Din Ve Toplum

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:Times; panose-1:2 2 6 3 5 4 5 2 3 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:536902279 -2147483648 8 0 511 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h2 {mso-style-next:Normal; margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:3.0pt; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; page-break-after:avoid; mso-outline-level:2; font-size:14.0pt; font-family:Arial; font-style:italic;} h3 {mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0cm; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; mso-outline-level:3; font-size:13.5pt; font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h2 {mso-style-next:Normal; margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:3.0pt; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; page-break-after:avoid; mso-outline-level:2; font-size:14.0pt; font-family:Arial; font-style:italic;} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Din olarak daha sonra karşımıza çıkan olgu, özünde, yeni yaşam koşullarının gerisinde kalan eski topluluk ilişki yansıtma kurallarının toplamından ve onların bazan yeni koşullara uyarlanmasından başka bir şey değildir.

 

 

 

 

 

Süreç içindeki evrimi, değişik bölge topluluklarında, farklı anlatım biçimleri kazanmış olsa da, din her yerde, birer uydurma, korku ve hayaller toplamı olarak değil, fakat tam tersine, başlangıçta, toplumsal ilişkilerin en gerçekçi ilk hallerinin saptanmış yasaları olarak insan yaşamında yer alırlar.

 

 

 

 

 

Böylece en geri, en 'ilkel' toplulukların bile kutsal ve kutsal olmayan varlıkları, günümüzün yasal ve yasal olmayan davranış biçimlerinden başka bir şey olmayan kurallar toplamı olarak ortaya çıkar.

 

 

Enuma Eliş...'Yaratılış'ın Sümer anlatımı...

 




Aşağıda yer alan  çalışma ile , elbette hem fikir olmadığımız bir dizi temel nokta bulunuyor .


Her şeyden önce "Günümüzün en önemli dinler tarihçilerinden kabul edilen M. Eliade" ın "ilk insanın dindar adam" olduğu ve anlamlı bir dünyanın ancak kutsalın keşfi ile mümkün olabileceği gibi tezler,din fenomenini ve tarihini açıklayamaz.


Aşağıdaki yazıyı, blogumuzda yer alan çalışmalarla birlikte ele almak yerinde olur.


****



DİN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR GENELLEME

 

(A Generality Over the Relations Of Religion and Society)

 

Y. Mustafa Keskin

http://www.dinbilimleri.com/dergi/cilt4/sayi2/makale/dintoplumiliskileri.pdf

 

Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi

 IV (2004), Sayı: 2

 

 

Özet

Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, tarihin her döneminde bireyleri ve toplumları etkileyen en önemli faktörlerden birisi olmuştur. Öyle ki, tarihsel süreçte dinsiz bir topluma rastlanmamıştır. İnsanlık tarihinde bu derece önemli bir konuma sahip olan dinin toplumsal hayatta meydana getirdiği etkiler, günümüzde Din Sosyolojisinin esas konusunu teşkil etmektedir. Din Sosyolojisi çalışmaları, din  ile toplum arasındaki ilişkilerin karşılıklı etkileşim halinde olduğunu ortaya koymuştur. İşte, bu araştırmanın konusunu da, bu etkileşimin niteliği oluşturmaktadır.

 

Anahtar Kelimeler: Din, Toplum

 

 

Abstract

Religion whose begining dates back as long as history of human being has been one of the most important factors affecting communities and individuals in every period of the history. So in the process of the history, no community has been observed as irreligious. The effects that religion consisted in communal life which is so importantin history of human being have been the main subject of the Sociology of Religion.

The studies of Sociology of Religion, have brought up that there has been reciprocal influence between rilgion and society. The subject of this study consists of the quality and society.

 

Key Words: Religion, Society

 

 

Giriş

 

Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, tarihin her döneminde bireyleri ve toplumları etkileyen en önemli kurumlardan birisi olmuştur. Öyle ki, ne kadar eskiye gidilirse gidilsin, insanın var olduğu her yerde her hangi bir dine mensup olmayan insanlara

rastlanmakla birlikte, dini olmayan  (1) bir toplum bu güne kadar görülmemiştir. (2)

 

Nitekim, günümüzün en önemli dinler tarihçilerinden kabul edilen M. Eliade de, ilk insanın “dindar adam” olduğunu ve anlamlı bir dünyanın ancak kutsalın keşfi ile mümkün olabileceğini (3)ileri sürmüştür.

