Toplum ve Tarih, Society and History, Société et Histoire, Gesellschaft und Geschichte, Società e Storia, La sociedad y la Historia, المجتمع والتاريخ, Общество и история, Shoqëria dhe Historia, Společnost a Historie, 社會和歷史, Lipunan at Kasaysayan, Ühiskond ja Ajalugu, Yhteiskunta ja Historia, Maatschappij en Geschiedenis , חברה והיסטוריה, Samhälle och Historia, 社会と歴史 , La societat i la Història, Sabiedrība un Vēsture, Visuomenė ir İstorija, Társadalom és a Történelem, Samfunn og Historie, Sociedade e História, Societatea şi istoria, Общество и история, Суспільство та історія, Της κοινωνίας και της ιστορίας ,

Hayvan Kurban Sunma Ayinlerinin Kökenleri

8.11.2009


Safa Kaçmaz

9.5.2006

"Bitkisel  sunu" olarak kutsal  ‘ilk ürün’de (Turfanda) olduğu gibi, "hayvan kurban" sunumunda  da eski toplumun en gerçek yaşamsal ilişkilerini buluyoruz.

Eski toplumda insan, giderek ‘insan kurbanı’ halini alacak olan başlangıçtaki yamyamlık geleneğinin dışına çıkabilme yollarını bulmaya çalışmış olmalıydı. Eski Toplumda, canlı ve ölü bireylerle ilgili olan ‘iç veya dış yamyamlık’ biçimlerinden uzaklaşabilmenin bir çözüm biçimi olarak, insan (kurbanı) yerine geçmek üzere, hayvan ve bitki ‘geçişmesi’ (substitution) geliştirilmiş görünmektedir. Tarihte totem tapınmasının ortaya çıkışı, eski toplumun yamyamlıktan uzaklaşmaya başladığı işte bu dönemi de işaret eder.

Toplum yaşamındaki rol ve görünümleri incelenince, hayvan ve bitkilere sunulmuş kutsiyetin hiç de karşılıksız olmadığı anlaşılıyor. Bu kutsallık örtüsünün hemen altında, toplum birimlerin hayvan veya bitki totemlerinin insan yaşamını kurtarıcı özelliği ile karşılaşırız.

Eski toplumda,  insan yerine’ geçirilerek, yamyamlığın giderilmesi doğrultusunda bir çözüm aracı olarak kullanılan hayvan ve bitki, bunun karşılığında da insan tarafından kutsanmıştır.

Kutsal totem olarak, "kurtarıcı hayvan ve bitki",  işte bu nedenle tapınmaya hak kazanmışlardı. En 'ilkelinden' en gelişmişine değin, bugünkü bütün toplumların yaratılış öykülerinde, bayraklarında, yöresel sembollerinde, eski toplumun giyim-kuşam biçimlerinde ve şaman-büyücü-cadı araç-gereçlerinde sistemli bir biçimde hayvan veya bitki motifi bulunuyor olmasının altında onların insanı yamyamlıktan kurtarma derin etkisi yatar.

Yaşamını borçlu olduğu "kurtarıcı totem"i olan hayvan ve bitkiye verdiği kutsallığın asıl kaynağı, hiçbir şekilde eski insanın, cehalet veya kurguları değildir. Tersine, eski insan, yamyamlığı aşabilmeyi hayvan ve bitki dünyası aracılığıyla sağlayabildiğine göre, bugünkü torunlar, atalarında deha keşfetmeliydiler. (*1)

 

Eski toplumun canlı ve ölü yamyamlığı, göreneklerde en ağır izleri taşıyan bir uygulamadır. Farklı isim veya görünümleriyle “İsa'nın göğe çekilişi”,  ‘Nevruz’,  ‘Kurban bayramı’ veya değişik karnavallar vb. üzerinden günümüzde de yaşamaya devam eden bozulmuş görenek kalıntıları, eski toplumun ilk ve son yaz ittifak yenileme buluşmalarının devamıdır ve bu görenekler şu veya bu şekilde eski yamyamlık ve daha sonra onun yerine geçmiş olan insan kurban uygulamalarını yansıtırlar. Bunu bütün tören, bayram veya özel günlerin yeme ve içme (kurban) ile sıkı sıkıya bağlı olan yapılarında da izleriz. Törensel yiyeceklerin dağıtım ve pişirme biçimleri de (çiğ, kızartma, haşlama vb. ) doğrudan doğruya eski toplumun kurban sunma biçimleriyle bağlantı halindedir. Kurbanın kanını akıtma veya kan akıtmaksızın boğma yoluyla öldürülmüş kurban sunma da eski toplum birimlerin geçmiş yamyamlık geleneklerine bağlanır. Ölü ruhuna sunulan yemekler ise ölü yamyamlığının yerine, zamanla geçirilmiş bir uygulama gibi görünmektedir. (*2)

Toplulukların bayrak veya yöresel sembollerinde totem hayvan veya bitkinin eski toplumda böylesine önemli olmasının asıl nedeni, bu bakımdan onların, insan kurbanını engellemeye yardımcı olma özelliğinden başka bir yerde bulunmaz.

‘Kurban’ (sunu) ile ‘insan’ geçişmesi, dilbilimsel bakımdan da izlenebilir. Bütün toplulukların yaşamında derin etkilere sahip olan 'Kurban' sözü, Hintçede, kurban edileni olduğu kadar kurban edeni de içeren bir anlatım özelliği taşımaktadır; kurban eden, kendi için, kendi adına kurban edilen anlamına gelmektedir. Bay Olivier Herrenschmidt şöyle diyor:

''Gerçekten de, kurban eden (sacrifiant), yajamana, kurban etmek (Yaj) fiilinin şimdiki çekilmiş zamanıdır. Kurban eden, kendi için kurban edilendir...

Kurban olayının merkezindeki şahsiyet, bizim 'kurban sunucu' dediğimiz şahsiyet, sonuçlarını kendisi için toplamak üzere kurban sunan, kurbanın merkezindeki şahsiyettir...

Kurban sunucunun (Yajamana) kurban sunması kendisi için ve kendi etrafında örgütlenen bir eylemdir. " (Olivier Herrenschmidt: L'homme. Janvier-Juin 1978. S. 8)

 

Kurban kelimesi, Sümercede de "puhu", yani ‘insanın yerine geçen’ demektir. Dahası, "dinanu" olarak da adlandırılmaktadır ki, burada artık sunulan kurban ile kurban sunucu aynılaşan bir anlam taşımaya başlamaktadır:

“Koyun (urişu), insanın (dinanu) bizzat kendisidir: insan hayatı için bir koyun sunacak; koyun başını insan başı için, koyun boynunu insan boynu için, koyun ğöğsünü insan göğsü için (yerine) sunacak.” (E. Dhorme. Les Religions de Babylonie et d’Assyrie. Page. 229)

 

İnsan ile hayvan geçişmesini, kuzey Afrika’daki latince yazılarda da buluyoruz. Burada kurban, ‘vicarius’ (vicaire) olarak adlandırılmaktadır ki, bu tam olarak ‘yerine geçen’ demektir. (a.g.e - s. 230)

 

Kuran’da ise ‘kurban gerdanlığı’ sözcüğü, insan-kurban geçişmesinin şekilsel bir izi olarak bulunmaktadır:

 “Ey iman edenler, Allah'ın (koyduğu dini) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin.

Kuran'ın burada saygı gösterilmesini istediği ve gerçek anlamı daha Muhammed zamanında sislere gömülmüş olması gereken 'kurban gerdanlığı', sonraları ‘kurbanın süslenmesi’nin parçası olarak devam etmiştir. Bu ‘kurban süsleme’ işlemi gerçekte, bireyin (aidi olduğu toplum birimin) kimlik belirlenim sembollerinin (renk, totem, damga vb. biçiminde) kendi yerine, kendi adına ve kendi olarak kurban ettiği hayvana taktığı araçlardan başka bir şey değildir.

 

13.04.2004

safakacmaz@yahoo. com

********************************
NOTLAR...

 

(*1) Gelgelelim, ünlü AnaBritannica’nın kurban sunma kurumunun kökenini  anlamaya ilişkin tavsiyeleri hala, ‘kurgusal’ alanda dolanmaya devam etmektedir:

“İnsanın kutsal gerçekliğe ilişkin deneyiminin bir görünümü olarak kurbanın dinsel bilinçte derin kökleri vardır. Bu nedenle kurban geleneğinin olası kökenleriyle ilgili her önerme, dinin kökenleriyle ilgili önermeler gibi büyük ölçüde kurguya dayanmak zorundadır. ”
(Cilt 14, sayfa 72)

 

Kurbanın ve eski toplumun bir çeşit yasal düzenlenmesi olan dinin kökenini cehalette, düşler ve korkular dünyasında aramaya pek meraklı 20. yüzyıl bilim dünyasının genel eğilimini de ifade eden bu tavsiye eski toplumun, dolayısıyla yeni toplumun gerçek ilişki yasalarının anlaşılmasının önünü tıkamaktan başka bir işe yaramaz. Nitekim, AnaBritannica okurunu ‘kurgulara’ yönelten tavsiyelerinin sonucunun ne olduğununu da, peşi sıra, büyük bir içtenlikle ve kibarca itiraf etmektedir:

 

“Özellikle E.B. Taylor, W. Robertson Smith ve J. G. Frazer'ın bu konudaki araştırmaları kurban geleneğinin anlaşılmasına büyük katkılarda bulunmuş, ama doyurucu sonuç vermemiştir. ”

(*2) Kuran’ın 7. yüzyılda hala, insan ‘ölü eti yemekten’ bahseden sözlerini tarihsel bir tanıklık sayabiliriz:

‘Ey iman edenler... Sizden biriniz, kardeşinin ölü (halindeki) etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah' tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır. ’
(Hucürat Suresi- 12)

 **************************************************

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'İnsanlık'a-1

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-2

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-3

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-4

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-5

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'İnsanlık'a-6

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-7

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-8

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-9

antropolojik analize ilişkin

"Antropoloji":Kurban-Sunu ve İnsanbilim

"Antropoloji":Kurban-Sunu ve İnsanbilim -2

"Antropoloji":Kurban-Sunu ve İnsanbilim -3

Akkad Ayinlerinden Günümüze-1

Akkad Ayinlerinden Günümüze-2

Akkad Ayinlerinden Günümüze-3
Akkad Ayinlerinden Günümüze-4
Akkad Ayinlerinde 'ağaç','sopa','değnek','asa'...
 Eski Ahit’te “çizgili, noktalı, kırçıl tekeler”
Akkad Ayinlerinde Kaz,Ördek,Kumru Sunuları-2

Tef,Lir,Kaval,Çenk,Zil,Borazan Ve Ayinler

 

Adem'in Gözü Nasıl Açıldı?

 

“Yaratılış Bilmecesi”ni Çözmek !

Hayvan-Bitki totem adları ile Tanrı-ça adları arasındaki ilişkiler

Hitit Topada Yazıtı-1

Hitit Topada Yazıtı-2

Hitit Topada Yazıtı-3

"Göksel Kıraliyet" :Hitit Motiflerinden Hıristiyan Motiflerine..

Hitit tanrısı Ullikummi’nin Doğuş Ilahisi

 

«Hitit Efsaneleri»

Hitit Kraliçesinin 'Kardeş Kocası'

Hattuşa Kıralı "Kussara'lı Adam"

İnsan kurban edilen bir Hitit ritüeli üzerine-1

 

 * Sümer Tanrılarına Farklı Kurban Sunumu...
* 'İlk Ürün' Örnekleri...
* Kutsal 'İlk Ürün...'
* Erkek ve Kadın Sofrası Farkı...
* Eski Toplumda Totem ve Yiyecek Ayrımı...


... bazı kutsal/yasak yiyecekler-2


Öldürme Biçimleri ve Kurban Törenleri / 1

***********************************************************************

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Öldürme Biçimleri ve Kurban Törenleri / 1

8.11.2009

 

9.5.2006

29.03.05

 

 

“İnsan kurbanı taşlayarak öldürme” metodu, uygarlaşma çizgisi içinde,  ‘Taşlama’ şeklinde  bir edebiyat biçimine değin gerilemiş ise, gazetelerde ‘taş’, ‘taşlama’ gibi  köşe başlıkları kullananların, hiç olmazsa bu sürecin nasıl yaşanmış olabildiğine  ilişkin fikir edinmeye çalışmaları yerinde olurdu.

