Toplum ve Tarih, Society and History, Société et Histoire, Gesellschaft und Geschichte, Società e Storia, La sociedad y la Historia, المجتمع والتاريخ, Общество и история, Shoqëria dhe Historia, Společnost a Historie, 社會和歷史, Lipunan at Kasaysayan, Ühiskond ja Ajalugu, Yhteiskunta ja Historia, Maatschappij en Geschiedenis , חברה והיסטוריה, Samhälle och Historia, 社会と歴史 , La societat i la Història, Sabiedrība un Vēsture, Visuomenė ir İstorija, Társadalom és a Történelem, Samfunn og Historie, Sociedade e História, Societatea şi istoria, Общество и история, Суспільство та історія, Της κοινωνίας και της ιστορίας ,

Güvenilmez 'Muhalif ' Ufuk Uras!

4.7.2009

Meclis’te AKP’nin “doğal müttefik”i olarak hareket eden;

AKP’li Burhan Kuzu’nun  Tv oturumlarında “ Ufuk’çuğum” diye hitap ettiği;

Meclis’e “sol’un ortak adayı” olarak  seçilip ertesi gün ÖDP’ye başkan olan;

Kısaca her sözü takiyye dolu;

Sözde “Muhalif”   Ufuk Uras dostumuz,  bugün, zigzag’larına bir yenisini ekleyip ÖDP’den  istifa etmiş..

 

Şimdi aralarında U. Uras’ın da bulunduğu bir takım kimselerin “bir araya gelip sol-sosyalist parti kurma” girişimleri, şu ana kadar ki “başarılı muhalefet” örnekleri hesaba katılırsa, sonucu baştan belli  yeni bir başarısızlık deneyi olacaktır!


Herkesi  Ufuk Uras takiyyeciliğinden ve onun gibi olanların   bu tür  “başarılı Sol’cu girişim”lerinden uzak durmaya davet ediyoruz…

Meclis’e “Ufuk getirme” iddialarıyla yola çıkan bu  “Ufuksuz” dostumuz, önce  gerçekten bir Ufuk elde etsin…

 AKP doğal ittifakıyla…

“AB-D işgaliyle demokrasi savunuculuğu yaptıkları için, Irak’taki her damla kanda ellerini yıkamaya devam eden Altan’ların  “demokrat”lığıyla(*) …

Sözde “ılımlı laik”lik savunuculuğuyla;

demokratlık  bile yapılamayacağını…

sağlam bir muhalif olunamayacağını…

… biraz öğrensin…

İki yıl önce var olan ciddi potansiyeli; Medyatik desteği sürdürebilmeyi becerememiş olmanın Ufuksuzluğa bağlı olduğunu anlasın…

Ondan sonra yeni çağrılara soyunsun…


*-*-*-*

Gazetelere yansıdığı biçimiyle Ufuk Uras, Avrupa Parlamentosu’nda Yeşiller Grubu’nun himayesinde 2008 Haziran sonlarında yapılan “Türkiye’de neler oluyor?” konulu , Türkiye’de “şeriat tehlikesi”nin varlığının-yokluğunun tartışıldığı bir konferansta, doğrudan Tayyip Erdoğan savunuculuğunu üstlenerek  şöyle demişti:

“İran-Türkiye benzetmesi doğru değildir.

Tayyip Erdoğan Humeyni değildir. İmam bilmem ne değildir.

TUDEH yöneticilerine ‘Bugün olsa ne yapardınız?’ diye soruyorum, ‘Yanlışlarımız olabilir, ama yine demokrasiyi savunurduk’ diyorlar...”

 

http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=878555&Kategori=siyaset&Date=20.06.2008

 

Ufuk Uras'ın verdiği TUDEH örneğinin ne olduğuna baktığımızda, durum tam anlamıyla ortaya çıkıyor.

TUDEH, İran Şehin Şahı, Şah Rıza Pehlevi'ye karşı,   Mollalarla, Ayetullah Humeyni ile "demokrasi için"  ittifak kurmuştu. Bir yazılı anlaşma, anımsadığım kadarıyla yoktu ve  daha çok, o zamanki Sovyetler Birliği  yanlısı TUDEH, ABD uşağı olan Pehlevi'ye  karşı olduğu için Humeyni'nin kara çarşafına tutunmuş olarak "demokrasi mücadelesi" veriyordu.

"Humeyni Devrimi"nden sonraki ilk altı  ay içinde, Humeyni rejimi en önce onları "temizledi"; böyle bir ağır katliam süreci içinde, sorgusuz-sualsiz, Tudeh ve öteki "ateist"ler başta olmak üzere, giderek "Halkın Mücahitleri" örgütüne doğru da yönelecek olan bir  "temizlik" hareketini kesintiye uğratmadan sürdürdü.

Ufuk Uras, bir "siyaset bilimcisi" olarak TUDEH'in kendi varlığının  katledilmesiyle sonuçlanan "ittifak" (daha doğrusu  Humeyni kuyruğuna takılma anlamındaki bir "ittifak", ki bu, U. Urasların AKP kuyruğundaki "ittifak" biçimlerine çok benziyor..) ediminin "doğru" mu, yoksa "hatalı" mı olduğu üzerine , özel bir fikri, kanaati olmadığı anlaşılıyor.  O, emin olmak için, TUDEH yöneticilerine yeniden sormuş. Onlar da "yine aynısını yapar, demokrasiyi savunurduk" demişler...

Bu durumda, Ufuk Uras ne yapsın?

TUDEH yöneticilerinin beyanı da orada kapı gibi durduğuna göre, Ufuk Uras da, TUDEH gibi "demokrasiyi savunacak"... Yani , Türkiye'nin Mollalarıyla, herhalde askere ve  sorunlu olsa da var olan laik  yapıya karşı "ittifak ve dayanışma içinde" olacak...

Ufuk Uras'ın açıklamalarının, eğer bir başka anlamı var ise, umarız kendisi açıklar.

****

Ufuk Uras'ın demokrasi ufkunun nasıl dar olduğu, onun “demokrasi” adına şeriat özlemcisi AKP’nin  savunuculuğunu yaptığı her seferde  ortaya çıkıyor.

Gazetelerde yer alan konuşmasına göre, isim vererek, Tayyip Erdoğan'ın Humeyni olmadığını savunma işini görev addetmesi için bir insanın  U. Uras tipinde bir “demokrasi savunucusu” olması gerekiyor.

Bırak da, kendisinin bir  Humeyni olmadığını  Tayyip Erdoğan bizzat kendi açıklasın; onun için bu bedava avukatlık niye?

Demokrasi talebi, her görüşün örgütlenme hakkını da öngörmelidir elbette..

Fakat bu, şeriatçılar  veya faşistler için; onların  bizzat varlıklarının ve görüşlerinin var olmasını, “demokrasi için”, savunmayı  gerektirmiyor.

Ufuk Uras, bu “demokrasi aşkı”nı daima  AKP lehine kullanan biri olduğunu sistematik olarak  açığa vuruyor.

Kıblesini yitirmiş bir binamaz adeta...

Değilse, “bıyık”larıyla ünlü bu şahıs (bıyıkları üzerine yayınlanmış yazılar yazılmış-yazdırılmış… bir yerlerde okumuştum…) “erkek”liğini de ortaya koyarak (seçim beyannamelerinde “erkek adam”, “söz veren adam” motiflerini de epey kullanıyordu)  açık faşistler için de “demokratik örgütlenme” hakkını savunabilsin o zaman!

Oraya gelince duruyor nedense!

Ama eğer, “darbeci odaklar dağıtılsın” diye parlamenterlere mektup yazıyor; ve fakat öte yandan da, “AKP kapatılmamalı” diye özel bir kampanya yürütüyor ise, “bıyıkları” da onun “erkekliğini” ve “devrimciliğini”  kurtarmaya yetmez!