 

Tarihsel süreçte, toplumların geçirdiği değişim süreçleri içinde sosyal bir karaktere sahip olması, inananlarına belli bir takım değerler ve semboller sistemi vererek bir zihniyet  kazandırdığı için merkezi bir yer işgal etmiş bulunan din, bu önemi sayesinde başlangıçtan

beri sosyolojinin imtiyazlı konuları arasında yerini almıştır. Nitekim, Pozitivist felsefenin en önde gelen temsilcilerinden birisi olan ve sosyoloji ilminin isim babası olarak kabul  edilen A. Comte’nin din sosyolojisi tamamen dinî bir karaktere sahiptir. Öyle ki, O’nun

eserlerinde sosyoloji ve din kavramları, adeta bir ve aynı şeyi ifade eder gibi  görünmektedir. (4)

 

Yine, sosyolojik anlayışını ‘kollektif şuur’ düşüncesinde birleştirerek,  ‘kollektif şuur’u müşterek tasavvurların bütününden ibaret sayan Durkheim’e göre,  ‘kollektif şuur’un temelini dinî inançlar oluşturmaktadır. Din kurumunu toplumsal hayatın özetlenmiş yetkin bir örneği şeklinde gören Durkheim, dinin kaynağını topluma dayandırmış, (5) böylece dini, sosyal tecrübenin bir yansıması olarak ele almak suretiyle, kutsal ile sosyalin aynı şeyler olduğunu kaydetmiştir. (6)

 

Dolayısıyla, din gibi özünde insan ve toplumu aşan ve ilahi olan bir realiteyi insana ve topluma irca etmek suretiyle, dinin ‘süjesi’ ile ‘objesini’ (tapanla tapılanı) karıştırmış ve hataya düşmüştür. (7)

 

Böylece, Comte ve Durkheim, sosyolojiyi teolojiyle bir tutarak, toplumla uluhiyeti bir tutmuşlardır ki, Wach bunu ‘gülünç bir yanlış anlama’ olarak değerlendirmektedir. (8)

Aynı şekilde, Weber de, öteki toplum olayları gibi, din olaylarına da birer ‘ideal tip’ gözüyle bakmak suretiyle, (9)araştırmalarını daha çok, dinî olaylar ile ekonomik olaylar arsındaki ilişkiyi aydınlatma üzerine yoğunlaştırmıştır. (10)

İnsanlığın en eski dönemlerinden itibaren ayrılmaz bir parçası olarak, onun hem zihin dünyasında hem de eylemlerinde etkisini hissettiren din  (11) kavramının anlaşılması, özellikle onun, toplumsal düzeyde ne tür etkiler yarattığı konusu, günümüzde din sosyolojisinin temel konusunu oluşturmaktadır. Bu anlamda din sosyolojisi din ve toplum arasındaki karşılıklı etkiyi, münasebeti sorgulayan ve anlamaya çalışan bir bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bu ilişkinin niteliğine geçmeden önce, sosyolojik açıdan dinin tanımının yapılmasının, konuya daha derinlik kazandıracağı kanaatindeyiz.

 

 

Sosyolojik Açıdan Din

 

İnsanlık tarihinde bu denli öneme sahip olan din hakkında kesin bir tanım  yapılabilmiş değildir. Zira, Er’in de belirttiği gibi; bir değil, bir çok din vardır. Bu nedenle

din bilimleri sahasında tam bir din tanımı yapılmamıştır.

(12)

 

Kavram olarak aşkın bir varlığa bağlanma ve bu inancın gerektirdiği düşünce ve uygulamaların bütünü şeklinde ifade edilen din, bir inanç, ibadet ve ahlak sistemidir.

Ancak, bir inancın sosyal geçerliliği ya da sosyal bağlayıcılığı varsa, o inancın sosyolojik din olduğunu söyleyebiliriz. Sosyolojide din, fert ve cemiyetle olan münasebeti bakımından, psikolojik ve sosyolojik bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek inanca inanmak, inancın bir sistem olarak idrakinden doğan psikolojik tatmin sağladığından ferdi alâkadar eden psikolojik bir yöne; sosyal bütünleşmeyi temin ederek cemiyeti alâkadar ettiği için de sosyolojik bir yöne sahiptir. (13)

 

Batıda, özellikle Protestan İlâhiyatçı ve filozofların etkisiyle XVIII. ve XIX. yüzyıllar boyunca ortaya çıkan aşırı sübjektivizm, dini, tamamen ferdi bir olaymış gibi

anlama eğilimini doğurmuştur. Ancak bu tutum, XIX. yüzyılın sonlarında değişmeye başlamış, bu dönemden itibaren din, sosyal şartlardan hareket edilerek anlaşılmaya ve açıklanmaya çalışılmıştır. Bu görüş açısı dini, cemiyetin bir fonksiyonu olarak

görmekteydiler.(14)