 

Görece geri ülkelerin  onulmaz ve belki, bir yönüyle de  ilerletici olan  nihilizmi, bizde, kavrayış derinleştirici bir karşı çıkış  çabası  olarak değil, ‘tanrı sözünden tiksinme’, İslam’da ‘şeytan taşlama saçmalığı’ gibi içerikten yoksun  söylem biçimleri olarak da  yaşanmıştır. Din denilince İslam’ı, peygamber denilince Muhammed’i ele almak, din adamı ve  din karşıtları bakımından  genel, verimsiz bir buluşma noktası olagelmiştir.

 

Kurban sunum ritüellerinin veya  hacı olabilmek için önce  şeytan taşlama gibi...  geleneklerin kökenlerini incelemeye başladığımızda, kendimizi, eski toplumda, insan öldürmenin kontrol altına alınması ile başlayabilmiş olan  ilk  uygarlaşma alanında  buluruz.

 

 

Erken Sümer-Akkad dönemi, bu noktayı, üstelik bize  yazılı kayıtlar üzerinden aktarmaktadır. Bu kayıtlar  farklı tanrılara, farklı kurban sunulduğunu; bazı kurbanların bazı tanrılara sunumunun yasak olduğunu göstermekle işe başlıyor:

 

“Şamaş’ın tapınağında;

Tanrı Şakhan’a  koyun sunulmayacak.

Sin’in tapınağında;

Tanrı Harru’ya inek (eti) sunulmayacak ;

Tanrıça Belet-seri’ye kuş sunulmayacak;

Tanrıça Ereş-ki-gal’a  kuş ve inek sunulmayacak”

(E.Dhorme.Les Religions de Babylonie....p.226)

 

Burada saptanması gereken çok önemli nokta şudur: Erken Sümer tabletlerindeki tanrılar, başlangıçta, hiç bir şekilde  hayvan tanımlı veya hayvanlarla  ilişkili değillerdi. Sümer-Akad Yaratılış’ının  erken anlatım ilahilerinde, söz konusu edilen kutsal varlıklar, erkek veya dişi oldukları bile  pek belirgin olmayan ve daha sonraları  ‘su’, ‘ateş-gök-güneş’-gökyüzü; kara, yer, toprak anlamıyla   Yer ve   Yeraltı  olarak  yorumlanabilecek  olan  kavramlarla ifade edilen maddi varlıklardı.(1)

 

Erken Sümer anlatımlarında karşılaştığımız  ‘su’, ‘ateş’, ‘gök’, ‘yer”, ‘yeraltı’ gibi kutsal varlıklar, bu aşamada, henüz hayvan totem dönemine geçmemiş olan  bir  toplumla karşı karşıya  bulunduğumuzu gösteriyor. Eski toplumun   düzenleniş sürecinin kavranması bakımından, bu  ayrım noktasının saptanması çok büyük öneme sahiptir. Hayvan motifli kutsallık kavramı, hayvan ve bitki türleri ile betimlenen tanrılar ve giderek bizzat kutsal olan hayvan-bitkiler ve hayvan-bitki tanrı-ça-lar, Sümer-Akad topluluklarında, daha sonra ve giderek  ortaya çıkmıştır. Bu sürecin gelişmiş noktasında, örneğin  ‘kutsal boğa’ ve ‘kutsal inek’ denildiğinde bir erkek ve dişi tanrı(ça) anlatılmış oluyordu. Bu aşamada artık tanrıların ve-ya kutsal varlıkların  hayvan  ve giderek tarım ürünü bitkiler olarak  tanımlanmaya başladıklarını da görürüz.

 

Bu dönem, topluluk varlıklarının birer  hayvan(bitki)  totemle birbirlerinden  ayrıştırıldıkları aşamadır. Yenileri, eskileri takip ettikleri için, birbirine ulanarak  karışmış bir yapı  sunan ilahilerin dikkatli bir sınıflaması ve analitik analizi; bunlardaki anlatımların farklı  toplumsal dönemlere ilişkin olduklarını gösteriyor. Toplum bilim yasalarına yeterince vakıf olmayan “Sumer uzmanları”mız, tarihin bu sürecini de   yeterince anlayamamış, saptayamamış ve dolayısıyla yansıtamamışlardır. Sayın M.İ. Çığ’ın, kendisinin   “bilimkurgu” diye tanıttığı  ve ‘masal kitabı’  özelliğindeki aktarım düzeyi, nerede bulunulduğumuzun  çarpıcı  örneklerini oluşturur.

 

“Sümer” adı verilen  topluluklarda, ‘su’, ‘ateş-gök’, ‘toprak’ kavramları ile ifade edilen  o döneme ilişkin kutsiyet kavrayışının, ( bu kavramların başlangıçtaki hallerinin beyaz, kırmızı, kara, yeşil  gibi  renk ayırımı ifadeleri de  olduğuna değinmiştik)  son derece  “maddi varlıklar”dan  başlayarak, doğrudan doğruya hayvan (ve bitki)  dünyasına doğru evrim göstermiş olmasının  nedeni, hiç de, eski toplumun  “bitki ve hayvan dünyası karşısındaki  acizliği, korkusu” vb. değildi. Hayvan ve bitki  toteme geçiş süreci, eski toplumun bir gerileyişinin değil, uygarlaşmasının göstergesidir. Çünkü eski toplum, bünyesinde taşıdığı insan kurban sunum ve tüketim edimini, yani  kutsal yamyamlığı, sadece, bu hayvan ve bitkiler aracılığıyla aşabilecekti. İnsan kurban  yerine sunulan  hayvan kurban olarak boğa, öküz, eşek, koyun, keçi, domuz, balık... ( ve tarımsal ürünler) toplumsal ilişkilerde hem karşılıklı  paylaşım düzeninin örgütlenmesinde, bundan daha önemlisi, insan kurban sunumunun ortadan kaldırılması yönünde ilerleyebilmek için gerekliydi. Kurban ritüellerinde  hayvan kurban   objesinin  bir insan gibi ( insan olarak) ele alındığını gösteren kalıntıların  gerisinde, toplum birimlerin, kendilerini hayvan (ve bitki )  totemler aracılığıyla ifade etmeye başladıkları dönemin yaklaşımı bulunur.

 

Eski toplumun, hayvan (ve bitki)  totemler halinde örgütlenebilmesinin  ön koşulu, bu toplulukların  hayvanları evcilleştirebildiği ve giderek tarımcılığa başladıkları döneme ulaşabilmiş olmalarıydı. Dolayısıyla bitki-hayvan totem dönemi, eski toplumda  toplayıcılık dönemine değil, yerleşik ve yarı-yerleşik hale geçiş dönemine denk düşer.

 

Bu geçiş sürecinin, bütün alanlarda, ne  ölçüde bilinçli  olarak yaşandığını saptama olanağımız yok. Fakat kandaş her toplum birimin sadece kendi topluluğunu ‘insan’,öteki toplulukları ise başka tür bir  yaratık olarak  görme doğal mantığının, bütün bu  gelişmeleri hazırlayıcı bir zemin yaratmış olduğunu tahmin edebiliriz. Erken Sümer kayıtlarının “akrep insan”, “balık insan”  vb. biçimli geçiş dönemi tanımları, ‘akrep’, ‘balık’, ‘domuz’, ‘eşek’, ‘köpek’, ‘koyun’, ‘inek-boğa-öküz’ hayvan isimlerinin çeşitli toplulukların  tanımlanması olarak kullanılmış olduğuna işaret eder niteliktedir. Erken dönem tanrı-ça-larının ‘ad’ kökenlerinde  “Hurma salkımın Hanımı” gibi anlamları görüyoruz. Bu ayrımı, kutsal kitaplarda “insan ve melek”, “insan ve ejderha”, “insan ve cin” topluluğu tanımları üzerinden izleriz.

 

Topluluk yaratılış anlatımlarında, ana ve baba yanından hiç olmazsa bir tarafın  hayvan veya bitki olmuş olması olgusu da  incelediğimiz bu totem geçişmesini doğruluyor. Her sosyal kurum gibi totemizm  zamanla bozulmuş, belki her türden hayvan ismiyle özdeş topluluklara doğru yayılmış  ise de, başlangıç dönemindeki toplulukların kullandığı hayvan-bitki totemlerinin tam listesini, kullanılan kurban sunu türleri ; 12 hayvan-bitki totemli burçlar ; ‘yaşam yiyecekleri’ ve ‘yaşam içecekleri’ ; kutsal ve haram yiyecek-içecekler üzerinden  dikkatli bir çalışmayla, hiç olmazsa yaklaşık olarak, ortaya çıkarabilmemiz mümkündür.

 

Kutsal anlatımlarda “Tufan” olarak aktarılan ve bir örneği bize ‘Tanrının suda boğması yoluyla yok ediş” olarak  ulaşmış olan olay, Sümer-Akkad topluluğunda yaygın ve sistemli  olarak kullanılan bir kurban sunum biçiminin tanımıydı. Anlatımdaki Tanrılar, “yok ediş” için mutlaka ‘Tufan’ istiyorlar ve bunu da  ‘suda boğarak  öldürme’ biçiminde düşünüyorlarsa, bu tutum   nedensiz değildi. Sonradan ‘seller-sular’ biçimiyle yorumlanacak olan  Tufan, Sümer-Akad topluluklarında törensel bir insan kurban sunum ve hazırlık biçiminin tanımıydı. “Kıyamet” olarak da tanıdığımız anlatımlar,bu tür Tufan’ların,insan kurban ve yamyamlık törenlerinin tanımlarıydı.

 

Sonuçlandırılması Bay Kramer tarafından yapılan bir tablet çözümlenmesine göre, bu  dönemdeki Sümer-Akkad  toplulukları, kendilerini  yönetirken   uyulması gereken bir dizi  kuralları daha o zamandan oluşturmuş durumdaydı. Bay Kramer, haklı olarak bunları, “kutsal kanun ve kurallar”, me’ler olarak yorumlamıştır. Bu ‘me’ler, o dönemdeki toplumun  hukuksal ve yönetimsel ana çerçevesi hakkında son derece önemli bilgileri yansıtmaktadır. Bu listede kanunların bir tanesi olarak yer alan Tufan, tanrıların bir defaya mahsus bir cezalandırma eylemlerinin aracı değildi. Tersine, Akado-sammaru ilahilerinde  me’ler arasında sıralanan ‘Tufan’, topluma yön veren ve sistemli olarak uygulanması gereken   kutsal uygulama kurumlarından birisi idi ve sistematik olarak uygulanan bir işlemdi.(2)

 

Anlatıcı toplum birimimiz bu Tufan’da ‘insan’ olarak yer almış ise, öteki topluluklar da ‘hayvan, kuş, sürüngen’ler vb. olarak yer almışlardı. Böylece Tanrı-lar-ın, neden sadece ‘insanları’ değil de, “hayvan, kuş, sürüngen ve deniz yaratıklarını” da cezalandıran  bir  Tufan yapmış  oldukları  açıklığa kavuşur. Bize aktarılan Tufan, değişik toplulukların, insan, hayvan, kuş, sürüngen ve deniz yaratığı olarak birlikte gerçekleştirdiği toplu, kutsal, bir insan kurban sunum  töreni olmalıydı ve anlaşılıyor ki,hayvan totem dönemine ait bir anlatımdı. Bu Tufan’ın katılımcıları  kurban ayininin hem hedefi, hem de düzenleyicileri olarak görünüyor.

 

Kutsal, kurumsal  bir insan kurban tören biçimi olan Tufan’ın, bize, tek ve büyük bir olay olarak yansıması birçok nedene bağlı olmalıdır. Büyük olasılıkla, bu kurban töreni  önemli  genel törenlerden birisi ve belki de ortak olarak yapılan son ortak törendi. Çünkü eski kayıtlara  ve onlara dayanan Eski Ahit’e göre de, tanrı-ça-lar, bu törenin içinde, bir daha “Tufan yapmama” kararı almışlardı. Öte yandan  bu Tufan, sonraki Musevi soyunun ataları olan topluluğun sürgün edilmesi ile sonuçlanmış görünüyor. İsrael atalarının müzmin sürgün özelliklerinde, eski Mezopotamya tanrılarının, bölge topluluklarının temsilcileri olarak aldıkları bu “sürgün kararı” tayin edici olmuş gibidir. Musevi topluluğun atalarını  binlerce yıl ayakta tutan da, bu  Tufan töreninde  tanrıların onları sürdükleri alanda, ‘vaad ettikleri toprak’ motifi olmuş olmalıdır.