****

 

Meclis'e seçilme biçimi “takiyye” şaibesi altında olan Ufuk Uras, asıl muhalefetini, “laikliğe”  ve laik kurumlara karşı yönelterek, “dinsel şeriat devleti”nin gelişmesini “demokratik geçiş” adı altında savunmakla sonuçlanan bir çizgiye devam ediyor.

 

AKP döneminde “hukuk ve yargı”nın AKP’leştirilmesi çabalarının somut göstergelerine herhangi bir muhalif söyleminde yer verdiğini hiç görmediğimiz Ufuk Uras, tam da, şeriat ve dinsel gelişim sürecinde, açık İslamizasyon ortamında, AKP’lilerle aynı argüman ve gerekçeleri kullanarak  “Yargı bağımsızlığı”ndan dem vuruyor.

Yargı ve hukuk, onların sözünü ettikleri tarzda “bağımsız” değildi ve  tarihte de hiçbir ülkede, hiçbir yargı ve hukuk, bu anlamıyla  “bağımsız” olmamıştır. Buradaki “bağımsızlık” son derece özel anlamıyla kullanılıyor:


“Seçilmiş AKP’ye karşı olmama” anlamında !


“Marksizm”, “sosyalizm”  demeye devam eden Ufak Uras buna rağmen “yargı bağımsız olmalı” diyorsa, bu aslında ,  “yargı AKP'ye karşı, şu anda, hiç olmazsa hayırhah davranmalı” isteminin “sol cila sürülmüş” biçiminden başka bir şey değildir.

Yargı da, iyi-kötü var olan haliyle “laik devlet”in tarafı olmalıdır ve aslında eğer değilse, orada sorunlar başlamış demektir.

Haşim Kılıç tarafından dile getirilen “bağımsızlık”, bugünkü ortamda AKP’ye ve şeriatın gelişimine, hiç olmazsa “hayırhahlık” isteminden başka bir şey değildir. “İlerde, inşallah, yargı da” molla düzenine uyum sağlar; “efendiler, siz ulemadan iyi mi bileceksiniz” çizgisini kabul eder; tabii, o şartlarda da, zaten “bağımsızlık” değil, “yüce dinimizin safında taraf olmaları” talebi uygulamaya sokulur!


Türkiye'nin bugünkü asıl tehlikesi, sadece Türkler bakımından değil,  Kürtler bakımından da, toplumun islamizasyonudur. Bu gerçeğin hep akılda tutulması gereklidir. Bugün pişirilmekte olan İslami temelde “Kürt-Türk ümmetliği”dir ki, Ümmet Cemahiriyesi’nin demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.


“Elhamdülillah müslümanım” çizgisi, toplumun ümmetleştirilmesi demektir ve İslami düzen altında bir “demokrasi”, sadece “İslami demokrasi” olarak biçimlenip işleyebilir.

*-*-*-*


Tersine, güçten düşmüş “ulusalcılık”ı asıl eleştiri konusu yaparak, AKP'nin ve dinsel gelişmenin “demokrasi” diye sunulması çabasına destek ve hizmet dışında kayda değer bir muhalefeti yok.

Somut olarak iktidardaki güçlere değil, “muhalefete muhalefet etme” çizgisi, Ufuk Uras'ın AKP ile resmi olmayan ittifakının temelini oluşturuyor.


Yeni  küresel sermaye-dünyanın, “laik, sosyal, ulusal” değerlerinin yok olması biçimindeki  asıl gelişme eğrilerine  temelden ters tespitleriyle Ufuk Uras, düşünceleri tamamen “çağdışı” kalmış öteki sayısız “12 Eylül mağduru” gibi, eski ve bayat söylemlerle “sol”culuk yapma “imanını” sürdürüyor.


Bugünkü ortamda , “12 Eylül mağdurları”, AB-D “demokrasisi” söylemiyle “12 Eylül mimarı”  ile ortak bir “zeminde” buluştuklarının  farkına bile henüz varmış değiller. Bir yıl  kadar önce Evren “Federatif Türkiye” ve “Kürt kardeşlerimiz” söylemiyle çıkışını yapmıştı.

Öyle bir “solculuk” da olsa olsa, takiyyeci, sol gösterip sağdan vurmayla neticelenen Ufuk Uras solculuğu olarak şekillenebilir...


Toplumu, toplumun yasalarını, bugünkü dünyanın asıl çelişme ve gelişme eğrilerini tanımak yönündeki teorik çabaların önemini kavrayamamış bir nesil, dinozor solculuğunda kalmaya mahkumdur zaten.


*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

(*) : Benden Taraf’a karşı neden bu kadar mesafeli durduğumu soranlar oluyor.

 

Türkiye’de güya “demokrasi savunucu taraf” olan, şimdiki Taraf gazetesinin genel yayın yöneticisi ( geçtiğimiz dönemde birkaç gün bu gazetede yazan bir kadın yazar, Ahmet Altan'ın "Pavyona düşmüş temiz aile kızı" anıştırmalı yazısı ile karşılaşmış ve istifa etmişti... Bu noktada,  avucuna düşürdüğü namuslu aile kızlarını çalıştıran Pavyon yöneticisi”nin Ahmet Altan ile  ne ilgisi var ise, eski Yeşilçam filmlerine kadar uzanarak, bu yönde  bir dizi yazı- yorum yayınladı gazetelerde…)  Ahmet Altan’lar, Irak’a  AB-D askeri  işgalini savunup, Saddam Hüseyin’in idamını, sinsi bir sevinçle karşılamıştı…Bir demokrat, "idam"a insanlık suçu olarak ya karşıdır, ya ondan yanadır...A.Öcalan'ın idamına karşı ve fakat Saddam'ın İdam'ından yana olana pek demokrat denmez.. "İşine gelene demokrat" denir..

 

Irak’a AB-D işgalini “demokrasi” adına destekleyen, Saddam’ın idamını demokrasi adına alkışlayan bir zihniyet “demokrat” sayılabilir mi?

 

Bakmayın onların şimdiki  “asker” eleştirisine…

 

Asker onlardan olsa en büyük faşistler yine bu tiplerin arasından çıkar.

 

Bunlarınki “muhalefet demokratlığı”dır… İktidar olunca faşist kesilenlerden.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

 

Ufuk Uras'tan "takiyye" itirafı...

"Bıyık solcusu" Ufuk Uras'tan AKP'ye Destek Devamı..

 

Türkiye: 'İslami Cumhuriyet' Yolunda

Uluslardan Ümmetlere Ve Mit Açıklaması

Ümmet Cemahiriyesine Doğru…Yeşil Gıravatlılar...

Türkiye: 'İslami Cumhuriyet' Yolunda

'Küresel' Dünya 'Küresel' Din İstiyor!

 

*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-**-*-*

 

 

 

 

Vatan gazetesi haberi…

 

ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ile Parti Meclisi arasındaki gerginlik artarak sürüyor. Partinin kongre sürecindeki anlaşmazlık sert rüzgarların esmesine yolaçarken Uras'ın istifasının durdurulduğu bildirildi.

ÖDP’de uzun süreden beri yaşanan tartışmalar dolayısıyla ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, partiyi olağanüstü kongreye çağırdı. Parti Meclisi'nin de olağan kongre kararı alması üzerine, Uras'ın Parti Meclisi'ni mecbur bırakmak için istifa kararı alması partide kriz yarattı. Uras'ı kararından vazgeçirmek için harekete geçen yakın çevresi uzlaşma sağlanabilmesi için arayışa girdiler.

-İSTİFA ŞİMDİLİK DURDURULDU-

ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, parti içinde yaşanan sorunları çözmek amacıyla partiyi olağanüstü kongreye çağırdı. Ancak Uras’ın bu çağrısı parti içinde aşanan sıkıntıyı aşmak yerine kriz boyutuna taşıdı. ÖDP Parti Meclisi (PM) Uras’ın çağrısı üzerine olağanüstü kongre değil, olağan kongre toplanması kararı aldı ve konuyla ilgili olarak da Merkez Yürütme Kurulu’nu görevlendirdi. Uras'ın bu gelişme üzerine olağanüstü kongreyi gerçekleştirebilmek amacıyla genel başkanlıktan istifa dahil her seçeneği gündemine aldığı belirtildi. Uras'ın tutumunu sertleştirmesi Parti Meclisi'nde geri adım atılmasına yolaçmaması üzerine Uras istifa için harekete geçti. Uras'ın yakın çevresi istifanın önüne geçmek için büyük çaba gösterirken, uzlaşma için arayışa girdiler.

