5 Vakit Ezan'ı 5 Farklı Makam'da Okuma Nedenleri...

“Makam” Farkının Nedenleri ?

 

Ezan veya Kuran okumada olduğu kadar, Eski Ahit’te yer alan ilahi/ağıt/türkülerin  terennümlerinde de “farklı makam” kullanımı bulunmaktaydı.

 

Okurlarımız, aynı Ezan’ın  aynı gün içinde  birbirinden farklı 5 makamda okunmasının nedenlerini anlamaya, incelemeye çalıştığımızı fark etmiş olmalılar.

 ***

Kuran'ın "düzenlendiği"nden hiç kimsenin şüphesi yok, en koyu İslamcıların bile… Kuran’ın  "harf"i değişmiş olmasa bile, yine de  bir düzenleme vardı. 20 yıldan fazla süren  bir birikime rağmen, Kuran'da hala namaz  vakitleri, namaz şekli bile sarih değildir.

 

"Beş vakit namaz kılacaksınız" gibi, şimdi artık ilk okul
öğrencilerine öğretilmiş böyle kesin bir kuralı Tanrı Kuran'a aktarmamıştı… Konuyu muğlak laflarla geçiştirmişti…  Türkiye’de şu anda Diyanetin sitesindeki “soru” hanesinde, Kuran’da  en çok bakılan konunun “namaz” olması herhalde tesadüf değildir.

 

Diyanet  resmi sitesine göre, şu an itibariyle “En Çok Aranan ilk 10 Kelime”

 

şöyledir :

 

namaz (1 030 203)

oruç (229 265)

zina (198 529)

evlenme (129 292)

Cuma (84 422)

kurban (77 694)

cünüp (66 011)

allah (65 823)

kıyamet (63 935)

cin (63 682)

 

 

Bu alandaki bir  tartışmayı,  "Kurandan kaynak gösterin!" noktasına çekmek, eğer kaynak gösterilirse, 5 vakit namazı kılmaya hazır olmak gibi bir satıhta  tartışma alanına girmeye yol  açar. Bu tür argümanlarla, “çok imanlı bir aileden geldiğini” vicdan rahatlığı için  yazı ve konuşma girişlerinin başlarına ekleyen  Ruhat Mengi’ler ; güya Kuran tercümelerinin doğrularını ortaya koyarak “dine karşı” mücadele ettiğini düşünen  “tıssssss” çı  Özdemir İnceler uğraşsın. Kuran’a dayanarak “Kuran’ı ehlileştirme” işlerini Lütfi Doğanlar, Yaşar Nuriler, Süleyman Ateşler becerebildi de, onlar mı eksik kaldı!

 

Böyle konular ancak “5 vakit"in ne anlama geldiği tarihsel birikime dayanarak açıklanabilir. 5 ayrı vakitte  neden farklı makamlarla ezan okunduğunu tartışmayı becerebilmek için ise, kişinin önce bu noktalarda sağlam bir fikrinin olması gereklidir. Turan Dursunların bu alanda yaptığı en ileri itiraz, İslamın Namazının da, Sabilerden geldiğini “ifşa” idi. Fakat Sabilere kimden gelmişti? Turan Dursun’u, İlhan Arsel’i, toplumsal tarihin derinlikleri pek ilgilendirmez.. Oysa şimdi biz, “Ezan” sözcüğünü, Hitit kayıtlarında  "Bayram" anlamıyla buluyoruz. Akad ritüellerinde, her farklı "vakit"te, her farklı tanrıya, farklı  türde sunular hazırlamak gerektiğinin yazılı  olduğunu  saptıyoruz. Şimdi Ezan makamına dönüşen, “makam”lar farklı toplulukların farklı ilahlarına yönelik ilahi söyleyiş biçimiydi ve  bu bakımdan her ayrı makam, gerçekte her ayrı toplum birim için “bayram”, “ayin”, “yiyecek” çağrısı olmalıydı. Toplulukların “bütünleşmesi” süreci içinde, tanrıların tekleşmesi, dinsel sentezleşme  gerçekleştiğinde, bu Muhammed dininde “3 makamlı”, “5 makamlı”  Ezan haliyle  kalmış olmalıydı, vb.

***

Aşağıda, değişik yerlerden derlenmiş yazılar var. Bunlar bir fikir vermekle birlikte, “asıl soru”yu yanıtlamaktan yine de uzaktırlar.

 

Bir dizi temel  konuyu açıklarken  olduğu gibi, bu noktada da Akado sammaru  kaynaklarından öğrenmek zorundayız. Orada, her ayrı makam, savaş/barış, ask-düşmanlık, dua, beddua vb.  türlerine denk geldiği gibi, özellikle her tanrının üzerinde “oturduğu makamına” ayrı bir sesleniş tarzı vardı. Her topluluk, kendi tanrısını, kendine ait kavram ve tarz ile ‘yüceltir’di. Bunlara ‘övmek’, övgü’ haliyle rastlıyoruz. Onun dışında savaş çağrısı, zafer ilanı gibi tarzlar, belki birbirinden etkilenerek ortak yönlere kaymış olabilirdi ama topluluğun doğrudan kendi tanrısına  sesleniş tarzı ayrı idi. Bu derin ayrım, zamanımıza kadar bir dizi şekillerde varlığını yansıtmıştır.

 

Dolayısıyla  müziğin makamından bahsederken, söz konusu olan farklı “makamlar”ca, yani eski tanrıların egemenlik “kürsüsüne” göre şekillenmiş erken ilahi tarzlarından, bu anlamda yönetim makamlarından da bahsetmiş oluyoruz.