 

O donemin tapınaklarında toplu kazanların kurulduğu bir insan kurban töreni  olan Tufan, daha çok Musevi topluluğu anıları  üzerinden dünyamıza bir Milat haliyle ulaşmıştır.Fakat eski “Sümer kıraliyet Listesi”nde bir Milat olarak kullanılmış olduğunu ; tarihin, açık bir şekilde, “Tufan’dan önce” ve “Tufan’dan sonra” biçiminde sınıflanmış olduğunu görüyoruz.Fakat eski tarihte sayısız Tufan yani insan kurban törenleri olduğu için,anlatımların Tufan’larının aynı töreni anlatıp anlatmadığı ayrıca incelenmelidir. İslamın cehennemindeki ateş, kaynar su ve irin motifleri; doğum, ölüm, geçiş ve arınma törenlerinin  kutsal kazanı; İsrael’in gezgin (Tanrı ile) Buluşma Çadırı’nın girişine yerleştirilen sembolik kutsal kazanı,Tufan’da da uygulanan  eski yamyamlık ediminin kalıntılarını yaşatır. (3)

 

Bir  kural olarak, şunu söyleyebiliriz ki, hayvan-bitki totemle tanımlanan toplum birimlerde, totem tabusu, bu topluluğun kendi içinde yamyamlık edimini yasaklama anlatım biçimlerinden birisidir. Toplulukların totem hayvan veya bitkilerini kurban olarak sunmaları, yemeleri veya tabu addetmeleri onların  iç yamyamlık özelliklerinin nasıl biçimlenmiş olduğunu gösterir. Musevilik veya İslam’da domuz dokunulmazlık ölçüsünde tabu hayvan ise, bu demektir ki, bu geleneklerin dayandığı domuz totemli eski toplum birim, iç yamyamlığı  tam bir kesinlikle aşmış olmalıydı. Domuzun Sümer-Akad döneminin  yaygın bir sunum hayvanı olduğunu, tablet kayıtlarından biliyoruz. Eğer, bazı  tabu hayvanlar, ‘güç almak’, ‘kutsal hale gelmek’ vb. gibi gerekçelerle, yılın  sadece belli ay veya  günlerinde  yenilebiliyorsa, ki bazı  Asya topluluklarında böyle uygulamalar görüyoruz, bu durumda, ilgili topluluğumuz, uygarlık surecine dahil olurken, kendi topluluğundan  bireyleri kurban sunmayı, radikal bir şekilde yasaklamayı becerebilmiş değildir; eski güçlü gelenekler sadece kontrol altına alınarak sınırlanmakla yetinilmiştir.

 

Her zaman değil, sadece, yılın, ayın veya haftanın belli günlerinde yenilmesi yasak hayvan veya öteki yiyeceklerin (örneğin yaşlı Hıristiyan firansızlar arasında, bölgelere göre, Perşembe veya Cuma günü balık yememe şeklinde  kaybolmakta olan bir gelenek olduğunu biliyorum); bazı hallerde ise, belirli takvim değerlerine göre mutlaka yenilme-me-si gibi uygulamaların gerisinde, genel olarak  eski iç ve dış yamyamlık izleri bulunur. Söylemeye gerek yok ki, bu topluluklar, totem hayvan-bitkiye geçmeden önce, kurban uygulamasını insan kurban olarak gerçekleştiriyorlardı.

 

Değişik din veya mezheplerde  köpeğin, tavşanın, domuzun  yenilmesi ve-ya dokunulması yasak, tabu hayvan olmasının nedenlerini, anlamsız ‘açıklamalarda’ değil, eski toplumun totem hayvan-bitkilerle  olan ilişki biçimlerinde  aramak  gerekir. Eski toplum, bildiği ve uyguladığı görenekleri bize iletirken, bazen ayrıntı vermiyor; çünkü o toplulukta, örneğin “kuş  kurban sunumu” denildiğinde bundan “kumru veya güvercin”i anlamak ortak bir kanı halindeydi. Musa yasalarında “kuş sunumu” tabiriyle  “kumru ve güvercin”in kastedildiğini görüyoruz. Eğer, günümüzde, bir  erkek, sevgili eşine ‘güvercinim’, ‘kumrum’ diyorsa; sevgili eş, ilk bakışıyla, okunu, bir başka organa değil  erkeğin kalbinin  tam ortasına geçirmiş sayılıyorsa; bir Fıransız,  kadını ‘tavuk’, erkeği ise   ‘horoz’ kavramlarıyla da tanımlıyabiliyorsa ; kadına karşı  sevgi ve istek  ifadesi olarak  ‘tavuğum, civcivim’  diyorsa ; Dostoyevski romanlarının erkeği, Rus kadınlarını   ‘kuşum’ diye okşuyorsa, bütün bunlarda ‘garip’likler  veya ‘anlamsız’lıklar  değil, tarihsel bir destek arama çağrısını işitmeliyiz. Kutsal kitaplarda peygamberler ‘Kuş dili’ biliyor ise, “gözü açılmış olan” Beor oğlu Balam’ın eşeği dile gelip insan gibi  konuşabiliyor ise ;  Yunus balığı derisi giyinmiş Enki rahipleri “balık dili”nden anlayabiliyorsa ; eski kayıtları bir başka tarzda ‘okumaya’ çalışmanın ne kadar verimli olabileceğini gösteren örneklerdir. Bu çabalar, insan toplumunun bugününü, dünü anlamadan anlamak  mümkün olamayacağı için de gereklidir.

Kurbanın iç organları, erken  Sümer’ler döneminden itibaren  tanınıyor ve sunu olarak  tanrılar arasında özenle paylaştırılıyordu. Uruk’taki  Anum tapınağında sunuların en değerlisi  “inek yüreği” ile “koyun başı” idi. Hayvan sununun böbrek, but ve ciğerleri, özel olarak  ayrıştırılıyordu. Günümüzde hemen her dilde  sevgi ifade eden  “kalp veya yürek” sözcüklerinin aynı zamanda “iman, inanç, itikat “ifade eden  kavramlar da olması, eski toplumun geçmişteki kurban  paylaşım ilişkilerinden ötürüdür.‘İman veya itikat’, ‘öyle olsun’ anlamındaki ‘Amin-Amen’ sözü etrafında kurulmuş bir ittifak sözüdür gerçekte.

 

Eski veya Yeni Ahit, iki veya daha fazla topluluk yerine, bir topluluğun  temsilci tanrı ile yaptığı ittifak nedeniyle ‘Ahit-Akit, Antlaşma’ diye anılır. Eski Ahit, baştan aşağı, Tanrı ile  İsrael topluluğu arasında yapılmış anlasmaların,bu anlaşmaların bozulmasının ve bir daha yinelenmesinin… anlatımından oluşur.

 

****

Bayram’ların Kökeni Üzerine

“7. Gün Tatili” ,Oruç’un,Bayram’ın Kökenleri

 

 

'Tufan' Bir Ayin'di !

Tanrı Yedinci Günü Neden Kutsadı?

Tufan’ın Kutsal Aşure’si

 

Her Toplumda Farklı 'Kutsal Gün'ün temelleri

 

"Şabat Günü"nün Kuralları

 Oruç'un Kökenleri Üzerine

“Hamurlu Ekmek-Hamursuz Ekmek”

Fısıh-Pesah'ında Kurban Hazırlık ve Tüketim Tarzı

 

 

Yezidi,Rum ve Ermeni ortodoks dinlerinde bazı kutsal/yasak yiyecekler

SÜRYANİ BAYRAM VE ANMA GÜNLERİ....

Bazı hıristiyan kavram ve inançları...

Sabiilerin İnanç ve İbadetleri

Yezidi İnançları..

Zerdüştçülük, Zerdüştilik,Zerdüştlük...

Rum’ların Özel Günleri ve Oruç'ları

Marul Yeme Yasak veya Gereği ...

“Mercimeği Fırına Verdiler”
**********************************************************************************************

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

İslamizasyonun Öte Yüzü : Töre Cinayetlerinde Patlama!

8.11.2009


Töre Cinayetlerinde Patlama!

7 ayda 953 kadın öldürüldü

***

 

 

 

http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&KategoriID=24&ArticleID=1159501&Date=08.11.2009&b=7%20ayda%20953%20kadin%20olduruldu

 

 

 

 

 

 

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açıkladığı istatistikler, kadın cinayetlerinin 2002’den 2009’a kadar yüzde 1400 oranında arttığını ortaya koydu. 2002’de 66 kadın öldürülürken, bu sayı 2009’un ilk 7 ayında 953 oldu

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın verdiği bir soru önergesine yanıtı, kadın cinayetlerinin sadece 7 yılda yüzde 1400 arttığını gözler önüne serdi.

 

Kurtulan, TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e, “2002’den bu yana aile içi şiddetle ilgili kaç dava görülmüştür? Yargılamalar sonucunda kaç kişiye hangi cezalar verilmiştir? 2002’den bu yana yıllar itibarıyla cinayete kurban giden kadın sayısı kaçtır?” diye sordu.  

Yargı mensuplarına eğitim
Ergin, hâkim ve savcılara toplam 206 insan hakları semineri verildiğini kaydeden Ergin, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Yargı Mensuplarının Rolü” konulu proje kapsamında 2009’da 164 aile mahkemesinde görevli hâkimler ve cumhuriyet savcısı ile bu mahkemelerde çalışan 150 uzmanın eğitimden geçirildiğini kaydetti. Ergin, 2010’da projenin ikinci ayağının gerçekleştirileceğini, bu çerçevede ülke genelinde seçilecek 25 hâkim ve cumhuriyet savcısının 5 günlük “eğiticilerin eğitimi” programına alınacağını belirtti. 

2002’de sayı 66’ydı
Adalet Bakanı Ergin, 2002’den Temmuz 2009’a kadar kadınlara yönelik şiddet ve cinayet vakalarına ilişkin istatistikleri de açıkladı. Ergin, töre ve namus cinayetleri dahil olmak üzere 2002’de 66 kadın cinayetinin işlendiğini kaydetti.


Ergin, sadece 2009’un ilk 7 ayında kadın cinayeti sayısının 953 olduğunu belirtti. Böylece rakamlar, son 7 yılda kadın cinayeti oranının yüzde 1400 arttığını ortaya koydu.


Ergin, yıllar itibarıyla kadın cinayetleri sayılarını şöyle açıkladı:
2003’te 83

2005’te 164

2005’te 317

2006’da 663

2007’de 1011

2008’de 806.


Ergin, kadınlara yönelik şiddet ve cinayetlere ilişkin yargılama istatistiklerini de açıkladı. Verilere göre, 2002’den Temmuz 2009’a kadar; kadına yönelik şiddet ve cinayetler nedeniyle toplam 12 bin 678 dava açıldı. Bu davalarda 15 bin 564 kişi yargılanırken, bunlardan 5 bin 736’sı mahkum oldu. Bu davalarda bin 859 kişi için beraat, 794 kişi için de denetimli serbestlik kararı verildi.


Açılan davalardaki dosyalardan 11 bin 216 dosya karara bağlanırken, 6 bin 74 dosyanın yargılamasına devam ediliyor.


Karara bağlanan dosyalardan 5 bin 483’ünün Yargıtay aşaması da tamamlanırken, mahkemelerin karara bağladığı 4 bin 592 dosya Yargıtay’da onay bekliyor.

 

Son dönemin en ürpertici cinayetleri

Birgül Işık (Elazığ - 2005): TV programında şiddet gördüğünü söyleyince oğlu tarafından öldürüldü.

Çiğdem İnce (İzmir - 2003): Evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyince öldürüldü.


Evrim Sarıçiçekler (İstanbul - 2005): Ailesinin karşı çıktığı kişiyle evlendiği için ailesinin görevlendirdiği bir kişi tarafından öldürüldü.

Güldünya Tören (İstanbul - 2004): Evlilik dışı ilişkisinden anne olan Tören silahla yaralandı, 25 Şubat 2004’te hastanede öldürüldü.


Kadriye Demirel (Diyarbakır - 2003): Tecavüze uğrayıp hamile kaldıktan sonra ağabeyi tarafından öldürüldü.

Pınar Kaçmaz (Diyarbakır - 2002): Evden kaçıp mankenlik ajansına başvurduğu için babası ve ağabeyi tarafından öldürüldü.