-GENEL BAŞKANA SERT ELEŞTİRİLER-

ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Alper Taş, Uras’ın çağrısının parti içindeki krizi çözmeyeceğini belirterek, partinin zaten olağan kongre sürecine girdiğini ve parti sorunlarının bir oldu bittiyle çözülemeyeceğini söyledi. Uras’ın parti içindeki muhalif kesimi “cemaatçilik ve şeflikle” suçladığını belirten Taş, “Aslında genel başkan cemaat istiyor. Partiyi istemiyor ve parti organlarını işletmeyerek klasik partilerde olduğu gibi tek şefin seçici olacağı bir partiyi amaçlıyor” dedi. Taş, Uras’ın anlayışının ÖDP’ye ters olduğunu da belirterek, “ÖDP’de bir kriz var bu kriz partinin geleceğine ilişkin bir kriz. Bu krizin aşılması büyük kongreye taşınacak bütün parti üyelerinin katılımıyla söz konusu kriz çözülecektir” dedi.

UFUK URAS NE DEDİ?

ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, ÖDP'nin yaşadığı krizden çıkış arayışı içinde olduklarını söyledi. Kurumlar içi tartışmaların krize dönüştüğü anlarda, demokratik zeminlerin kullanılmasının önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade eden Uras, 4 Ocak Pazar günü yapılan Parti Meclisi toplantısında, parti tüzüğü ve delegelerden gelen taleplere dayanarak olağanüstü kongre çağrısı yaptığını bildirdi. Uras, parti genel başkanlığı görevinden istifa etmediğini ifade etti.

Uras olağanüstü Kongre istemiyle yaşanan tartışmalar üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Türkiye Solu'nun uzun süredir tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşadığını, Genel başkanlığını yaptığı ÖDP’nin de bu krizden payına düşeni aldığını belirten Uras şunları söyledi:
“Bu krizden çıkış arayışı gerek emek hareketi gerekse demokrasi, barış ve özgürlük güçleri arasında yoğun tartışmalarla sürüyor. Bu arayış sürecinde, özgürlükçü bir sol anlayışla toplumda eşitliği, demokrasiyi, barışı, emeğin haklarını, farklı kültürlerin bir arada eşit koşullarda yaşamasını temsil eden güçlü bir mücadele ve taraf yaratma çabasını sürdürüyoruz. Bu sürecin bir parçası olarak partimiz içinde de uzun süredir var olan tartışmaların yeni bir aşamasında, 4 Ocak Pazar günü yaptığımız Parti Meclisi Toplantısında, Tüzüğümüzün ilgili maddesine ve delegelerden gelen taleplere dayanarak olağanüstü konferans/kongre çağrısı yapmış bulunuyorum.”

-“İSTİFA ETMEDİM”-

Delegelerin, toplanacak konferans ile demokratik bir zeminde farklı görüşler konusundaki eğilimlerini ifade edeceğini kaydeden Uras, partisinin çeşitli kurulları arasında oluşmuş olan güvensizlikleri ortadan kaldıracak demokratik bir irade göstereceğini belirtti.


Kurumlar içi tartışmaların krize dönüştüğü anlarda, demokratik zeminlerin kullanılmasının önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini ifade eden Uras, “Bu sürecin sadece ÖDP için değil Türkiye’deki toplumsal muhalefete, emek güçlerine barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesini sürdürenlere önemli mesajlar iletmesini umut ediyoruz"
Uras, istifasına ilişkin haberlerin de doğru olmadığını sözlerine ekledi.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-**

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Sünnet 'Allah Yaratışını Değiştirmek' Değil mi?

4.7.2009

Erkek  ve Kadın-Kız  Sünnet’i,

Allah’ın Yaratışını Değiştirmek” Değil mi?


 

 Kuran:

(O şeytan) Ki Allah ona la'net etti

ve o da (Allah’a),

 senin kullarından

 belirli bir pay alacağım dedi.

Onları mutlaka saptıracağım,

mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım

ve onlara emredeceğim:

hayvanların kulaklarını yaracaklar;

Allah'ın yaratışını değiştirecekler !

Süleyman Ateş

Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119

 

 

 

 

 

Kuran’a göre, Nisâ sûresinde, Şeytan, Allah’a karşı bir kez daha diklenmekte ve açıkça yemin ederek, bir bölüm insanı Allah’a tapmaktan vazgeçirip kendisine tapmaları için aldatacağını ilan etmektedir.

Bütün bu açık meydan okumalarına karşı, Allah'ın sadece “lanet”lemekte yetindiği Şeytan ise, bunlarla da yetinmiyor…


Büyük bir azgınlıkla, kendisine iman etmiş olanların, deve ve-ya davarların kulaklarını kesip, bunları, kendisine adak yapmalarını sağlayacağını da  resmen Allah’ın yüzüne haykırıyor!

Dahası da var.

Bu bölümlerde Şeytan, hiçbir yanlış anlamaya fırsat bırakmayacak şekilde, kendisine iman edenlere, “Allah’ın yarattığını değiştirmelerini emredeceği”ni anlatmaktaydı.

Şeytan’ın Allah’ı bir kez daha “susturup”, yapacaklarını pervasızca beyan etmesi eylemi, Kuran’da o kadar açık ve canlı bir şekilde anlatılmaktadır ki, bu cümleleri eğip-bükerek anlamsızlaştırma oyunu oynamak isteyen Kuran tercümanları bile, bunu başaramıyorlar.


Kuran’ın  bu bölümü  farklı bir tercümeye göre, şöyle idi:

[[ Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere(dişi putlara) (dişi Şeytanlara) taparlar. Böylece ancak inatçı Şeytana tapmış olurlar.

Allah o Şeytana lanet etti.

Ve o (Şeytan) da:

«Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım,

onları mutlaka saptıracağım,

onları boş kuruntulara sokacağım,

ve onlara emredeceğim de hayvanların (deve ve-ya davarların) kulaklarını yaracaklar;

onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler» dedi.

[  (Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119) Elmalılı Tefsiri http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=119)]

 

Bu ve benzeri bölümlerindeki anlatım kalıplarına göre, Kuran’daki  Allah ile Şeytan, aslında birbirlerini tamamlayan ve birbirlerine karşıt olan bir ikilem halinde bulunmaktadırlar. Bu tür bölümlerde, “düalite”nin iki temsilcisinin karşılıklı çelişmeleri ve anlaşmaları ifade edilmektedir.

Buralarda, Allah ile, Allah’ın eşdeğer karşıtı olan Şeytan’ın karşılıklı olarak neleri nasıl yapacaklarına danışıp konuşarak karar vermeleri ritüelini izleriz adeta.

Kuran’daki bütün bu anlatım kalıpları, İslam dininin, eski toplumsal  tarihin hangi dönemine ait ilişki tarzlarının bir ifade ediş biçimi olduğuna dair fikir vermektedir. Bunlar din araştırmaları bakımından çok önemli kesitleri oluştururlar.

Kuran’ın bazı kısımlarında,  Allah nezdinde Şeytan’ın,  Adem’in rakibi, Adem ile karşılıklı denge sağlama unsuru, “ Adem’in düşman iki-z kardeşi” imiş gibi bir görüntüsü varsa da, Kuran’ın geneli bakımından  Şeytan’ımız, kendisini hiç bir şekilde Adem’le muhatap kılmaz… Sorunlarını ve yapmak istediklerini, Nisâ sûresinde olduğu gibi, Allah’a yekten ilan eder…

Kuran’daki Şeytan’ın muhatabının doğrudan Allah olması, Kuran’sal yazının temellerinin atıldığı sırada, ilgili toplumlarda, “ikili yapı” üzerinde sentezleşen  bir “tek tanrı” aşmasına henüz, tam olarak ulaşılamamış olunduğunu göstermektedir.