 

Sosyologların, XIX. yüzyılın.  ortalarından itibaren dinî olayların incelemesine  verdikleri önem ve XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarından itibaren ilmi ve tecrübî

metotlarla bir din sosyolojisi disiplininin, bilim alanında kendini kabul ettirerek ortaya koyduğu başarılı çalışmalar, dinin, toplumsal ve objektif yönünü açıkça ortaya koymuş bulunmaktadır. Gerçi bir kısım sosyologların aşırı ‘sosyolojizm’ iddiası, onları dini her

şeyden önce bir toplum olayı olarak görmeye ve hatta onun sadece toplumun bir  fonksiyonundan başka bir şey olmadığını düşüncesine sürüklemiştir. (15)

 

Bununla birlikte, manevi ilimler akımına bağlı olup, Weber ve onun yolundan gidenlerin Din Sosyolojisi

anlayışı, sosyolojistlerin aşırı tutumlarının yanlışlığını ve din konusundaki ‘sübjektivizm’  ve ‘objektivizm’ hususunda orta yolun tutulması gerektiğini göstermiştir. Anlayıcı din sosyolojisinin çağımızda en önemli temsilcilerinden olan Wach’ ın ‘kutsalın tecrübesi’

olarak yaptığı tarifi, dinî tecrübenin objektif yönü üzerinde ısrar etmekte ve onun yalnızca  sübjektif özelliği üzerinde ısrar eden yanıltıcı psikolojist düşünceye karşı da bir cevap niteliği taşır gibi görünmektedir. Gerçekte ise din, psikolojik olması dolayısıyla bireyi  ilgilendirirken, aynı zamanda sosyal bir olay olması dolayısıyla da toplumu ve sonuç olarak

sosyolojiyi ilgilendirmektedir. Nitekim, Sosyal bir olay olarak dini ele alan bilim dalı Din  Sosyolojisidir. Esasen, ‘bireysel din’ ve ‘kollektif din’ ya da ‘sübjektif din’, ‘objektif din’  ayrımı analitik bir ayrımdan ibaret olup, yaşayan bir olay olarak dinî hayatın bu iki yönü,

bir madalyonun iki yüzü gibi ayrılmaz bir bütün teşkil etmektedir. Toplumların dini tarihine baktığımızda, ‘bireysel’ (sübjektif) din anlayışından çok, ‘kollektif’ (objektif) din  anlayışının kültür ve medeniyetlerin oluşmasında etkili olduğu görülmekteyiz. (16)

 

Din sosyolojisi literatüründe din, genelde ‘substansiyel’ (asli) ve ‘fonksiyonel’ olmak üzere ikili bir tasnifle ele alınmaktadır. Asli tariflerinde, dinin sahip olduğu kutsal,

aşkın, ilahi ve tabiatüstü gibi özellikleri ön plana çıkarılırken; fonksiyonel tariflerinde ise, fert ve cemiyet hayatında icra ettiği fonksiyonlardan hareket edilir. (17)

 

Dinin asli tarifi yerine, onu cemiyet içerisindeki bütünleştirici fonksiyonundan hareketle ele alan yapısal-

fonksiyonalistler, din meselesini sosyal bütünleşme, sosyal çatışma ve sosyal değişmeye tesiri açısından ele almışlardır. Bu anlayıştaki din düşüncesi, din ve değer sistemi ile din ve cemiyet olaylarının manâlandırılması üzerine kurulmuştur. (18)

 

Dinin ferdi olduğu kadar, aynı zamanda ferdi aşan sosyal karakteri de vardır. Bu da, dinin objektifleşerek bir gruba, bir topluma mal olması demektir. Din, mahiyeti gereği,önce teker teker fertlere nüfuz etse de, zaruri olarak onların fevkine yükselerek, fertler arasında bir köprü vazifesi görür. (19)

 

Dini bir cemiyet teşkil edemeyen bir din de, ‘ölü’

doğmuş bir ‘cenin’e benzetilmektedir. Bu şekilde, dinin en bariz özelliklerinden birisinincemaat teşkil etmesi olarak görülmektedir.(20)

 

Dinin sosyal bir karaktere sahip olması ise, onun öteki toplum olayları ile karşılıklı etki-tepki ilişkileri içinde bulunması ve din olaylarının belli ölçülerde coğrafi, toplumsal ve kültürel değişkenlere bağlı bulunması

demektir. (21)

 