Şemse Allak (Mardin - 2002): Evlilik dışı ilişkiye girdiği gerekçesiyle taşlanarak öldürüldü.


Zehra Karagöz (Şanlıurfa - 2003): Başka erkeklerle beraber olduğu söylentileri üzerine kocası tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü.

 

***************

 

Kutsal Evliliğin Kaynakları

 

Sümer Kutsal Kadınları...

‘Kızlar 9 yaşında evlenebilir’ diyen Profesör ve Muhammed

“Töreniz Batsın” Ve “Amin”

"Çocuk cinsel istismarı' Üzerine 2

 

 

Erkek Çocuk Sünneti ve Fallus Kültü

Eski Mısır'da Sünnet..

'Kurban'ın Kökeni ve ... “Eski Harran’da...Kurban"

Erkek Çocuk Sünneti Üzerine

Erkek Çocuk Sünneti Üzerine-2

Erkek Çocuk Sünneti Üzerine-3

Erkek Çocuk Sünneti Üzerine-4

Erkek Çocuk Sünneti Üzerine-5

“Kirve”lik Ve Evlilik Yasağı-1

“Kirve”lik Ve Evlilik Yasağı-2

Eski toplumda "iğdiş"lik kurumu

 

Eski Ahit'te "Kutsal Erkek Fahişeliği"

 

Eski Ahit’te Erkek Sünnet’i Motifleri

Eski Ahit'te bir Adem tanımı ve Aden!

 

Kutsal 'İlk Ürün...'

'İlk oğul' kurbanı ve Eski Ahit

 

19. Yüzyılda BEKTAŞÎLİK-1

Bekâret fetvası...Zifaf..Kadın Sünneti

 

ABD'de Bekáret Yemini,Bekâret fetvası...Zifaf..Kadın Sünneti

 

Erkek Çocuk Sünneti Ve Kirvelik

 

 

***

 

 

Hitit Kraliçesinin 'Kardeş Kocası'

 

Musa Yasalarında 'Kayınbiraderlik Görevi'...

 

Eski toplumda "iğdiş"lik kurumu

 

Asur Ticaret Kolonileri Devrinde kadın -1

 

“Mercimeği Fırına Verdiler”

 

İnanna'dan Havva Ana'ya...

 

Eski Ahit'te "kardeş karı-koca"lık...

Eski Ahit'te "kısır"lık...

 

Eski Toplumda “Monogami” ..


"Yalancılık kültürü" -Barbarlık ve Uygarlık!

Deyimler ve Konuşma Kültürü...

Konuşma Kültürü ve Uygarlık...

Eski toplumda konuşma yasağı ve selamlaşma...

Gıravat ve uygar barbarlık!

 

Olimpiyat oyunları neden çıplaktı?

ÇIPLAK AYAKLA OLİMPİYAT KOŞULARI

"Antropoloji": Kurban-Sunu ve İnsanbilim -2

Modern toplumun içindeki eski toplum

Töre ve Tören Kaynakları...

 

Kutsal Evliliğin Kaynakları

Sümer Kutsal Kadınları...

Kutsal Kadın Fahişeliği ve Kutsal Erkek Fahişeliği - 1

Eski Ahit'te "Kutsal Erkek Fahişeliği"

Lut'un 'Melek'leri ve Erkek Fahişelik...

 

 Eski ve Yeni Ahit'te Köpek Motifleri

Kutsal ‘Kör’ler, ‘Köpek’ler, ‘Sinek’ler....

Eski Tabletlerde “Sinek” kavramı ve İslamda “Sineğin ‘idrâki’” Konusu 

 

Tufan’larda ‘Köpek’, ‘Sinek’ler…

Yeni Yıl Şenliğinde “Köpek”, “Sinek”...

Erken Tapınaklarda ‘Köpek’, ‘Sinek’...

Avesta’da Köpek Totemi Ve ‘Köpek’ Çeşitleri

Avesta’da Köpek Totemi Ve ‘Köpek’ Çeşitleri-Motifler..

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*--*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*--*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-**



Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Eski Toplumda Farklı Öldürme Biçimleri ve İşkence Araçları

7.11.2009


**



**




***
http://en.wikipedia.org/wiki/File:A_Torture_Rack.jpg


**

**



**




***

Fiziksel İşkence Teknikleri

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0%C5%9Fkence

 

Bu kadar çok sayıda işkence aletinin ayaklar üzerinde kullanıma yönelik olması garip, hatta fetişistik gibi görünebilirse de aslen oldukça mantıklı bir gelişmedir. Başarılı bir işkencenin en püf noktalarından biri, neredeyse süresiz olarak hayatî tehlike yaratmaksızın uzatılabilmesindedir, ki bu da en iyi, acıyı mümkün olduğunca beyin ve diğer yaşamsal organlardan uzakta tutmakla sağlanabilir. Vücudun bu iki ölçütü birden sağlayan tek kısmı ayaklardır.





*****


Farklı Öldürme Biçimlerinde Eski Toplumun Değerleri

ÖLDÜRME BİÇİMLERI VE KURBAN TÖRENLERİ-1

Öldürme Biçimleri ve Kurban Törenleri-2

 

Farklı Öldürme Biçimlerinin Kaynakları-1

Farklı Öldürme Biçimlerinin Kaynakları-2
Farklı Öldürme Biçimlerinin Kaynakları-3 (Çocuk Kurbanı)

'Taşlayarak öldürme' ve insanbilim!

 Farklı idam-cinayet (ritüel) biçimleri

Yalınayak, Başı Açık İdam Tarzı Ve Bektaşi Ritueli

ENKİ’NİN TAŞLANMASI VE ŞEYTAN TAŞLAMA

Farklı Öldürme Biçimlerinin Kaynakları-3 (Cocuk Kurbanı)

 ENKİ’NİN TAŞLANMASI VE ŞEYTAN TAŞLAMA
 
 ÖLDÜRME BİÇİMLERİ VE KURBAN TÖRENLERİ

 Kurban Sunum Ve İdam Biçimleri

 

Hayvan Kurban ve Bitki Sunu'lardan 'insanlık'a-9

 

'İlk oğul' kurbanı ve Eski Ahit

Kutsal 'İlk Ürün...'

İlk Oğul Kurbanından ‘Yaş Günü’ne...

Dummuzi’den Adem'e İlk Oğul

Sümer ('İlk') Oğul'u [Dum(uzi)'den Adem'e]-1

Sümer ('İlk') Oğul'u [Dum(uzi)'den Adem'e]-2

Eski Ahit'te 'İlk çocuk' kurbanı ve 'ilk ürün' sunumu...

Eski Ahit'te 'İlk çocuk' kurbanı ve 'ilk ürün' sunumu...-2

 

 

 

Kutsal Rakamlar ve ölüm olgusunun gizlenmesi...

Kurban ve İsa'nın vaftizi...

Kardeş Katili Kain-Kabil'den Gezgin Derviş-Abdal-Keşişlige..

 

Su ve Ateşle Vaftizin Kaynakları

 

İslam’da “Kurban’ın Kusursuzluğu” ve Abdest Ediminde Arındırılan Organlar Hakkında

 

Hiristiyanlığın Su Vaftizinin Biçimleri

Musevilik ve Hıristiyanlıkta ‘el-ayak yıkama’ ayini

 

Kuran’da Saç Tıraşı

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ortaçağda İşkence Aletleri

7.11.2009 İnsanbilim,Toplumbilim,Dinbilim



**



**



**



**




**


**



**



**



**



**



**



**



**




**



**



**

http://www.internethaber.com/galeri/gallery.php?id=4724&no=19

*************************************************************

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Ha şu AB, ha bu AB!

7.11.2009
Ha  şu AB, ha bu  AB!
Türkiye : Avrupa Birliği'ne  Değil, Arap Birliğine!




***

  Milliyet  gazetesi yazarı, S. İdiz
dünkü köşe yazısında  tipik  entel-liboş sırnaşısı içinde, hükümete yaltaklanan bir yazı yazıyor ve  karıları sıkmabaş  İslami devlet yöneticilerinin idaresindeki bir devletin "Batılı değerlere sahip olması" mümkünmüş gibi,  şöyle diyordu:


"Sonunda hangi dünyaya ait olduğumuzu saptayacak olan şey de dış politikamızdaki yönelişler değil, evrenselleşmiş olan Batılı değerlere toplum olarak sahip çıkmamız veya çıkamamamız olacaktır."

[Tıklayınız: Türkiye, görüntüsüyle )




İçerde İslamileşmekte olan bir toplumun,  Batılı değerlere sahip çıkması   gerçekten mümkün olabilir mi ?


Bunlar özü bakımından, "entel-liboş"  takımının kitleleri aldatmak üzere savurdukları yalanlardır ve bu tür  gazetecilerin "iyi niyet"lerinden kuşku duymak için her nedene sahibiz.

Yazdığının karşılığında para alan bu tür yazarlardan her hangi birisi, dünyanın her hangi bir köşesinde "Batılı değerlere sahip"  olup da "İslami Arap Birliğine" yönelmiş bir toplum örneği gösterebilirler mi?

Dünya bugün, "küresel" bütünleşmeye,  toplumların  farklı dinler temelinde bir ön birleşme sürecinden geçerek gidecekmiş gibi görünmektedir.

Avrupa Birliği, "Batılı değerler" denilen  Hıristiyanlık kültürünü temel alarak Kilise etrafında toparlanırken, İslami ülkeler de, "Doğulu değerler" denilerek tanıtılan İslami kültürü temel alan  örgütlenmeler içinde toparlanmaktadır.

Bizim belkemiksiz,  entel-liboş kırmalarımız için ise, Türkiye'nin yönelimi  "yerinde" duruyor!

Çünkü onlar için,  ha şu AB, ha bu AB!
Aslolan küresel sermaye!

Safa Kaçmaz



****

Avrupa Birliği süreci kör topal gidiyor, İslami Birlik geliyor

İslam ülkeleri arasında, AB ülkeleri arasındaki gümrüksüz ticaret sisteminin bir benzeri olarak kurgulanan tercihli ticaret sisteminde anlaşmayı onaylayan ülke sayısı önceki  gün Bahreyn ve Bangladeş’in de imzalaması ile 10’a ulaştı. “Ekonominin ne dili ne dini ne de etnik kökeni vardır. Rengi de yoktur” diyen Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, sistemi 2010’da uygulamaya koymayı hedeflediklerini söyledi

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkeler arasında tercihli ticaret sistemi oluşturulmasına yönelik anlaşmayı onaylayan ülke sayısının 10’a ulaştığını açıkladı. Çağlayan, hedefin sistemi 2010 yılında hayata geçirmek olduğunu, sisteminin Türkiye'nin  ihracatına ciddi katkılar sağlayacağını söyledi.

Dış ticaret heyeti gezisi kapsamında bulunduğu Güney Afrika’nın Cape Town kentinde, basın mensuplarına açıklama yapan Bakan Çağlayan, “Türkiye’nin yüzünü Batı’dan Doğu’ya çevirdiği yönündeki yorumların doğru olmadığını” belirterek, “Avrupa pazarını gözardı etmek ya da kaybetmek gibi bir lüksümüz yok. Ama, dünyada bizim gidebileceğimiz mal satabileceğimiz başka pazarlar da var” dedi. Çağlayan, kendinden de bir örnek vererek “Şirketimi krizden Arap ülkeleri ve Rusya’ya açarak kurtarmıştım” diye konuştu.

Çağlayan, Türkiye’nin krizden en fazla etkilenen gelişmiş pazarlardaki kayıplarını alternatif pazarlarla kapatma çabası içinde olduğuna işaret etti. Uygulanan “çevre-komşu ülkeler, ürün ve pazar çeşitlendirme, pazarda tutunma” gibi dış ticaret stratejilerinin doğruluğunun AB’nin değerlendirme raporunda da teyit edildiğini hatırlatan Çağlayan, bu stratejilerin Türkiye’nin AB’den vazgeçtiği anlamına asla gelmeyeceğini vurguladı.