Kuran’daki genel yapı içinde Şeytan, Allah’ın doğrudan muhatabıdır; tamamlayıcısı ve eşdeğer rakibidir.

Kuran’da tanımlanan  bu genel yapıya göre, “sağ” tarafta yer alan Cennet’likler, Allah’ın kullarıdır; bunun karşısında “sol” tarafta yer alan Cehennem’likler ise kesinlikle Şeytan’a kulluk edenler, Şeytan’a tapanlardır!

Tanrı ve Şeytan”, “İyi ve Kötü”; “Helal ve Haram” arasında henüz bir sentez Tanrı ve toplum oluşmamış olduğu için, bu toplum birimlerin bu dönemdeki tanrıları, giderek tek vücutlu, fakat “iki yüzlü”, “dört gözlü”, “dört kulaklı” olmaya devam edeceklerdir. Gözün ve kulağın “dört açılması” deyimleri bu dönemlerin ürünü olmalıydı.

İnsan topluluğu” ve “Cin-şeytan topluluğu” biçimindeki “ikili kast düzeni”ne tamamen uyan Kuran’daki dinsel söylem, eski Mezopotamya topluluklarının karşılıklı ittifak döneminin bir aşamasının hukuksal yansımasını da vermektedir.

Yukarıda yer alan Kuran  bölümünün en az 20 çeşit tercümesi bulunuyor;  bunlardan bazılarını aşağıdaki dipnotlarda veriyoruz. (1)

Kuran’ın bu suresinin tercümesinde, Şeytan’ın “İnsan toplumu”nun bir bölümünü kendi tarafına alması ve onlara ritüel olarak, davar veya develerinin kulaklarını (bunun sadece kan almak ve akıtmakla mı sınırlı olduğunu ayrıca ele almalıyız..) kestirmesi - yardırması vb. söylemleri üzerinde, şimdilik durmuyoruz. Bu noktalara ilerde dönmek gerekecektir.


Burada şu anda üzerinde özellikle durulması gereken en temel husus, "Şeytani" bir ritüel olan  “kulak yarma-kesme” ediminin bile, Kuran tarafından, açık bir şekilde “Allah'ın yaratışını değiştirmek” olarak değerlendirilmiş olması ve “Allah’ın yaratışını değiştirme” işinin Şeytan’a ait sayılmasıdır.


İşte tam da bu nokta, bütün İslam dünyasının ve onların  ulema kesiminin, erkek ve kadın sünneti bağıntısındaki “onulmaz çelişme”lerinden birini ve “yumuşak karnını”  ortaya koymaktadır.


Kaçılabilecek bir nokta kalmasın diye, onlara açıkça  sorulması gereken soru şudur:


Erkeklerin penisinden, kadınların vajinasından parçalar kesmek, “İslami iman felsefesi”ne göre, Allah’ın yarattığı biçimin değiştirilmesi demek değil midir?  “Allah’ın yarattığı”nda  “var olan”ın “fazla” bulunarak “azaltılması” değil midir?

 

Gerçekten de,  kadın ve erkek sünnet ritüelleri yoluyla insanın doğal yapısına el uzatılmış olmakta ve insanın doğallığı değiştirilmekte ve  bozulmaktadır. (2)  

“Dövme-damga” işlemini bile İslam’ın Allah’ına karşı “tövbe”lik bir edim olarak gören İslami ulama, bu durumda hangi gerekçe ile “Şeytani edim”i savunabilecektir?


Veya şöyle soralım:


İster  kadın ve erkek sünneti birlikte savunulsun; isterse, güya “kadın sünneti”ne karşı çıkılıp  “..ama,  diğeri başka…”  denilerek  sadece “erkek çocuk sünneti”  Allah yasası olarak savunulsun, ikiyüzlü gerekçeler dışında, burada tutarlı bir fikir yürütümü olabilir mi? (3) 

 

Biz bu konuda da ne Allah’ın, ne de Şeytan’ın yanındayız.

Biz sadece İslami kesimin  kendi mantık ve amentülerindeki çelişmeleri göstermek için bu tür cümleler kurgulamak zorunda kalıyor ve onları bu temelde yeniden sorguluyoruz:


“ Ey İslami cemaat!

Allah’ın yarattığı biçimi değiştirmek” eğer Kuran'a göre, “Şeytani bir edim”  ise, doğal haldeki insanların cinsel organlarını  sünnet ederek, “Şeytan”ın yanında yer almış olmuyor musunuz?”

 

*-*-*-*-*-*-*

Açıklama Notları:

*1)  İlgili surenin bazı farklı tercüme örnekleri aşağıdadır.

Diyanet Vakfı,Kuran, Nisâ sûresi, 4/118-119:

[[ Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; o da: «Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim» demiştir. «Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler» (dedi). ]]

*-*-*-*-*-*

 [[ Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve:

“Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım,

onlara kuruntu kurduracağım,

develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim,

Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim” diyen, Allah’ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. ]]  

(Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119)

*-*-*-*-*

Süleyman Ateş ,Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119:

[[ … (O şeytan) Ki Allah ona la'net etti ve o da, “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım” dedi.

Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar; onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler ! ]]

 

*-*-*-*-*-*

Kurân, Nisâ sûresi, 4/118-119

 [[Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; (buna karşılık) o da 'Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim (veya onlardan kâm alacağım), onları saptıracağım, onları birtakım temennilerle oyalayacağım. Onlara davarlarının kulaklarını yarmalarını emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler.' dedi. ]]

http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nisa&ayet=119

 

2) Diyanet Vakfı, ilgili  Ayetlere ilişkin olarak şu açıklama veya “tefsir” de bulunmaktadır:


[[ Allah’ın yarattıklarını değiştirmek, canlıların tabii şekil ve özelliklerini değiştirmek demektir.

Hayvanların gereksiz yere kulak ve kuyruklarını kesmek; kaşları, dişleri... süsleme maksadıyla değiştirmek bu kabildendir ve yasaklanmıştır.

 

Tabiatın dengesini bozan davranış, kullanma ve teknoloji de aynı çerçeveye girmektedir.]]

http://www.kuranmeali.com/aciklama.asp?meal=diyanet&sureno=4&ayet=119&notno=50

 

Diyanet, kadın veya kız çocuğu sünneti bağıntısında değişik argümanlarla konuyu “yuvarlak” laflarla geçiştirmesin.

Sünnet bağıntısında şu sorularımıza açık yanıt verilmelidir:

Erkek ve kız çocuk sünneti, İslam’ın Kuran’ında yazılanlara göre, “Allah’ın yarattığı canlıların tabii şekil ve özelliklerini değiştirmek” midir; değil midir?”


(3)  Aslında “sünnet”e ilişkin bu yaklaşım, “organ adakları”  yanıyla, eski toplumda çocuklar için söylenen, “Bütün çocuklar günahsız doğar” ve “Bütün çocuklar günahlı doğar”  biçimindeki iki farklı ve zıt  temel davranış çizgilerine  dayanmaktadır. Bu farklı iki temel yaklaşımı, “kusurlu varlık”, “kusursuz varlık”, “piç çocuk” ve “kusursuz çocuk” gibi ayrımlarda da izlemeye çalışmıştık.

“Bütün çocukların, dolayısıyla herkesin günahlı olarak doğduğu” fikrine ve inancına sahip olan toplulukların, onları “günahlarından arındırma” edimleri olarak ,  “kefaret adak” eylemlerine başvurmaları anlaşılabilir. El, ayak, göz, diş, dil, kulak, burun, parmak ... gibi organların adanması, “kusurlu” doğdukları inancına sahip toplum birimlerde yaygın olmalıydı. Mısır’da  kişinin kendine ait organlarını adamasının çok yaygın bir ritüel olduğunu biliyoruz.