 

Bu alanda derinleştirilmiş bir çalışma, her toplulukta belirgin olarak öne çıkan makam’ın, eski dönemde onların tanrısına (makamına), o makamın özelliğine, savaşçı, barışçı, aşka düşkün, adalet veren, vb. olup olmadığına ilişkin de fikirler verebilir. Bugünkü ‘ulusal kültür’lerin bütün temel çekirdeklerini o topluluk ataları arasına eken, eski toplumun kendisidir.


Suryani kayıtlarında ve uygulamalarında gördüğümüz  "8'li makam"  ve "8'erli dönemsel takvim" gibi noktalar, yukardaki açıklamalarımızı doğrulayan  bir örnek oluşturuyor.


**

 SÜRYANİLERDE KİLİSE MÜZİĞİ

 

http://www.suryaniler.com/kultur-sanat.asp?id=359

Günümüzde Süryanilere ait kiliselerde kullanılan ilahi ve ayinlerin müziğinin geçmişi 4. yüzyıla dayanmaktadır. Özellikle dördüncü yüzyılda yaşayan Süryani bilgini ve din adamı Mor Afrem'in bu konuda inanılmaz çabaları vardır. Bu çabaları nedeniyle yabancılar bu Süryani bilginine "Kutsal Ruhun Gitarı" adını vermişlerdir. Süryani kilisesi müziğinin başlangıç noktası olarak ise Süryaniceye çevrilen Yunan Ortodoks ilahileri ve bundan yüzyıllar boyu etkilenen Bizans geleneğidir. Süryanilerin dinsel tartışmalarla bölünmelerinden sonra, Doğu Süryanilere ait kilise müziği gelişmeye başlamıştır (7. yüzyıl).

Süryani kiliselerinde kullanılan müzikler genellikle sese dayalıdır ve yaklaşık olarak 700 adet ilahi mevcuttur. Yabancılar bu ilahileri "İlahi Hazineleri" olarak adlandırırlar.

Bu ilahilere Süryanice Beth Gazo adı verilmektedir. Süryani kilisesindeki ilahilerin müziklerinde 8 değişik makam kullanılmaktadır. Bu 8 makam Bizans ve Gregoryan makam sistemleri ile bazı benzerlikler gösterirler. Süryani kilisesine ait ilahiler, her makamda söylenebilmektedir. Her makamın Süryanice bir karşılığı vardır. Örneğin birinci makama Kadmoyo, ikinci makama Trayono, üçüncü makama Tminoyo, dördüncü makama Rbihoyo vb gibi adlar verilmektedir.

Süryanilerde miladi takviminden ayrı olarak bir de Kilise Takvimi kullanılır. Kilise Takvimine göre bir yıllık süre sekizer haftalık devrelere ayrılmıştır ve her bir devrede Kilisedeki ilahilerin müzikleri bu makamlardan birisi kullanılarak yapılır. Örneğin birinci sekiz haftalık bölümün ilk pazarında Kadmoyo, ikinci pazarında Trayono, diğer pazarlarda öteki makamlar kullanılır. Oysaki Bizans kilisesinde makamlar çiftli olarak kullanılmaktaydı. Bu bakımdan Süryani ve Bizans kilisesinde her ne kadar etkilişim olsa da bazı farklılar da mevcuttur..

Süryani kilisesinde makamların tonal sınırının arttırılması sonucu bugünkü Arap ve Türk sanat müziğinin makam sistemleri oluşmuştur. Örneğin Kadmoyo makamı ile Türk müziğindeki Bayati ve Uşşak makamları, Tminoyo makamı ile Hicaz makamı, Rbihoyo makamı ile Rast makamı birbilerine çok benzerlikler göstermektedir.

Ortadoğu ve Anadolu çok sayıda etnik ve dini grubun binlerce yıl yan yana yaşadığı bir kavşak noktası olmuştur. Bu gruplar doğal olarak müzik, foklor ve çeşitli sanatlarda birbirlerini olumlu şekillerde etkilemişlerdir. Yukarıda değinilen olaya da bu gözle bakmak gerekmektedir.

Süryani kiliselerinde, ilahilerin yerel tarzlarda söylenmeleri sonucu yedi farklı Süryani Kilisesi müzik geleneği ya da okulu oluşmuştur. Her okulda ilahilerin söylenişlerinde ufak farklılıklar vardır. Bu okullar ya da gelenekler; Hindistan'ın Doğusundan, Irak'taki Musul Manastırı'nda bulunan Tarkit okuluna ve Mardin ile Tur-Abdin (Allahın Kölelerinin Dağı) Batı Süryani müzik geleneği ve okuluna kadar uzanmaktadır. Bütün bu okullar ve gelenekler arasındaki ilişkiler müzik araştırmacılarının ilgisini beklemektedir.

Günümüzün popüler Süryani müziği de Süryani Kilisesinin zengin birikimine ve mirasına dayanmaktadır. Bu özellik nedeniyle Süryani müziği, Ortadoğu'da yaşayan diğer halkların müziklerinden bir parça olsun ayrılmaktadır ama birlikte yaşama sonucu birbirlerinin müziklerinden oldukça etkilenmişlerdir. Önemli olan bu zenginliğin tadına varabilmek ve bu güzellikleri ortaya çıkartabilmektir.

http://www.suryaniler.com/default.asp

***

Makam'dan Makam'a- 1
Makamdan Makama- 2
Ezan'da Makamdan Makama- 3

Yorum Yaz