Dış ticareti olumlu etkileyecek

Türkiye’nin en büyük pazarı konumundaki ülkelerden Almanya,İtalya Rusya gibi gelişmiş ülkelere yönelik ihracatta Ocak-Ekim dönemi itibarıyla ciddi oranlarda gerileme kaydedilmesine karşın, alternatif pazar olarak değerlendirilen Afrika ve özellikle İslam ülkeleriyle ticarette yüzde 20-110 arasında artışlar sağlandığına dikkati çeken Zafer Çağlayan, özellikle İKÖ üyesi ülkeler ile tercihli ticaret sistemi kapsamında ticaretin başlamasının dış ticareti daha da olumlu etkileyeceğini söyledi. İKÖ üyesi ülkeler arasında tercihli ticaret sistemi başlanmasına ilişkin daha önce anlaşma imzalandığını hatırlatan Çağlayan, şu bilgiyi verdi:

Anlaşma uyarınca, üye 57 ülkeden 10’u anlaşmayı onaylarsa uygulamayı müzakere süreci başlayacaktı. Şimdiye kadar Türkiye dahil 18 ülke anlaşmayı imzalamış, ancak sadece 8 ülke onay sürecini bitirmişti. Uygulamayı hızlandırmak için ilgili bakanları tek tek aradım. Önceki gün Bahreyn ve Bangladeş, onay sürecini tamamladığını bize bildirdi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için menşe kurallarının onaylanması gerekiyor. Şimdiye kadar menşe kurallarını 12 ülke imzaladı, 4 ülke onayladı, 6 ülke hemen onaylayacak durumda. Hedefimiz, 2010 itibarıyla böyle bir uygulamaya geçebilmektir. Ticaretin beklemeye tahammülü yok. Tren kalktı, binen biner, binmeyen kaybeder.”

Hedef karşılıklı ticaretin payını artırmak

Dünya ekonomisinde 4.5 trilyon dolarla yüzde 7 payı bulunan 57 İslam ülkesinin, dünya mal ticaretinden yüzde 1.8 gibi son derece düşük bir payı bulunuyor. Tercihli ticaret sistemi ile üye ülkelerin birbirleri ile ticaretinin oranının 5 yıl içinde yüzde 15’ten yüzde 20’ye çıkarılması planlanıyor. Şu ana kadar birlik için anlaşmayı imzalayan ülkeler şunlar: Türkiye, Ürdün, Malezya, Umman, Pakistan, Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bangladeş ve Bahreyn.

******

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!


 

Yeşil Gıravatlılar...

 

 

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!

 

Belge'ler...ve Eski Toplumu Tanımanın Önemi

 

Ahmet Altan’dan Bir İtiraf

 

"Dinsizim Elhamdüllah" Çizgisinin Tartışılması..

 

Murat Belge'lerin Hıristiyanist ‘Ateizm’i ..

 

AB yolunda...“Hasan Abi”nin Türküleri...

 

'Piyasa ..adamı' İsmet Berkan

Sizce İ.Berkan “adamdan sayılır mı?”


Aydınlanma Konferansı'nda Oral Çalışlar

Oral Çalışlar: Aydınlanma Konferans'ından Riyad AB'sine!

İlhan Selçuk'a "Ergenekon", Oral Çalışlar'a Başbakan Uçağı! Oral Çalışlar'ın Uçuşları...  

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!

Oral Çalışlar: Aydınlanma Konferans'ından Riyad AB'sine! İlhan Selçuk'a "Ergenekon", Oral Çalışlar'a Başbakan Uçağı!

*****************************************************************************




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Yeşil Gıravatlılar Ve Tetikçi Medya

6.11.2009

 Ümmet Cemahiriyesine Doğru…Yeşil Gıravatlılar...

 

 

“İnşallah”cı Hasan’lar…"Adam" Berkanlar.."Tetikçi" Altanlar..."Yanaka, Yalaka"lar.. Babahanlar.. Çandarlar...

 

 

'İslami Cumhuriyet'  doğrultusunda Türkiye’deki  hızlı gelişme, elbette, dünyada dini eksenler etrafında yaşanmakta olan ayrışma  ve yeniden saflaşma sürecinin bir parçası.

 

İzole bir vaka değil…

 

Her yeni siyasi gelişme ve olayı bu eksenler etrafına oturtarak anlamaya, yorumlamaya  çalışmak, analizleri daha  anlaşılır bir  görüntüye kavuşturacak; onları daha gerçekçi temellere sahip kılacaktır.

 

'İslami Cumhuriyet' kavramı ile giderek daha  çok karşılaşmaya başlayacak olmamız, konuyla ilgili olanlar arasında dinsel deyimlerin anlamlarını, dini yapıları, dinlerin tarihçesini, eski dinlerin toplumsal kaynaklarını daha çok tanıma isteği, ihtiyacı doğuracaktır. Çünkü din’lerin  devlet iktidarını ele geçirmesi ve geçirmekte olması, din’lerin kaynaklarını  "hurafelere inanç"larda aramış ve tanımış bir nesilin bu noktadaki  ezberini de bozmakta gecikmeyecektir zaten.

 

Dünyanın bugün yaşamakta olduğu değişimin ortaya çıkardığı bu olguyu, görmezden gelmek çok fazla mümkün olmayacak.

 

Dünyadaki gelişmelerin, hiç olmazsa, görebildiğimiz öne çıkan bölgelerindeki gelişmelerin “dinsel eksenler” etrafında ele alınarak açıklanmaya çalışılması gerektiğini yazıyorum. “Petrol hedefi”nin yanı sıra, Irak’ın varlığına son verme girişiminin ardında Ortadoğu ve dünyada   ‘din devletleri' kurma hedefi bulunduğundan bahsediyorum.

 

Türkiye şimdi, dilini giderek artan bir şekilde, “Ümmet Cumhuriyeti” kavramına “alıştırmak” ve sadece İslam dinini değil, genel olarak  Din’leri, “Sümer-Akkad” kaynaklarından itibaren tanımaya çalışmak zorundadır.

 

Ekte, Eylül 2006 ile  27 Nisan Muhtırası’na kadar geçen süre içinde, günlük gelişmelere bağlı olarak yazılmış makaleler, notlar yer alıyor. Onlarda, örneğin “Papa’nın geliş amacı”, “Türkiye’de Darbe olasılığı” , “Küresel Dünya”da sosyal yönden “Küresel Din”lerin yükselişi hakkındaki tespitler  önem taşıyor.

 

Bu yazılar, Medya’mız ve özellikle onun içindeki “Yeşil Gıravatlı”lar yönüyle de önemli. Hasan abi’lerin, E. Babahan’ların, M. Belge’lerin, İ. Berkan’ların AKP’ye destek argümanlarının tanınmasının, bir çok bakımdan, önemli olduğuna inanıyorum.

 

Bir Kâbusun Eşiğinde...

Türkiye’nin 80'lerden itibaren savrulan siyasi yelpazesini yeniden şekillendirmekte olan dünyanın geçirmekte olduğu değişime yön veren, günümüzün  'temel çelişmeleri’dir.

 

‘Sol’un ‘sağ’a, sağ’ın sol’a karıştığı bugünkü  tabloyu, “ulus devlet yapısı”nın giderek erimesi ve “din temelli  yapılanma”, yani dünyanın ümmet  toplumlarına doğru  geçiş süreci şekillendiriyor. Ağar’lı DYP’yi ‘devlet’ politikasından ayrılıp ABD yönetimi  ile uyum halinde   ‘İslami devlet’  politikasının bir diğer yüzü olarak yansıtılan “dağdan ovaya indirme” siyasetine  kaydıran , ABD'nin ve Ağar’ın  ‘demokratlığı’ değil elbette.

 

M.Belgelerin, Hasan Abi’lerin, Altanların, Berkanların hükümet yanlısı ‘enternasyonalizm’leri de, sonuçta “etnik yapıların yıkılıp yerine dini yapıların kurulması”  biçimindeki ‘anti ulusalcı’ politika ile uyuştuğu içindir.

 

Burada niyetlerin, kavramların, 'pozitif milliyetçilik' numaralarının  rolü pek yok. Ama eski “sol” etiketlilerin önemli bir bölümünün dini süreçte aldıkları bu rol’de, belki  giderek  farkına varacakları büyük bir yanılgı var.

 

Türkiye’ye gelen ‘sermaye’, sadece Türkiye’ye gelmiyor. Bu, küresel sermayenin, en kazançlı gördüğü alana doğal yöneliminin doğal bir parçasıdır ve bugün Batı ülkelerinin de en büyük sorunu olan üretim yatırımları yerine artık neredeyse tamamıyla borsa kazanımcılığının yeğlenmesi  biçimindeki ekonomi politikası, dünyanın önümüzdeki döneminin en büyük sorununu hazırlamaktadır.

 

Yürütülmekte olan  bugünkü  “ılımlı İslami cumhuriyet” yoluyla “İslam dünyasının önderliği” politikası, Kürt meselesinin “etnik temel”den “dini temel”e geçişi ile uyuştuğu ölçüde, ABD yönetimi ile hükümet arasında bu noktadaki  temel politik uyuşma olarak sürecek gibi görünüyor…

 

Dünyada ve bölgede taşların yer değiştirmesi sürecini, özellikle Ortadoğu’da , «dini ümmet»ler  oluşum gerçeğine bağlayarak ele almak, anlaşılmakta zorlanılan bir dizi 'garip ittifak’ın nedenlerini de daha anlaşılır  kılacaktır.

'Küresel' Dünya 'Küresel' Din İstiyor!

 

Din’leri ve dinin kökenlerini anlamaksızın;  eski Mezopotamya çevrelerinde , MÖ. 4. binli yıllardan itibaren, adım adım  evrimler geçirerek oluşan dinlerin etnik ve kültürel temellerini tanımaksızın, onların bugünkü konumunu ve geleceğin din’lerini de anlamak  mümkün değil.

 

Din savaşı hiç bitmemişti ki, şimdi ortaya çıkıyor olsun... 

 

Dünyanın küreselleştiğini saptayacaksınız;

küreselliği 'liberalizm' adına alkışlayacaksınız;

bütün ‘ulusal sınır’ ve ‘ulusal değer’lerin adım adım zorla yıkılmasını destekleyeceksiniz...

 

ama öte yandan her türlü etnik değerini, ulusal sınırlarını yitirmiş toplulukların, çok güçlü bir  “üst birleştireni olarak din”ler etrafında toparlanıyor ve toparlanmaya devam ediyor olmasına şaşıracaksınız…

 

Taha Akyol'un durumu biraz böyle.

  

Aslında, insan toplumlarının davranışlarına şaşırılamaz. Çünkü o,nasıl olması gerekiyorsa öyle hareket eder.

 

Taha Akyol, bugün, Papa’nın “dinler arası gerilimi körüklemiş, ‘medeniyetler çatışması’na benzin dökmüş” olduğunu yazmış.

Türker Alkan ise   Papa’nın  söyleminin  “senelerdir ‘dinler arası diyalog’ çağrısında bulunanların da ne kadar boş işlerle uğraştığının bir kanıtı”  olduğunu, hatta biraz eski yazılarına hayıflanmış gibi, yazmış.

 

Derya Sazak’ın sözleri ise  daha  özlü bir anlatım gibi. Şöyle diyor D.Sazak:

 

“Huntington’un  ‘medeniyetler çatışması’  tezini haklı çıkarmak için 11 Eylül’den bu yana sergilenen  ‘akıl dışı’ çabalara Papa 16’ncı Benedictus da, İslam dünyasını ayağa kaldıran ‘Hz Muhammed söylemi’ ile katıldı.”

 

Demek ki dünyamız , bütün işini gücünü bırakmış, “Huntington’un ‘medeniyetler çatışması’ tezini haklı çıkarmak”  için, elinden ne gelirse yapıyor... ABD yönetimi, İsrael, Ben Ladin…  Şimdiki Papa da Vatikan’dan katılmış bu çabaya...

 

Bu tür değerlendirmelerde, sebep-sonuç ilişkileri alt üst  durmaktadır hep. Oysa dünyayı teoriler yönetmiyor. Tılsım tek başına  “yazılı teori”lerde olsaydı, dünyada fırtına estiren  düşüncelerin şimdi neden bir yaprak kıpırdatma gücüne bile sahip olmadıklarını açıklayamazdık. Teorisyenlerin, insanları peşlerinden koşturdukları tezine çok fazla inanmamak gerek. Tersine;  teoriler ve onun yaratıcıları, insan toplumunun  peşinden koşarlar ve eğer yürüyüş kolunun başına doğru yaklaşır, nereye doğru gidildiğini ve gidilmesi gerektiğini söyleyebilirlerse, teorisyen olurlar. O anki durumu az çok derli toplu bir  program haline de getirmişlerdir, hepsi bu.