Buna karşılık, Homeros anlatımlarında “kusursuzluk” vurgusu hayli fazla ve yüceltici bir kavram olarak kullanılıyordu. Saçını, sakalını bile kestirmeyi, onlara makas dokundurmayı reddeden dini yetkililerin bulunduğu toplumların gerisinde “kusursuz”luk anlayışı ve “tanrı suretinde yaratılmış” olma anlayışı bulunduğunu var sayabiliriz. Doğal olarak bu tür topluluklarda “Tanrının yarattığı biçimi değiştirme” kategorik olarak reddediliyor olmalıydı.

İslami çerçevede “Allah’ın yaratışını değiştirme” uygulamasının kabul edilme sürecinin ayrıca incelenmesi gerekecektir.

 * Sünnet 'Allah Yaratışını Değiştirmek' Değil mi?
* Diyanet'e Ahiret Değil , Sünnet Soruları

 * Tanrı'nın Dövme İle Sorunu Nedir ?

* Sünnet: Her bakımdan sorunlu bir ritüel

* Erkek Sünnet Hikayeleri

* Minare Mimarisinin Kaynakları


* Türkiye’de Kadın Sünneti Yok (mu?)

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Diyanet'e Ahiret Değil , Sünnet Soruları

2.7.2009



Erkek Çocuk Sünnet Videosunu İzleyiniz-1!

 Sénégal’de Erkek Çocuk Sünnet Videosunu İzleyiniz-2!

 

 

Kadın ve erkek sünneti, eski toplumda erkek ve kadının "cinsel organları" üzerinden  onları kısırlaştırma  (dinsel)  eyleminin zamanla sembolik hal almış biçimleridir.


Fallus Kültü” bağıntısında, erkeğin cinsel organının  kesilip bütün halde adanması ve-ya  tapınaklara adanmış kutsal fahişe olan  kadınların (bazı kategorilerinin), muhtemelen, “doğurganlık”larının  yok edilip “kısır kılınması”  yerine geçirilen bu sembolik “kesme” ve “kan akıtma” edimleri, "kirvelik" ve "taraflara evlenme yasakları getirme" özellikleriyle, toplumsal fonksiyonu olan kurumlardı ve  ortaya çıktıkları dönem bakımından, kuşkusuz, eski özelliklere göre, ileri adımları temsil ediyor olmalıydılar.


Fakat günümüzde, erkek çocuk ve kız çocuk sünnetleri, tamamen çağdışı kalmış davranış ve anlayışlardır. Bu ritüelleri, artık insanlık suçu olarak ilan edilip hukuken yasaklanması yolunda çalışmak bir ödevdir.

Bireyler, yetişkin hale geldiklerinde, kendi vücutları hakkında, özgür karar alma ve uygulama hakkını ( bunlarda oldukça görecelidir üstelik..) uygulayabilirler.

Diyanet Başkanlığı, kız çocuk ve-ya kadın sünnetini, “orta Afrika halklarına” veya “Kuzey Irak’taki bazı Kürt aşiretlerine  havale ederek İslam dininin  ve İslam'ın  Allah'ının sorumluluğunu ortadan kaldırmaya çabalamaktadır.

Bu konudaki olguları ters yüz etmek hesabıyla ve  tamamen özenle seçilmiş kelimelerle örülmüş yanıtında Diyanet, kadın-kız sünnetini kast ederek, şöyle demektedir:

“Türkiye kanunlarında ve İslam kurallarında böyle bir uygulama yoktur. İslamiyet’ten önceki ilkel kabilelerde bu uygulama görülmektedir.

Kadınların sünnet edilmesi geleneği, Milat'tan önce 1600'lı yıllarda uygulanıyor olduğu, arkeolojik kazılarda bulunan duvar resimlerindeki tasvirlerden anlaşılmaktadır. Mısır'da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan kadın mumyalarının sünnetli oldukları görülmüştür.

Günümüzde ise çoklukla Orta Afrika halkları arasında yaygın olarak görülmektedir.

Kadınların sünnet edilmesiyle ilgili Hz. Muhammed'den, ne bir tavsiye ne bir uygulama nakledilmiştir.

Bazı İslam ülkelerinde giderek azalmakta olan kadınlara sünnet uygulamasının kökeni İslam öncesi geleneklere dayanmaktadır. Kuzey Irak'ta bazı Kürt aşiretlerinde seyrek olarak görülen bu gelenek, bu kapsamda değerlendirilmelidir.” Türkiye’de Kadın Sünneti Yok (mu?)

 

Kız çocuk ve kadın sünneti  "İslam öncesi geleneklere" dayanıyor da; erkek çocuk ve yetişkin erkek sünneti, sünnet olup olmadığı tartışmalı Muhammed'in İslam'ının  "sonrası"na mı dayanıyor ?

Erkek sünneti geleneğinin, İslam'a, İslam'dan 1500 yıl kadar önceki İbrahim'in geleneklerinden devir alındığı söylenmiyor mu?

Muhammed'in kadın sünnetiyle ilgili tavsiyesi ve uygulaması "nakledilmemiş" de, erkek sünnetiyle ilgili olanlar "nakl" edilmiş midir?


Kadın sünnetine Mısır'da Milattan Önce 1600 yıllarında rastlanması, bu ritüelin  "İslam öncesi ilkel kabilelerde görülen uygulama" olduğunu ispatlıyor ise, aynı değerlendirmeler  erkek sünneti için neden yapılmıyor?

Eski Mısır'da, kadın sünneti sahneleri var da,  erkek sünnet sahneleri yok mu?

Erkek sünneti geleneğinin de "İslamiyet öncesi cahilliye geleneği olduğu" neden ileri sürülmüyor?

Diyanet gibi bir kurumdan, onun "iman merkezi" olmasına da bakılarak "dürüstlük","hakka niyetlik" beklenir ama, görüldüğü kadarıyla bu kurum "gerçek olmayan" bilgi üretmekte hayli pişkindir ve  laf cambazlığının kurtarıcılığına sığınmaktadır. 


Papa'ya teolojik ve felsefi yanıt verme hazırlığı içinde olduklarını ilan edeli yıllar olan Bardakoğlu ekibi, bu tür aldatıcı beyanlarda bulunma konusunda, seleflerine epeyi fark atmış durumdalar!


Bu yüzden Bardakoğlu ekibi yoluyla tüm Diyanet'e  diyoruz ki, Türkiye'nin laik ikliminde kolaylıkla  küçümsenip, eleştirilebilir olan kadın ve kız çocuk sünnetini değişik argüman ve “yuvarlak” laflarla geçiştirmek sizi  aklayamaz!


Şunlara yanıt vermek zorundasınız!


Kadın ve kız çocuk sünneti ile erkek ve erkek çocuk sünneti temelde aynı yaklaşım ve uygulamaların eseri değil mi?


Kadın ve Kız çocuk sünnetini uygulayan ülkeler, erkek ve erkek çocuk sünneti yapmıyorlar mı?


Boş lafları bırakın!


Erkek  ve Kız-kadın  Sünnet’i, sizin İman'ınıza göre,

Allah’ın Yaratışını Değiştirmek” Değil mi?

 

Erkek ve kadın ile  kız ve erkek çocuk sünneti, İslam’ın Kuran’ında yazılanlara göre, “Allah’ın yarattığı canlıların tabii şekil ve özelliklerini değiştirmek” midir; değil midir?”

 

Sayın okurlarımız!

Kampanyamıza katılınız!


Soru veya tepkiler, aşağıdaki e-mail adresleri yoluyla Diyanet yetkililerine iletilebilir!

