünde mantıki tabanı olmayan, gerçek hayatla ilişkisi bulunmayan inanç ve uygulamaların izlerinin tüm dinlerde görülebileceğine işaret edilerek, bilgisizlik, yalnızlık, çaresizlik, zorda kalmışlık, korku, üzüntü, hastalık, sıkıntı ve felaketlerin insanları hurafelerin tuzağına ittiği kaydedildi.
Bilgisizliğin, batıl inanışların, mesnetsiz yorumların ve çarpık anlayışların düşünce dünyasında kök salmasına zemin hazırladığına vurgu yapılan kitapta, “Başkanlığımız, inanç, düşünce ve sosyal hayatımızı etkileyen hurafeler konusuna önem vermiş, toplumu din konusunda ana kaynaklara dayalı doğru bilgi ile aydınlatmayı, dinimizin yasakladığı hurafelerin inançlarımıza karışmaması için gerekli tedbirleri almayı bir sorumluluk kabul etmiştir” denildi.
“NAZAR BONCUĞU HURAFEDİR”
Diyanet, ışıklı ortamların az olduğu zamanda kesilen tırnağın kaybolması ve çocuklar tarafından yutulması, yiyecek-içecek gibi şeylere karışmasının önlenmesi gibi anlamlı gerekçelerle akşamları tırnak kesmenin iyi karşılanmadığını ancak bunun yerini tamamen dini içerikli etmenlere bıraktığını hatırlattı. “Gece tırnak kesenin başına kötü şeyler geleceğini ve günah olduğunu söylemek hurafedir” diyen Diyanet, insanların nazar değmesinden korkarak, nazar boncuğu takmasını, muska taşımasını da hurafe saydı.
“HAYVAN SESİNİ DEPREM HABERCİSİ SAYMAK DA HURAFE”
Kitapta, tabiat olaylarının nedenleri ve eşyaların tabiatındaki özellikler bilinmediği için tabiat olayları veya eşyaya insanlar tarafından farklı anlamlar yüklenildiği ve bazı tepkiler geliştirildiği belirtilerek, “Hayvanların çıkardığı seslerin olumsuzluklara işaret etmesi, ay ve güneş tutulmasının kötülüklere ve gazaba yorumlanması ve bir an önce bu durumun değişmesi için silahla atış yapılması, tenekelere vurularak gürültü çıkarılması da hurafelere önemli derecede kaynaklık etmektedir” denildi.
Diyanet, insanların bazen inanmasalar bile birtakım hurafelere inanıyor görünmelerinin, onları psikolojik olarak rahatlattığını kaydetti. Günlük gazete, haftalık veya aylık olarak yayınlanan aktüel dergilerde mevcut olan fal köşeleri, televizyonda sunulan medyum programlarının, batıl inanç ve hurafelere neden olduğu vurgulandı.
İŞTE DİYANET'İN HURAFE LİSTESİ
Diyanet, toplumda en yaygın olan hurafeleri
“aile, uğur ve uğursuzluğa inanmak, cenaze, şifa, türbe-yatır, hıdrellez, baht açılması, namaz, nazar, dua, adak-kurban, misafir, bayram, sihir-büyü-fal, muska, ay ve güneş tutulması”
başlıkları altında açıkladı.
Diyanet'in “hurafe listesi” şöyle:
- Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı,
- Kuran ve sünnet ile örtüşmediği halde dövme yaptırmak, erkeklerin küpe takması, burçların insan karakterine etkili olduğu inancı,
- Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak,
- Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek,
- Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağını keserek cami avlusuna bırakmak,
- Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,
- Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek,
- Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak,
- Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek,
- Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak,
- Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak,
- Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,
- Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak,
- Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak,
- Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,
- Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak,
- Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak,
- Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak,
- Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak,
- Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi,
- İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak,
- Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak,
- Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak,
- Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir belanın defedileceğine işaret saymak,
- Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,
- Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak,
- Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek,
- Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek,
- Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,
- Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak,
- Camiye girerken cami duvarını öpmek,
- Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek,
- Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek,
- Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek,
- Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak.
Diyanet ve Bardakoğlu..."Derin İslamiyet "
Tanri'nın Dövme ile işi ne ?
Bardakoğlu Papa’da Ne Eleştiriyor?
Papa Türkiye’ye neden geliyor ?
Papa,'Medeniyetler Ittifaki',Huntington
Papa Gelmeden... 'Faturası'...
Medeniyetler Çatışması Ve Medeniyetler İttifakı
Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı-1
Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı-2
Diyanet'in Haram Domuz'la ilgili 'Bilimsel' Açıklamaları...
Kuran'da 'Süs' Kavramının Yorumu..
Islamın Abdest Ediminin Kökenleri hakkında
İslamda Kurban'da Baş Tıraşı Yasağı ve Nedenleri...
Eski Toplumda 'Saç Kesme'..
İslamda Kurban'da Avlanma Yasağı
İslamda Kurban’ın Gerdanlıkları
Diyanet’in 'Kurban' Kavrayışı..
Islamda «kadin, esek ve köpek »in namazi bozmasi
Kutsal Yazilarda ‘Kara’, ‘Kel’, ‘Kör’ Motifleri