 

Dünya şimdi, sosyal alanda, küresel sermayenin taleplerine uygun, “ulus üstü” birleştiren olarak  “küresel din”ler etrafında yeniden şekillenme sancıları çekiyor.

 

Sınırı kalkmış topraklar üzerine, ‘ulusal’ gömleğinden iyice arınmış küresel sermayenin egemen olduğu “küre”miz, tam olarak buna uygun bir dünya, tam anlamıyla  kendine ait küresel bir din istiyor. Sadece Türkiye veya öteki  “geri Doğu”  toplumlarında değil, “ileri Batı”da da yaşanmakta ve olacak olan “dinsel sosyal devletler”in yeniden biçimlenmesi sürecidir.

 

Bu süreç, işler zamana bırakılarak fazla kanlı olmadan da gerçekleşebilir. Tamamen  şiddet politikalarıyla  da...

Şu anda, bomba ve ateş politikası yürürlükte.

 

“Haklı-haksız” ; “temiz-kirli” gibi  “etiket tasnifleri”ni bir yana bırakarak şiddetin, terörün   her türüne karşı çıkmadan ve  dinlerin gerçek  toplumsal kaynaklarını tanımadan bu alanda fazla  ilerlenemez.

 

Uluslardan Ümmetlere Ve Mit Açıklaması

 

Dünyanın ulaştığı bugünkü  nokta, aslında  çoktandır izlenen ‘ulus devlet’ çözülüşünün  kaçınılmaz sonucudur.

 

Sermayenin tamamen küreselleştiği bir dönemde Ulus devletlerin sınırlarını ‘kapalı’ tutma şansları kalmamıştı zaten. ‘Ulusaşırı tekelci sermayeye’ karşı  her türlü yasal önlem, hülle yoluyla olsa bile -geçenlerde ‘Türk vatandaşlığını’ hatırlayan bir  ABD vatandaşı üzerinden alışverişi yapılan TV kanalı, basın karteli  gibi falan- boşa çıkarılabiliyor artık... Kaldı ki, buna istekli, dış dünyaya 'korumalı', iç pazarı kaptırmamaya çalışan bir ulusal burjuvazi de yok genel olarak ortalarda. Tersine, ‘ulusallığı’ sadece kimlik kartında kalmış, onu bile üzerinde bir ağırlık olarak taşıyan, enternasyonal para ilişkileri içinde bulunan zenginler var artık. Bunlar da, kapıların, sınırların kapanmasını değil, bütünüyle açılması yanlısı. 

 

Yarım asır önceden kalmış bir kaç  gazete yazarının ‘ulusal ekonomi’ üzerine  yazıları, ilginç antik bir esere bakar gibi  karşılanıyor artık. Bu, dünyanın her yerinde böyle, genel bir süreç olarak. Bu nedenle bütün eski partiler yeniden  başka değerler etrafında şekilleniyor; dünün sağcısı sol; solcusu sağ, tipik eski değerler bakımından, hale gelebiliyor. Çünkü artık dünyaya bakılan pencereler, yer değiştirmiş durumdalar...


Doğal özellikleri bakımından ulusaşırı bir sermaye, devletin ‘sosyal’ karakteriyle, toplumun sosyal yükümlülükleriyle ilgili değil. Bu 'yükleri' taşımaya niyeti ise hiç yok. Oysa 5 bin yıl önceki toplumlar bile, dul’una, gazisine, yetimine bakmayı kendilerine görev addediyorlardı...

 

Dünyanın en eski sosyal  kurumlarından olan posta taşımacılığı bile, şimdi bütün dünyada parça ‘özel sektöre’ devrediliyor.

 

Eğitim, hastane, emeklilik, sağlık sigortaları, bankalar falan da…

 

Bundan sadece 25 yıl kadar önce Calp'ın aldığı oyların tamamı "sattırmam efendim!" dediği Köprüden ötürüydü oysa! Şimdi ne Calp'ı tanıyan kalmıştır ortalarda, ne de  o kırık sesiyle  ‘sattırmam efendim’ini anımsayan!

 

Devletin  ‘ekonomiden elini çekmesi’ isteği, devletlerin  sosyal alanları adım adım terk etmesiyle sonuçlandı...

 

Öyleki, eğer kapısında kocaman bir ‘hürriyet, eşitlik, kardeşlik’ yazan sosyal, hukuk, laik Fransa devleti, çoktan tamamen boşalmamış ise, içinde bulunduğu AB ve önceden kazanılmış hakların yüzü hürmetinedir…


Bir anda ortaya çıkan ve belki, bir anda da sonuçlanacak bir süreç değil bu. Ama artık toplulukları, küresel ekonomiye uygun olarak  küresel dinler ifade etmeye başlamıştır ve bu süreç şu anda ilerliyor.

 

Dinlerin sosyal alandaki gelişimi, iktidarı ele almak gibi kaçınılmaz bir sonuç da  yaratıyor ve  dinleri iktidardan uzak tutan  türdeki laik modeller  doğrudan  dinsel bir tehdit altına giriyor.

Bütün dünyada olan bu gelişmeden Türkiye yoksun değil elbette.

Türkiye: İslami Cumhuriyet’e Dönüşecek mi?

Hepimiz bilmeliyiz ki, Türkiye “İslami cumhuriyet” olma yolunda hayli yol almıştır ve gelişmenin doğrultusu da o yöndedir. Dişinden tırnağına  kadar  küresel  sermayeye bağlanmış  bir Türkiye’de  bağımsız bir dış, hatta iç politika ve ona uygun “bağımsız bir ekonomi”  ummak  artık sadece hayal olabilir.1980’li yılların ortalarında sadece ‘köprüyü sattırmam efendim!’ diyen bir Calp’e oy verebilecek kitle de yok artık. Petrol yasası ile ilgili son gelişmeler, ‘bağımsızlıkçı’ bir politikanın, sadece adının anılabileceğini gösteriyor.

Bu çerçevede ‘anti-emperyalizm’ anlamında bir ulusalcılık-milliyetçilik'in uzun vadede Türkiye’de başarı  şansı da artık  kalmış değil. Bu alandaki söylemlerin yükselmesi, bölünme-parçalanma tehlikesinin doğurduğu bir tür korku alt yapısına ve oto-savunma içgüdüsüne dayanıyor. Ölmekte olan bir ağacın da yeşil ışkınlar üretmesinin mümkün olması gibi…

Buna karşılık din, ulus-etnik üstü yapısı ile küresel sermayenin bugünkü talepleriyle tam bir uyum gösterebilmektedir ve dinlerin, bu ister İslam, ister Hıristiyanlık olsun, aktüel  başarısının ardında bu nokta bulunuyor.

Fakat hem İslamın, hem de Hıristiyanlığın içindeki mezhep ayrımları, bu dinlerin aynı zamanda iç handikaplarını da meydana çıkarmaktadır. Yeni Papa’nın, daha ayağının tozuyla, Hıristiyan dünyanın  ayrılık yaratan iç sorunlarını tartışmalar yoluyla aşıp birlik oluşturma hedefini ilan etmesi son derece anlaşılırdı. Bu nokta ‘…benim peygamberime saldırıyor!....’ görüş zaviyesini aşacak  bilgiden yoksun olanlarca atlanıldı. 

İç hesaplaşma İslam içinde de, zorunlu olarak yaşanacaktı ve onun bugün kâğıt üzerinde bırakılmış Irak’ta aldığı özellik, bu noktayla alakalıdır.

Dinler, iktidara yakınlaştıkça, iktidar oldukça da, 'içlerini' düzenleyerek ilerleyeceklerdir.

Dinlerin ortaya çıkışında, her ne kadar insanlığın önceki tüm kültürel ve barışçıl özleri bulunuyorsa da, en eski “yaratılış” anlatımlarından itibaren din, bir egemenlik tarzı olarak şiddet ve savaşla birlikte var olmuştur. Şimdiki kutsal kitapların  ‘ilk insanları’nın 'ilk oğul’larının birbirini boğazlayarak yola çıkmış olmaları, sadece bu nokta bile, şiddetin dinlerin başlangıcıyla birlikte var olduğunu görmeye yeter.

Laik bir devlet, kendini dinlerin bu çekişmesinden uzak tutabildiği ölçüde başarılı  olabilirdi. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik yanları hayli tartışmalı olsa da, bunu önemli ölçüde başarabilmişti. Fakat şimdi “İslami bir cumhuriyet”e doğru yol alan Türkiye’nin en önemli  iç gündem maddesi mezhep ve din savaşı  olmaya aday görünüyor.

Sadece Alevi ve Sünni sözcüğünün söylenmesi bile, şu andaki Türkiye’de  alevi Türk ile alevi  Kürtleri, Sünni Kürt ile Sünni Türkleri kendi aralarında  birleştirmeye yetebileceği gibi  birbirine düşürmeye de  yeter.

“Etnik sorunların dini birlik üzerinden çözülmesi” bugünkü bir politika olarak görünüyor. Ama içinde  mezhep  çelişme patlayıcısını taşıyarak...

Türkiye’nin  sorunlarının çözüm alanı demokrasi ve laikliği koruma noktaları olmalıdır, ama  boş gürültülü  ve soyut  “Türkiye yıkılmaz  güvenceleri verilen bir ortamda, bu  tür sesler  ne kadar duyulabilecek ?...

 

Karşı Karşıya Olan Büyükanıt ve Hükümet mi?

 

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi, devlet yapısının ‘laik ulusal ’ renkten  ‘İslami ümmet cumhuriyeti’ rengine geçiş süreciyle çok yakından ilgili. Ilımlı İslami kesimden bir Cumhurbaşkanı’nın seçimi ile birlikte, bu süreç kapanmış olmayacak belki ama, o yönde çok önemli bir mesafenin daha kat edilmiş olacağı açık.

 

Bu  ise, yeni Cumhuriyet’in kurucu öğesi olan ordunun ve önemli ölçüde  dönüşmüş de olsa, devlet yapısının özüne aykırı bir durum yaratacak.

 

Bu durum, iktidar çekişmesinin, AKP ile diğer partiler arasında değil de, esas itibariyle Ordu ile AKP arasında yürüyor olmasının da bir açıklamasını veriyor.

 

Biz  burada sadece durum tespiti yapabiliriz. Gerçeği, gazete sayfalarına yerleştirdikleri fotoğraflarla değiştirebileceklerini sanan Berkan’lar, yanaktan makas alan ‘liberal’ler, istedikleri kadar hayal dünyalarında yaşayabilirler.

 

Var olan devlet yapısının, küresel sermayenin taleplerine tam bir uyumla yanıt veren ılımlı İslami modele dönüşmesine seyirci kalınması, bu devletin kurucu güçlerinin varlık nedenine aykırıdır. Üst komutanların bu dönüşümü kabullenmeleri durumunda bile, alt kademeleriyle ordunun sessiz kalması  ihtimali üzerine bir hesap, Ankara’dan dönecektir.

 

Türkiye’de siyasi rejimin dönüşme olasılığı, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerle de çok yakından ilgili. Bugün artık Türkiye, “Irak’ın bölünmüşlüğünü” kabul edip etmeme noktasına kadar gerilemiş durumda. Kerkük, oradaki Türkmen’lerin varlığı bakımından, petrol kaynakları bakımından ilgilendirmiyor Türkiye’yi. Ya da yayılmacı amaçlar yönüyle.

 

Kerkük’ün, şimdiki adı “Kuzey Irak'taki Kürt Bölgesel-Federal Yönetimi”  olan fiili Kürt devletinin içine dâhil olması, bu  'federal' devletin Irak’ın öteki parçalarıyla olan son hukuki işleminin de, bu noktadaki pamuk ipliğinden bağların da, son bulması anlamına gelecektir. O noktadan itibaren, şimdiki fiili bölünmesine karşın  hala “Irak devleti” haliyle var olabilen bu yapıdan kâğıt üzerinde de bir eser kalmayacağı, artık anlaşılmış durumda.

 

Türkiye’nin zorluğu burada.

 

 

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!

Ha şu AB, ha bu AB!

 

Yeşil Gıravatlılar...

 

 

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!

 

Belge'ler...ve Eski Toplumu Tanımanın Önemi

 

Ahmet Altan’dan Bir İtiraf

 

"Dinsizim Elhamdüllah" Çizgisinin Tartışılması..

 

Murat Belge'lerin Hıristiyanist ‘Ateizm’i ..