 

protokol@diyanet.gov.tr , fkaraman@diyanet.gov.tr , mgormez@diyanet.gov.tr , msaydin@diyanet.gov.tr , izzeter@diyanet.gov.tr ,ozafsar@diyanet.gov.tr ,   protokol@diyanet.gov.tr , dinisleriyk@diyanet.gov.tr ,   mushaflar@diyanet.gov.tr , teftiskurulu@diyanet.gov.tr ,   icdenetim@diyanet.gov.tr , hukuk@diyanet.gov.tr , strateji@diyanet.gov.tr ,dinhizmetleri@diyanet.gov.tr ,dinegitimi@diyanet.gov.tr ,sersoy@diyanet.gov.tr ,   diniyayinlar@diyanet.gov.tr ,disiliskiler@diyanet.gov.tr , personel@diyanet.gov.tr ,idarimaliisler@diyanet.gov.tr ,dosim@diyanet.gov.tr ,basin@diyanet.gov.tr ,sivilsavunma@diyanet.gov.tr, ailekomisyonu@diyanet.gov.tr

 *-*-*-*-*-*-*-*-*-

Toplum ve Tarih

Facebook-Toplum Ve Tarih Paylaşımı-Toplumbilim, Dinbilim, Tarihbilim, Ateizm



 * Sünnet 'Allah Yaratışını Değiştirmek' Değil mi?
* Diyanet'e Ahiret Değil , Sünnet Soruları

 * Tanrı'nın Dövme İle Sorunu Nedir ?

* Sünnet: Her bakımdan sorunlu bir ritüel

* Erkek Sünnet Hikayeleri

* Minare Mimarisinin Kaynakları


* Türkiye’de Kadın Sünneti Yok (mu?)

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-


*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Tanrı'nın Dövme İle Sorunu Nedir ?

1.7.2009


"Dövme yaptıran tövbe etmeli"  görüşünde olan  Diyanet :

“Dinimiz, tedavi amaçlı operasyonlar hariç Allah’ın yarattığının değiştirilmesine yönelik her türlü müdahaleyi yasaklamıştır"  demektedir.


Peki ama, "erkek çocuk sünneti",  Diyanet'in kendi mantığına göre, resmen ve cebren,"Allah'ın yarattığının değiştirilmesi" değil midir? 


Eğer Diyanet ve öteki İslami ulema Kuran'ın mantığına ve söylemine bağlı kalsalar, erkek çocuk Sünnet'inin, Şeytan tarafından azdırılmış olan insanların  "Allah'ın yarattığını değiştirme" eylemi olduğunu ileri sürmeliydiler.

Üstelik Diyanet, "dövme" yaptırmayı bile, "Allah'ın yarattığının değiştirilmesi" olarak niteliyor ki, en azından Tevrat'ın tanrısının Kabil/Kain'e damga ve işaretleri bizzat kendi elleriyle yaptığını biliyoruz...

Dövme'yi tövbe gerektiren bir  hareket kabul eden Diyanet'in "toplu sünnet"ler organize etmesi, onun onulmaz çelişmelerinden birisidir.

Diyanet başkanlığı görevinin sona ermesinden sonra hidayete erdiğini iddia eden ve “...Diyanet İşleri Başkanı olduğum sırada henüz dinin safiyetine tam ulaşmış olduğumu söyleyemem..”  http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=Bu_hurafeleri_kim_durduracak&Newsid=245642&Categoryid=4&wid=31  diyen Süleyman Ateş, eskiden savunduğu "kalıpçı İslamist çizgi"yi bu nedenle terk ederek, "dövme" eyleminde, "Allah'ın yarattığının değiştirilmesi" olayı görmüyor.


Fakat sonuçta,Süleyman Ateş de, kendisini bütün İslamiyet bakımından bir "Şeytan eylemi" olarak yorumlanması gereken "erkek ve kız çocuk sünnetleri"ni, değişik yanlarıyla "İslamiyet kuralı olarak" savunuyorlar. Bazıları sadece "erkek çocuk sünneti"ni savunuyor; diğer bazıları ise ,ülkelerin eski geleneklerine bağlı olarak "sünnet"in her türünü savunuyor...


**

Bunun üzerine Tanrı (küçük kardeşi Habil’i öldüren Kabil’e),

“Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak” dedi.

 Kimse bulup öldürmesin diye

Kabil-Kayin`in üzerine bir nişan koydu.

 

 
 

Bu, elinizde bir belirti ve alnınızda bir anma işareti olacak;

öyle ki, RAB`bin yasası hep ağzınızda olsun.

Mısır'dan Çıkış  

 

“Yeruşalim(Kudus,Siyon) Kenti`nin içinden geç,

orada yapılan iğrenç şeylerden ötürü dövünüp

ağlayanların alınlarına işaret koy dedi.  

 Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün.

Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın.

İşe tapınağımdan başlayın. Onlar da tapınağın

önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar.

Hezekiel


      Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptırdığı dövme nedeniyle kişinin tövbe etmesi gerektiğini bildirdi.
      Diyanet takviminde yer alan bilgide, insan bedeninin değişik yerlerine çeşitli şekillerde dövme yaptırmanın eski tarihlerden bu yana uygulandığı belirtilerek, “Vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahilliye adeti olup, sağlık açısından da zararlı olduğu gibi dinen de yasaklanmıştır" denildi.
     
      “DÖVME YAPTIRANA ALLAH RAHMET ETMEZ"

      Diyanet, Hz. Peygamberin, insanın doğal yapısında değişiklikler yapılmasını hoş görmediğini, dövmeyi yapan ve yaptırana da Allah’ın rahmet etmeyeceğini bildirdiğini ifade ederek, İslamiyet’in her konuda doğallığı tavsiye ettiğini, dövmeyi de hoş karşılamadığını kaydetti.
      “Dinimiz, tedavi amaçlı operasyonlar hariç Allah’ın yarattığının değiştirilmesine yönelik her türlü müdahaleyi yasaklamıştır" diyen Başkanlık, Allah’ın yarattığının değiştirilmesinin hem maddi hem de fıtrat alanında gerçekleşebildiğini bildirildi.
      Diyanet, “Günümüzde, başta insan olmak üzere canlı varlıklar üzerinde ve yeryüzünde doğal dengeyi bozucu her türlü yıkıcı girişimi bu çerçevede değerlendirmek mümkündür? Kişinin yaptırdığı dövmeyi kazıtması gerekir. Ancak bu operasyon vücuda zarar verecekse dövme olduğu gibi bırakılır. Bununla birlikte yapılan dövme gusül ve abdeste engel değildir. Fakat kişinin bundan dolayı tövbe etmesi gerekir" dedi.

**

 

Diyanet'ten farklı bir  yorum ileri süren...


Süleyman Ateş:  Dövme ibadete engel değildir

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=78651&Categoryid=4&wid=31

 

Dövme Kuran'da geçmez. Kuran'da Allah'ın yaratışını, doğal durumu değiştirmenin şeytan işi olduğu belirtilir. İşte bu doğalı değiştirme konusunda Kuran tefsircilerinin çeşitli yorumları vardır

Soru: Dövme, Kuran'da geçmiyor. Bunun günah olup olmadığını nasıl öğreneceğim? Ya da bunun günah olduğu nerede yazıyor? Eğer bunu kötü amaçla yaptırmadıysam, bundan sonra namazıma, Kuran okumaya devam edemeyecek miyim? İnsanlara bu konuda yanıldıklarını nasıl anlatacağım? (Begüm)

Cevap: Dövme Kuran'da geçmez. Kuran'da Allah'ın yaratışını, doğal durumu değiştirmenin şeytan işi olduğu belirtilir. İşte bu doğalı değiştirme konusunda Kuran tefsircilerinin çeşitli yorumları vardır. Tefsirciler, Nisa Suresi'ndeki bu ayeti açıklarken bazı hadisler (Peygamber'e nispet edilen sözler) aktarırlar.


Bu rivayetlerden birinde Hz. Peygamber'in, kaşlarını inceltene, yüzünün kıllarını çekene, dövme yapana ve yaptırana lanet ettiği belirtilir. Fakat bu, bir kişinin rivayetidir. Gerçekten Peygamber'in böyle söylediğine şahsen ihtimal vermiyorum. Çünkü bu rivayet Kuran'a aykırıdır.