Her din, bir toplum içinde ortaya çıkmakta ve gelişmektedir. Bilinen bütün insan toplumlarında bir dine rastlandığı gibi, sosyal bir olgu olması nedeniyle, sorunların, olayların ve çatışmaların olmadığı bir din de mevcut değildir. Çünkü, dinin objektifleşip

sosyalleştirici araç olması, bir topluma mal olması, bir cemaati ortaya çıkarması, dini  olayların belli ölçülerde ve karşılıklı olarak öteki sosyal kurumsal ve kavramsal yapılara, coğrafi faktörlere ve çeşitli değişkenlere bağlı bulunduğunu göstermektedir. Bu da bizi, din

ve toplum ilişkilerine götürmektedir.(22)

 

Kehrer’e göre din-toplum ilişkisi, din sosyolojisinin esas alanı ve aynı zamanda incelenmesi en zor konusudur. (23)

 

Wach, din-toplum münasebetlerini inceleyebilmek için,

bu iki alan ile ilgili yeterli ve köklü bilgi birikiminin olması, aynı zamanda, bu ilişkilerin belirli bir zaman dilimi içerisinde incelenmesinin veya sadece bazı dinlerin göz önüne alınarak ortaya konulmaya çalışılmasının hatalı olacağını (24) belirtmektedir. Nitekim, din-toplum arasındaki ilişki hususunda genel kural da, ikisinin de birbirlerini karşılıklı olarak etkilediği şeklindedir.

 

 

Dinin Toplum Üzerindeki Etkileri

Wach, din ile topluluk arasındaki etkileşimin yakından ve sistematik bir şekilde incelenmesi halinde, bunun birinci derecede, dinin topluluk üzerindeki etkisi biçiminde

varolduğunun görüleceğini belirtmektedir. (25)

 

Bireysel anlamda, insanların aşkın olanla bağ kurmalarını sağlama,( 26) dünya kurma, (27)

içinde yaşanılan dünyayı tanıma ve bu dünyada insanın kendisini belirli bir yere yerleştirmesinin modeli olma

(28) gibi bir takım fonksiyonları üstlenen din, toplumsal düzeyde de bir çok fonksiyon yerine getirmektedir.

Şüphesiz her yeni din, az ya da çok değişmiş yeni bir toplum modeli sunmaktadır.

 

Sunulan bu değişim projesi, toplumsal hayatın hatta bireysel davranışların yeniden şekillenmesini gerektirmektedir. Bu da, din-toplum ilişkisinin ilkini göstermesi açısından önem taşımaktadır.

 

Dinin en temel fonksiyonlarının başında, toplumlara belli bir ‘zihniyet kazandırma’  veya ‘yeni bir dünya kurma vizyonu’ sağlaması gelmektedir. Nitekim, Berger’in ifadesiyle:

“Hayata anlam ve gaye kazandıran din, insanın dünya kurma girişiminde stratejik bir rol oynamaktadır. Din, evrenin tamamını insan açısından mânidar bir varlık olarak kavramanın  cüretkar bir girişimidir.” (29)

 

Her dinin, özellikle de yüksek dinlerin, dinin özü ile ilgili

hususlar dışında, hayatın hemen hemen bütün meseleleri hakkında hükümlerle, tüm ehemmiyetli dünyevî hadiselere karşı takınılan tavırların toplamından ibaret olan, oldukça zengin bir fikri muhtevası vardır. Bu anlamda her din, belli bir ‘ruh’ ya da ‘zihniyet’i de

beraberinde getirmektedir.” (30)

 

Kısaca din, hayatta karşılaşılabilecek pek çok mühim

meseleler ile alakalı hal tarzları, insanları ilgilendiren çeşitli hususlar ve problemlere karşı bir takım tutum ve davranışlar ihtiva etmektedir. (31)

 ***

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h2 {mso-style-next:Normal; margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:3.0pt; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; page-break-after:avoid; mso-outline-level:2; font-size:14.0pt; font-family:Arial; font-style:italic;} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

Din Ve Toplum Din Ve Toplum-2 Din Ve Toplum-3

 

 

Gündelik veya Dini Kavramların Kökenleri.. Üç Kutsal Dinin Toplumsal Kökenleri-2  Üç Kutsal Dinin Toplumsal Kökenleri  “Üç Kulhü Bir Elham” veya Kuran’ın Kökenleri

 

 Üç Kutsal Dinin Toplumsal Kökenleri-2

 

"Üç Kutsal Din Kitabının Sümer-Akkad Yazın Kaynakları"

“Üç Kulhü Bir Elham” veya Kuran’ın Kökenleri
************************************************************************

Yorum Yaz