 

AB yolunda...“Hasan Abi”nin Türküleri...

 

'Piyasa ..adamı' İsmet Berkan

Sizce İ.Berkan “adamdan sayılır mı?”


Aydınlanma Konferansı'nda Oral Çalışlar

Oral Çalışlar: Aydınlanma Konferans'ından Riyad AB'sine!

İlhan Selçuk'a "Ergenekon", Oral Çalışlar'a Başbakan Uçağı! Oral Çalışlar'ın Uçuşları...  

Ha o AB, ha bu AB ! Yaşasın Küresel Sermaye!

Oral Çalışlar: Aydınlanma Konferans'ından Riyad AB'sine! İlhan Selçuk'a "Ergenekon", Oral Çalışlar'a Başbakan Uçağı!

*****************************************************************************

 

 

Dini Kimlik Gelişimi ve Laik'liğin Yorumları...

Cumhurbaşkanı Sezer'in Konuşması

Kakofonik Saldırı Ve Trajedimiz!

Demirel : Hem Nalına,Hem Mıhına..İdare-i Maslahat..

Ümmet Cemahiriyesine Doğru…Yeşil Gıravatlılar...

Barzani,Erdoğan ve MGK Sonuçları

"Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması.."

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Amazon Yerlileri: Eski Dünya

6.11.2009

Amazon Yerlileri: Eski  Dünya





***


**




**



**




**




**



**



**

http://www.milliyet.com.tr/galeri/yeni/goster.asp?prm=8,071464E-02&id=19&galeriid=8011#galeriStart

*****************************************************************
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

« Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa»
Kuruluş Tarihi : 8 Mayıs 2006 Free Site Counter
Free Site Counter
compteur
compteur
TOPLUM VE TARİH Düşünce Atölyesi: "Nasıl yaşanmış ise, öyle ele alınarak yorumlanması gereken tarih övülemez ve mahkum edilemez, irdelenir."
Google Gruplar
Toplum ve Tarih Düşünce Atölyesi Üyeliği İçin
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
www.kitapyurdu.com'dan satın al "Kuran, İncil ve Eski Ahit ile 'Sümer-Akkad' tablet yazıları arasında paralellik ve yakınlık bulunduğunun saptanmasına bağlı olarak, bu üç din kitabının 'Sümer söylenceleri'ne dayandığı ileri sürülmüştü. Gerçekten de, Musevilik, Hırıstiyanlık ve İslam'ın kitap metinlerinin, Akado-sammaru ilahilerinin zamanla dönüşmüş biçimlerine dayandığı artık ispatlanabilir bir olgudur...."
*-*-*-*-*-*-*-*-*-
Safa Kaçmaz sayfası için tıklayın.
Facebook-Toplum Ve Tarih Paylaşımı-Toplumbilim, Dinbilim, Tarihbilim, Ateizm
Toplum ve Tarih, Society and History, Société et Histoire, Gesellschaft und Geschichte, Società e Storia, La sociedad y la Historia, المجتمع والتاريخ, Общество и история, Shoqëria dhe Historia, Společnost a Historie, 社會和歷史, Lipunan at Kasaysayan, Ühiskond ja Ajalugu, Yhteiskunta ja Historia, Maatschappij en Geschiedenis , חברה והיסטוריה, Samhälle och Historia, 社会と歴史 , La societat i la Història, Sabiedrība un Vēsture, Visuomenė ir İstorija, Társadalom és a Történelem, Samfunn og Historie, Sociedade e História, Societatea şi İstoria, Общество и история, Суспільство та İсторія, Της κοινωνίας και της ιστορίας ,
    Bazı İnceleme Konuları
  • ‘arkeoloji’ kavramının dilbilimsel kökenleri
  • Epistomoloji..
  • Episkopos
  • Patriark..
  • Eski Yunan "Arkhe"si.
  • Eski Ahit'in Latin "Arca"sı
  • Yay burcu..Gök Kuşağı
  • Nuh’un ‘gemisi’ (“Arche de Noah”)
  • ölüm-cenaze tören kültü
  • farklı ölüm-cenaze tören biçimleri
  • uygulama kaynakları
  • ritüel yiyecekleri -pirinç okuma -mercimek çorbası -aşure -çiğ köfte -Mardin'de Kaburga Dolması -hayvan kurbanlar ve farklı hazırlık biçimleri
  • Eski Yazılı Yasalar’da ölüm cezalarının faklı biçimlerde infazı ve kaynakları
  • “suya atma”
  • “yakma”
  • “kazığa geçirme”
  • “taşlama”
  • “boğma”
  • “kuyuya atma”
  • Diş kırma ritueli -Kırıkhan’da ‘dişçilik’
  • Sünnet ve Bekaret Kurumlarının kaynakları
  • Kirvelik..
  • Evlilik yasakları..
  • Vaftiz biçimleri..
  • ‘İlk oğul’luk Kurumu..
  • Burç Ayları
  • Bitki-Hayvan Totemler
  • Totem-tanrılar arasi ilişki düzeni
  • Erken dönem “Türk” toplulukları
  • “Türk” sözcüğünün kaynakları
  • Konfederal bir tanım olarak “Türk”
  • “Türk” ittifakına girmeyen “Türk topluluklar"
  • “Osmanlı ‘Türk’leri küçümsedi” mi?
  • Eski Türk toplumlarında küçük-büyük evlat ayrımı ve kaynakları
  • Evlilik biçimleri
    Bağlan****tılar
manşetler