Kuran da Peygamber de insanları süslenmeye, güzel görünmeye teşvik etmektedir. Yüzünün kıllarını çekmek, kaşları inceltmek kadınların vazgeçmeyeceği bir makyaj ve süslenme türüdür. Bilindiği gibi süslenme de zamana ve bölgelere göre değişir. Dövme İslâm'da mekruh (hoş olmayan bir şey) kabul edilir ama Kuran'ın haram saydığı, yapanların günahkâr olacağı eylemlerden değildir. Hiçbir şey ibadete engel olamaz. İbadette önemli olan gönülden Allah'a yönelmektir. Abdestinizi alınız, namazınızı kılınız, dualarınızı yapınız. Allah ile bağlantınızı kesmeyiniz. İşte gerçeği öğrendiniz. Siz gönlünüze bakınız, Allah ile kulu arasında aracı yoktur. Peygamberimiz, "Önce kendi vicdanınıza danışınız" buyurmuştur.

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=78651&Categoryid=4&wid=31

 

*-**-*-*

 

 

“elinizde bir belirti ve alnınızda bir anma işareti”

Kuran’da Saç Tıraşı


 “AB'nin Hıristiyan Kökeninin Açıkça Beyanı...”


"Ey anamın oğlu, saçımdan sakalımdan tutma!”


 Incil'de Kutsal Baş Tıraşı Ritüeli
Saç Kesim Biçimleri Ve ‘Alın-kader yazısı’...
 Eski Toplumda Boynuzlu-Kulaklı Tanrılar..
saç-şapka-takı
Eski toplumda saç-şapka biçimleri
 Saçı Kesim Biçimleri Ve ‘Alın-kader yazısı’...
Hitit şapka biçimleri...
 Saç Biçiminde Totem Etkileri...
Eski Toplumda Alın Saçı Kesim Biçimi

 

 'Saç-sakal' Ve Erkek-Kadın Türbanı
 Hitit,Urartu,Fenike şapka-saç biçimleri
Bir Yas İşareti Olarak Saç-Sakal Kesme
Bir Yas İşareti Olarak Saç-Sakal Kesme-(Yorumlar)

Eski Ahit'te 'İlk çocuk' kurbanı ve 'ilk ürün' sunumu...

'Sol Elle Yemeyin!' Hutbesi..

 Kuran'da 'Süs' Kavramının Yorumu..

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*--*-*-*-*

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Diyanet'in Hurafe Listesi

30.6.2009


Diyanet'in Hurafe Listesi  ve bazı hurafelere törpü hareketi...



“Sol elle yemek günahtır”

“Kadınlar örtünmelidir”

“Domuz yemek haramdır”

“Dövme yaptırmak günahtır”….

şeklinde  bir dizi  Hurafe Fetva” vermekten hiç çekinmeyen  Diyanet İşleri Başkanlığı, yarattıkları dev’le savaşmaya kalkışanlar gibi, dinci çevrelerin aşırılıklarını törpülemek için harekete geçmişe benziyor !

 

Diyanet Başkanlığı’nın, “karşı çıkılsın” dediği “hurafe”leri açıklarken ortaya koyduğu gerekçe veya açıklamalar ise, büyük oranda “uydurma”lara dayanıyor; yani, kendi deyimleriyle, yeni “hurafe”ler içeriyor.

 

Mesela  gece tırnak kesmenin günah” olmasına ilişkin geliştirilen “eski zamanlarda karanlık ortamda tırnağın çocuklar tarafından yutulma ihtimali” gibi, 3-5 bin yıl önceki atalarımız için oldukça “hijyenik açıklamaları” bunların başında sayabiliriz.

 

Aslında “tırnak” üzerine  geniş bir “dinsel edebiyat” ve ritüeller  toplamı var... Öyle ki, Diyanet’in   “gece tırnak kesmeme” gerekçesi olarak gösterdiği çocukların bizzat kendi tırnaklarına ilişkin bile “hurafe”ler var... Ve  Diyanet bunu kendi listesinde “Kırkı çıkmamış bir bebeğin tırnaklarının kesilmesi yasağı”na ilişkin "hurafe" bağıntısında yayınlamış.

Bu gibi nedenlerle şimdiden söyleyebiliriz ki, Diyanet görevlilerinin  bu tür hatalı gerekçelendirmeler  temelinde yürütecekleri anlaşılan  bir “Hurafelerle savaş”ı , bilimsel bir yaklaşımın “tırnağı bile olmaz”; hatta, daha da ileri giderek söylersek,  tırnağının kiri bile olamaz”!

 

Diyanet, eğer “tırnak”la ilgili hurafelere karşı gerçekten  mücadele etmek istiyorsa, önce “tırnak” edebiyatının temellerini, oje sürmeye kadar varan tırnağa ilişkin  uygulamalarının tarihçesini anlamaya çalışmalı; ve hiç olmazsa, “sol elle ye-me-mek”, “sağ elle tahretlen-me-mek” gibi “fetvaları” yayınlarken sorumlu davranmalıdır.

Ayrıca aşağıda  yayınladığı türdeki “liste”lerde, hiç olmazsa  “ortak mantık” bulunmasına özen göstermelidir.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

 

 

 

10 Aralık 2008 / 14:58

Diyanet, “21. Yüzyıl Türkiyesi'nde Hurafeler” adı altında hazırladığı kitapta, halkın yanlış bildiği inanışları açıkladı.

 

 http://www.realhaber.com/news_detail.php?id=49269&uniq_id=1246661432

 

Diyanet, cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmayı, türbe ve yatırlardan medet ummayı, yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağının cami avlusuna bırakılmasını hurafe saydı. Diyanet'e göre nazar boncuğu ve muska takmak, loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak, cami duvarını öpmek, iki bayram arası nikahı uğursuzluk saymak da hurafe.

 

“BİLGİSİZLİK, HURAFELERİN TUZAĞINA İTER”

Diyanet İşleri Başkanlığı, hurafelere karşı savaş açtı. Halkı hurafelere karşı bilinçlendirmek için kolları sıvayan Diyanet, bu amaçla “21. Yüzyıl Türkiyesi'nde Hurafeler” adı altında kitap hazırladı.

Kitabın giriş bölümünde mantıki tabanı olmayan, gerçek hayatla ilişkisi bulunmayan inanç ve uygulamaların izlerinin tüm dinlerde görülebileceğine işaret edilerek, bilgisizlik, yalnızlık, çaresizlik, zorda kalmışlık, korku, üzüntü, hastalık, sıkıntı ve felaketlerin insanları hurafelerin tuzağına ittiği kaydedildi.
 
Bilgisizliğin, batıl inanışların, mesnetsiz yorumların ve çarpık anlayışların düşünce dünyasında kök salmasına zemin hazırladığına vurgu yapılan kitapta, “Başkanlığımız, inanç, düşünce ve sosyal hayatımızı etkileyen hurafeler konusuna önem vermiş, toplumu din konusunda ana kaynaklara dayalı doğru bilgi ile aydınlatmayı, dinimizin yasakladığı hurafelerin inançlarımıza karışmaması için gerekli tedbirleri almayı bir sorumluluk kabul etmiştir” denildi.

 

“NAZAR BONCUĞU HURAFEDİR”

Diyanet, ışıklı ortamların az olduğu zamanda kesilen tırnağın kaybolması ve çocuklar tarafından yutulması, yiyecek-içecek gibi şeylere karışmasının önlenmesi gibi anlamlı gerekçelerle akşamları tırnak kesmenin iyi karşılanmadığını ancak bunun yerini tamamen dini içerikli etmenlere bıraktığını hatırlattı. “Gece tırnak kesenin başına kötü şeyler geleceğini ve günah olduğunu söylemek hurafedir” diyen Diyanet, insanların nazar değmesinden korkarak, nazar boncuğu takmasını, muska taşımasını da hurafe saydı.