**********
Livre : Les origines de la Bible et les récits du Coran dans les sources écrites de l'ancienne Mésopotamie…..Auteur : Mr.Safa KAÇMAZ...Société et Histoire : Atelier de réflexion et de discussion….Pour la renforcement de la base scientifique de l'athéisme…Pour la redéfinition des principes de l'athéisme scientifique et et de l’histore sociale....Ancien Testament, Bible, Coran, Culte du feu, Le culte de la mort, Culte de porte, Culte de cheveux et de barbe, Culte de l'eau, le crachat, l'athéisme, le rituel, la religion, Enlil, Enki, Marduk, ancienne société, fils aîné, fils cadét, les lois Hammurabi, les lois Esnunna, anciennes lois écrites, anciénne systeme heritage, ancienne systeme patrimoine, sacrifice fils aîné, Asur, assyrien, des animaux totem, totem de plantes, l'anthropologie, l'islam, le christianisme, le judaïsme, les origines du judaïsme, l'origine de sacrifice humaine, la sociologie, la sainte, la laïcité, Moïse, Jésus, Mahomet, Dieu, les dieux anciens, l'anthropologie, déluge, social science, religion science
Book: The origins of the Bible and stories of the Quran in the written sources of ancient Mesopotamia…. Author: Mr. Safa KAÇMAZ..History and Society: Workshop for reflection and discussion .... For strengthening the scientific basis of atheism ... For the redefinition of the principles of atheism and science and the social history .... Old Testament, Bible, Qur'an, Worship of fire, the cult of death, Door Worship, Worship of hair and beard, Worship of water, sputum, atheism, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, old, eldest son, the youngest son, the Hammurabi laws, laws Esnunna ancient written laws, old heritage, old heritage, sacrifice eldest son, Asur, Assyrian, totem animals, totem plant, the anthropology, Islam, Christianity, Judaism, the origins of Judaism, the origin of human sacrifice, sociology, holy, secular, Moses, Jesus, Muhammad, God, gods, ancient, anthropology, deluge , social science, religion, science
Buch: Der Ursprung der Bibel und der Geschichte des Korans in den schriftlichen Quellen des alten Mesopotamien… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Gesellschaft und Geschichte: Atelier des Nachdenkens und der Diskussion .... Für die Stärkung der wissenschaftlichen Grundlagen des Atheismus ... Für die Neugestaltung der Grundsätze der Wissenschaft und des Atheismus und der sozialen Geschichte .... Altes Testament, Bibel, Koran, Kult des Feuers, Der Kult des Todes, der Kult geht, Kult Haar und Bart, Kult des Wassers, Spucke, Atheismus, das Ritual, Religion, Enlil, Enki , Marduk, dem früheren Unternehmen, der älteste Sohn, der jüngste Sohn, der Hammurabi Gesetze, die Gesetze Esnunna alte Gesetze geschrieben, alte Kultur, alte Erbe, Opfer Sohn, Asur
الكتاب : أصول من قصص الكتاب المقدس والقرآن مكتوب في مصادر حضارة ما بين النهرين الكاتب : Mr. Safa KAÇMAZ..التاريخ والمجتمع : ورشة عمل للتفكير والمناقشة... لتعزيز القاعدة العلمية للالالحاد... لإعادة تحديد مبادئ الإلحاد والعلوم الاجتماعية والتاريخ.... العهد القديم ، الكتاب المقدس ، القرآن الكريم ، والعبادة في النار ، وعبادة الموت باب العبادة ، والعبادة في الشعر واللحية ، والعبادة في المياه ، والبصاق ، والإلحاد ، والطقوس ، والدين ، وEnlil ، Enki ، Marduk ، البالغ من العمر ، الابن الاكبر ، الابن الاصغر ، وقوانين حمورابي ، والقوانين القديمة والقوانين المكتوبة Esnunna
Book: Zanafilla e Biblës dhe tregimet Kur'anore e shkruar në burimet e lashta Mesopotamia….. Author: Mr. Safa KAÇMAZ..Histori dhe Shoqëria: seminarit për të reflektuar dhe diskutim .... Për forcimin e shkencore bazë të atheism ... Për ripërcaktimin e parimeve të atheism dhe sociale të shkencës dhe historia .... Dhjata e Vjetër, Bibël, Kur'an, Adhurimi e zjarrit, e kult i vdekjes, Door Adhurimi, Adhurimi i flokëve dhe mjekrën, Adhurimi e ujit, pështymë, atheism, ritual, feja, Enlil, Enki , Marduk, old, djali i madh, biri më i ri, e Hammurabi ligjeve, ligjet Esnunna lashtë të shkruar ligje, trashëgiminë e vjetër, e vjetër trashëgimisë, sakrificë maddhi djali, Asur, asiriane
Книга: Произходът на Библията и истории на Корана в писмените източници на древна Месопотамия…Автор: Mr. Safa KAÇMAZ..История и общество: "Работилница за размисъл и дискусия .... За укрепване на научната основа на Атеизъм ... За предефинирането на принципите на Атеизъм и науката и социалната история .... Старият Завет, Библията, Корана, се покланят на огъня, на култа към смъртта, Врата кланят, кланят на косата и брадата, покланят на вода, слюнка, Атеизъм, ритуал, религия, Enlil, Enki , Marduk, стари, големият син, най-младият син на Hammurabi закони, закони Esnunna древните написани закони, стари наследство, стари наследство, жертва-големият син, Asur, асирийски, тотем животни, тотем завода, антропология, исляма, християнството, юдаизма, на началата на юдаизма, произхода на човека жертва
Kniha: Počátky Bible a příběhů z Quran v písemných pramenech ze starověké Mezopotámie… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Historie a společnost: Seminář k zamyšlení a diskusi .... Pro posílení vědecké základy ateismus ... Pro znovuvymezení zásad ateismus a vědy a sociální dějiny .... Starý zákon, Bible, Qur'an, uctívání ohně, kultu smrti, dveří bohoslužby, uctívání vlasy a vousy, Worship vody, sputa, ateismus, rituálu, náboženství, Enlil, Enki , Marduk, staré, nejstarší syn, nejmladší syn, že Hammurabi zákony, zákony Esnunna starověké písemné zákony, starým dědictvím, starým dědictvím, obětovat nejstaršího syna, Asur, Assur
图书:的起源故事,圣经和可兰经书面来源的古代美索不达米亚 ..作者: Mr. Safa KAÇMAZ.. 历史与社会:车间进行思考和讨论.... 加强科学无神论的基础... 为重新确定的原则,无神论和科学的社会历史.... ,可兰经,崇拜火,崇拜死亡,门崇拜,崇拜的头发和胡须,崇拜水,痰,无神论,礼仪,宗教,恩利尔,恩基,马尔杜克,岁,长子,最小的儿子,在汉谟 拉比的法律,法律Esnunna古代成文法,旧传统,旧传统,牺牲的长子,阿苏尔
Bog: Oprindelsen af Bibelen og historier af Quran i de skriftlige kilder fra oldtidens Mesopotamien …..Udsteder: Mr. Safa KAÇMAZ...Historie og Samfund: Workshop for overvejelser og debat .... For at styrke det videnskabelige grundlag for ateisme ... For en redefinering af principperne om ateisme og videnskab og den sociale historie .... Gamle Testamente, Bibelen, Koranen, Tilbedelse af brand, dyrkelsen af død, Door gudstjeneste, Tilbedelse af hår og skæg, Tilbedelse af vand, spyt, ateisme, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, gamle, ældste søn, den yngste søn, den Hammurabis love, love Esnunna antikke skriftlige love, gamle kulturarv, gamle arv, ofrer ældste søn, Asur, assyriske
Buku: The berasal dari Alkitab dan cerita dari Quran yang ditulis dalam sumber-sumber kuno Mesopotamia ……Pengarang: Mr. Safa KAÇMAZ..Sejarah dan Masyarakat: Lokakarya untuk refleksi dan diskusi .... Untuk memperkuat dasar ilmiah ateisme ... Untuk redefinition dari prinsip ateisme dan ilmu sosial dan sejarah .... Perjanjian Lama, Alkitab, Alquran, Ibadah api, maka kultus kematian, Pintu Ibadah, Ibadah rambut dan janggut, Ibadah air, dahak, ateisme, ritual, agama, Enlil, enki , Marduk tua, anak tertua, maka anak muda, yang Hammurabi hukum, undang-undang undang-undang tertulis Esnunna kuno, warisan lama, lama warisan, anak tertua korban, Asur, Assyrian
Raamat: päritolu Piibli ja jutte, et Quran esitama kirjaliku allikad ancient Mesopotamia…… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Ajalugu ja ühiskond: Workshop järelemõtlemise ja arutelu .... Tugevdada teaduslikku alust Atheism ... Brüssel ümbermääratlemine põhimõtteid Atheism ning teaduse ja sotsiaalset ajalugu .... Vana Testament, Piibel, Koraan, Palvelkaa tuletõrje, CULT surm, Door Palvelkaa, Palvelkaa Juuste ja habeme, Palvelkaa vett, röga, Atheism, rituaal, usutunnistuse, Enlil, Enki , Marduk, vana, vanim poeg, noorim poeg, et Hammurabin seadused, seadused Esnunna ancient kirjutatud seadused, vana pärand, vana pärand, ohverdada vanim poeg Asur, Assüüria
Book: Ang pinanggalingan ng Bibliya at mga kuwento ng Quran sa nakasulat na mga pinagkukunan ng mga sinaunang Mesopotamya ..Author: Mr.Safa KAÇMAZ..Kasaysayan at Lipunan: Workshop para sa pagmuni-muni at discussion .... Para sa pagpapalakas ng mga pang-agham batayan ng Atheism ... Para sa redefinition ng mga prinsipyo ng Atheism at agham panlipunan at ang kasaysayan ng .... Lumang Tipan, Biblia, Qur'an, pagsamba ng apoy, ang uri ng pananampalataya ng kamatayan, pintuhan pagsamba, pagsamba ng buhok at beard, pagsamba ng tubig, plema, Atheism, seremonya, relihiyon, Enlil, Enki , Marduk, old, diko anak na lalaki, ang bunsong anak na lalaki, ang Hammurabi mga batas, mga batas Esnunna sinaunang nakasulat na mga batas, mga lumang minana, mga lumang namana, pagpapakasakit diko anak, Asur, Asiryan
Kirja: alkuperästä Raamatun ja tarinoita, että Quran vuonna kirjalliset lähteet muinaisen Mesopotamian…. ..Laatija: Mr. Safa KAÇMAZ..Historia ja yhteiskunta: työpaja pohdintaa ja keskustelua .... Vahvistamaan tieteellistä pohjaa ateismiin ... Saat uudelleenmäärittely periaatteiden ateismin ja tieteen ja sosiaalista historiaa .... Vanha testamentti, Raamattu, Koraani, Jumalanpalvelus tulipalon, että cult kuoleman, Door Jumalanpalvelus, Jumalanpalvelus on hiukset ja parta, Jumalanpalvelus vettä, yskös, ateismi, rituaali, uskonnon, Enlil, Enki , Marduk, vanha, vanhin poika, nuorin poika, että Hammurabin lait, lait Esnunna antiikin kirjallisen lait
Boek: De oorsprong van de bijbel en de verhalen van de Koran in de geschreven bronnen van het oude Mesopotamië ..Auteur: Mr. Safa KAÇMAZ….Geschiedenis en samenleving: Workshop voor reflectie en discussie .... Voor de versterking van de wetenschappelijke basis van atheïsme ... Voor de nieuwe invulling van de beginselen van het atheïsme en de wetenschap en de sociale geschiedenis .... Oude Testament, Bijbel, Koran, aanbidding van het vuur, de cultus van de dood, klep Worship, Verering van haren en baard, Aanbidding van water, sputum, atheïsme, ritueel, godsdienst, Enlil, Enki , Marduk, oud, oudste zoon, de jongste zoon, de Hammoerabi wetten, wetten Esnunna oude geschreven wetten, oude erfgoed, oude erfgoed, offer oudste zoon, Asur
הספר: על מקורות של התנ"ך וסיפורים של הקוראן שנכתב על מקורות עתיקים ארם נהרים ,מחבר: Mr. Safa KAÇMAZ, היסטוריה וחברה: סדנה עבור השתקפות ודיון . לחיזוק הבסיס המדעי של Atheism ... עבור redefinition עקרונות Atheism ומדע ואת ההיסטוריה החברתית .... התנ"ך, תנ"ך, Qur'an, תפילה של אש, פולחן המוות, דלתות תפילה, של תפילה שיער זקן, תפילה של מים, לחה, Atheism, פולחן, דת, Enlil, Enki , Marduk, הישן, הבן הגדול, הבן הצעיר, את Hammurabi חוקים חוקים חוקים Esnunna עתיקה בכתב, הישן המורשת המורשת הישנה, להקריב את הבן הגדול,
Libro: Los orígenes de la Biblia y el Corán de historias en las fuentes escritas de la antigua Mesopotamia ..Autor: Mr.Safa KAÇMAZ..Historia y Sociedad: Taller para la reflexión y el debate .... Para fortalecer la base científica de ateísmo ... Para la redefinición de los principios del ateismo y la ciencia y la historia social .... Antiguo Testamento, Biblia, Corán, Culto de fuego, el culto a la muerte, la puerta Culto, Culto de pelo y la barba, Culto de agua, de esputo, el ateísmo, el ritual, la religión, Enlil, Enki , Marduk, de edad, hijo mayor, el hijo menor, la leyes de Hammurabi, las leyes Esnunna antiguas leyes escritas, antiguo patrimonio
Bok: Den ursprung i Bibeln och berättelser av Quran i skriftliga källor för antika Mesopotamien …...Författare: Mr. Safa KAÇMAZ...Historia och samhälle: Workshop för reflektion och diskussion .... För att stärka den vetenskapliga grunden för ateism ... För omdefinieringen av principerna för ateism och vetenskap och social historia .... Gamla Testamentet, Bibeln, Koranen, dyrkan av eld, den kult av död, Dörr dyrkan dyrkan av hår och skägg, dyrkan av vatten, sputum, ateism, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, gammal, äldste son, den yngste son, Hammurabi lagar, lagar Esnunna antika skriftliga lagar
Libro: Le origini della Bibbia e del Corano storie in fonti scritte di antica Mesopotamia…. .Autore: Mr.Safa KAÇMAZ..Storia e Società: Workshop per la riflessione e la discussione .... Per rafforzare la base scientifica di ateismo ... Per la ridefinizione dei principi di ateismo e la scienza e la storia sociale .... Antico Testamento, Bibbia, Corano, nel culto del fuoco, il culto della morte, porta il Culto, il Culto dei capelli e la barba, il Culto delle acque, dello sputo, l'ateismo, rituale, religione, Enlil, Enki , Marduk, vecchia, figlio maggiore, il più giovane figlio, il Hammurabi leggi, leggi Esnunna antiche leggi scritte, patrimonio vecchio, vecchio patrimonio, sacrificio figlio
本:は、聖書や古代メソポタミアの書面による情報源の話では、コーランの起源 ..著者: Mr. Safa KAÇMAZ..歴史と社会:ワークショップの反射や議論のため.... 無神論の科学的根拠を強化するために...無神論、科学と社会の歴史....の原則の再定義について旧聖書は、聖書、コーラン、火の崇拝、死のカルト、ドアに仕え、髪、ひげ、水の崇拝、痰、無神論、儀式、宗教、エンリル、エンキの崇拝、マルドゥーク、古 い、長男は、最年少の息子は、ハムラビ法律、法令Esnunna古代書か法律、古い遺産、古い遺産、長男Asur
Könyv: Az eredetét a Biblia történeteit és a Korán az írott forrásokban az ókori Mezopotámiában ..Szerző: Mr. Safa KAÇMAZ ..Történelem és Társadalom: Workshop a visszajelzéseket és a vitát .... Megerősítése alapján, a tudományos ateizmus ... A újradefiniálását elvei ateizmus és a tudomány és a társadalom történelmétől .... Ószövetség, Biblia, Korán, Worship a tűz, a kultusz halála, Door Worship, Worship a haját és szakállát, Worship a víz, a köpetben, ateizmus, szertartás, vallás, Enlil, Enki , Marduk, a korábbi, legidősebb fia, a legfiatalabb fia, a Hammurabi törvények, jogszabályok Esnunna ókori írott törvényeket, a régi örökség, a régi örökség, áldozat legidősebb fia, Asur, asszír
Book: The opprinnelse av Bibelen og historier av Quran i skriftlige kilder av gamle Mesopotamia ..Forfatter: Mr. Safa KAÇMAZ...Historie og samfunn: Workshop for refleksjon og diskusjon .. For å styrke det vitenskapelige grunnlaget for Atheism ... For omdefinering av prinsippene i Ateisme og vitenskap og sosial historie .... Gamle Testamentet, Bibelen, Koranen, Tilbedelse av brann, er kult for død, Door Tilbedelse, tilbedelse av hår og skjegg, Tilbedelse av vann
Livro: As origens da Bíblia e histórias do Corão nas fontes escritas da antiga Mesopotâmia… ..Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..História e Sociedade: Seminário de reflexão e discussão .... Para fortalecer a base científica do ateísmo ... Para a redefinição dos princípios do ateísmo e da ciência e da história social .... Antigo Testamento, Bíblia, Alcorão, Culto de incêndio, o culto da morte, porta Culto, Culto de cabelo e barba, Culto de água, escarro, ateísmo, ritual, religião, Enlil, Enki , Marduk, velho, filho mais velho, o filho mais novo, o Hammurabi leis, leis Esnunna antigas leis escritas, velha herança, velha herança, sacrifício filho mais velho, Asur
Книга: Происхождение Библии и истории Корана в письменных источниках древней Месопотамии ..Автор: Mr. Safa KAÇMAZ..История и общество: семинар для размышления и обсуждения .... Для укрепления научной основы атеизма ... Для пересмотра принципов атеизма, науки и социальной истории .... Ветхий Завет, Библия, Коран, культ огня, культ смерти, двери культа, культа волосы и бороду, культ воды, мокрота, атеизм, ритуала, религии, Enlil, Enki , Marduk, старый, старший сын, младшим сыном в законы Хаммурапи, законы Esnunna древних письменных законов, старые наследия старого наследия, старшего сына в жертву, Asur
Βιβλίο: Η προέλευση της Βίβλου και ιστορίες του Quran στις γραπτές πηγές της αρχαίας Μεσοποταμίας … Συντάκτης: Mr. Safa KAÇMAZ… Ιστορία και Κοινωνία: Ημερίδα για τον προβληματισμό και τη συζήτηση .... Για την ενίσχυση της επιστημονικής βάσης της Αθεϊσμός ... Για τον επαναπροσδιορισμό των αρχών της Αθεϊσμός και την επιστήμη και την κοινωνική ιστορία .... Παλαιά Διαθήκη, Bible, Qur'an, λατρεία της φωτιάς, τη λατρεία του θανάτου, Πόρτα Λατρείας, Λατρεία των μαλλιών και τα γένια, Λατρεία του νερού, πτύελα, Αθεϊσμός, τελετουργία, τη θρησκεία, Enlil, Enki , MARDUK, παλιά, πρωτότοκος γιος του ***
hit counter *****************
TvT sayfaları......
///
*/**/***/ */**/***/