 

“HAYVAN SESİNİ DEPREM HABERCİSİ SAYMAK DA HURAFE”

Kitapta, tabiat olaylarının nedenleri ve eşyaların tabiatındaki özellikler bilinmediği için tabiat olayları veya eşyaya insanlar tarafından farklı anlamlar yüklenildiği ve bazı tepkiler geliştirildiği belirtilerek, “Hayvanların çıkardığı seslerin olumsuzluklara işaret etmesi, ay ve güneş tutulmasının kötülüklere ve gazaba yorumlanması ve bir an önce bu durumun değişmesi için silahla atış yapılması, tenekelere vurularak gürültü çıkarılması da hurafelere önemli derecede kaynaklık etmektedir” denildi.

Diyanet, insanların bazen inanmasalar bile birtakım hurafelere inanıyor görünmelerinin, onları psikolojik olarak rahatlattığını kaydetti. Günlük gazete, haftalık veya aylık olarak yayınlanan aktüel dergilerde mevcut olan fal köşeleri, televizyonda sunulan medyum programlarının, batıl inanç ve hurafelere neden olduğu vurgulandı.

İŞTE DİYANET'İN HURAFE LİSTESİ

Diyanet, toplumda en yaygın olan hurafeleri 

“aile, uğur ve uğursuzluğa inanmak, cenaze, şifa, türbe-yatır, hıdrellez, baht açılması, namaz, nazar, dua, adak-kurban, misafir, bayram, sihir-büyü-fal, muska, ay ve güneş tutulması

başlıkları altında açıkladı.

 

Diyanet'in “hurafe listesi” şöyle:

- Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı,

- Kuran ve sünnet ile örtüşmediği halde dövme yaptırmak, erkeklerin küpe takması, burçların insan karakterine etkili olduğu inancı,

- Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak,

- Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek,

- Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağını keserek cami avlusuna bırakmak,

- Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,

- Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek,

 

- Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak,

- Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek,

- Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak,

- Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak,

- Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,

- Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak,

- Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak,

- Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,

- Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak,

- Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak,

- Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak,

- Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak,

- Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi,

- İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak,

- Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak,

- Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak,

- Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir belanın defedileceğine işaret saymak,

- Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,

- Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak,

- Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek,

- Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek,

- Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,

- Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak,

- Camiye girerken cami duvarını öpmek,

- Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek,

- Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek,

- Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek,

- Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak.

* Diyanet'in Hurafe Listesi

Diyanet ve Bardakoğlu..."Derin İslamiyet "

"Sağ El Hutbesi "

Tanri'nın Dövme ile işi ne ?

 Bardakoğlu Papa’da Ne Eleştiriyor?
 Papa Türkiye’ye neden geliyor ?
 Papa,'Medeniyetler Ittifaki',Huntington
 Papa Gelmeden... 'Faturası'...
 Medeniyetler Çatışması Ve Medeniyetler İttifakı
  Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı-1
  Medeniyetler Çatışması- Medeniyetler İttifakı-2

 Kuran'da Kurban-3

'Sol Elle Yemeyin!' Hutbesi..

Diyanet'in Haram Domuz'la ilgili 'Bilimsel' Açıklamaları...

Kuran'da 'Süs' Kavramının Yorumu..

"Yoktan Varediş" Tahrifatı...

Kuran’da Saç Tıraşı

Islamın Abdest Ediminin Kökenleri hakkında

İslamda Kurban'da Baş Tıraşı Yasağı ve Nedenleri...
Eski Toplumda 'Saç Kesme'..
İslamda Kurban'da Avlanma Yasağı
İslamda Kurban’ın Gerdanlıkları
Diyanet’in 'Kurban' Kavrayışı..

Kuran'da Kurban-3

Islamda «kadin, esek ve köpek »in namazi bozmasi

Eski Tabletlerde “Sinek” kavrami ve Islamda “Sinegin ‘idrâki’” Konusu.
Kutsal Yazilarda ‘Kara’, ‘Kel’, ‘Kör’ Motifleri

*-*-*--*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Sünnet: Her bakımdan sorunlu bir ritüel

29.6.2009
Sünnet :
...İslami çerçevesi sorunlu....
....Muhammed'in "sünneti" sorunlu...
...cinsel haz konusu  sorunlu....


Ama neredeyse İslam'ın şartı diye uygulanan bir ritüel!

http://haber.gazetevatan.com/haberprint.asp?Newsid=55941&tarih=&Categoryid=4

 


Nil Gün'ün kitabını okuyan çiftler arasında çocuğunu sünnet yaptırmaktan vazgeçenler çok... Sünnet kitabı Bernard Shaw'un, "Gelenekler insanlara en acımasız şeyleri yaptırabilir" sözüyle başlıyor. 250 sayfada sünnetin tarihi, sünnetle ilgili tıbbi makaleler, modern tıbbın sünnete bakışı, sünnetle ilgili her soruya yanıt var. Sakın kitabı okumadan "sünnetle ilgili kararım değişmez", "bunlar saçmalık" demeyin


Foto: Süreyya DERNEK


* Şunu çevremde son zamanlarda çok duydum: "Sünnetle ilgili kafam karışık. Çocuğumu sünnet yaptırmasam mı? Nil Gün'ün kitabında okudum, sağlık açısından da önerilmiyor, dinsel gereklilik de değil..." Annelerin yazıştığı web siteleri de sizin kitabınızı tartışıyor...


Kitabı yazarken işimin zor olduğunu biliyordum. Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya benziyordu yaptığım iş. Okuyucuların bu konudaki fikirlerini değiştireceklerini umdum. Tarihte de hep öyle olmamış mıdır? Gerçekleri dile getiren fikirler içinde bulunduğu toplumsal değerlere, dine, geleneklere, adetlere aykırıysa bastırılmıştır. Sünnet de böyle... Sünnetle ilgili fikrini değiştirenler çok. Karşı çıkanların çoğu kitabı okumayanlar

* İki oğlunuz da sünnetliymiş, kitabınızda anlatıyorsunuz. Şimdiki aklınız olsa yaptırmaz mıydınız sünnet?


Asla yaptırmazdım. Ben iki oğlumu da Amerika'da dünyaya getirdim. Benden ve babalarından izin almaya gerek duyulmadan ikisi de doğumdan hemen sonra sünnet edildiler. O dönemde bunu sorgulamadım. Sağlık açısından doğru olduğunu sanıyordum.

* Yıllar sonra neden sünnet konusunda araştırma yapmaya karar verdiniz?


Sağlıklı bir insanın bedeninin bir parçasının kesilmesi fikri beni rahatsız ediyordu. Neden sağlıklı bir insanın bir parçası kesiliyor, diye düşünüp araştırmaya başladım. Sağlık için bu işleme gerek var mıydı? Sünnet olmak İslam'ın bir emri miydi? İslam'ın emriyse neden Yahudiler de oluyordu? Dinleri ve gelenekleri bizlere hiç uymayan Amerika'da neden sünnet yaygındı?

Peygamberimiz sünnetsiz
* Mısır'da kız çocuklarının sünnet edildiğini hatırlatıyorsunuz. Herkes kitabınızı okumadı. Burada da anlatır mısınız, sizce Mısır'da kızlara yapılan sünnetle, yaygın olarak yapılan erkek sünnetinin arasında fark yok mu?


Kadın sünneti yapıldığı ülkelerde din ve sağlık gerekçeleriyle yapılıyor. İlk önce şunu söyleyim, Türkiye'de dini inançları kuvvetli olmayan aileler de çocuklarını adetler gereği sorgulamadan sünnet yaptırıyor. Kuran sünnetten hiç bahsetmiyor. Peygamberimiz sünnetli değildir

* Nereden çıkmış sünnet?


Heredot'a göre sünnet altı bin yıllık geçmişi olan dünyanın bilinen en eski ameliyatı. Çok geçmişte İştar ve Kibele gibi tanrıçaların döneminde, erkeklerin penisleri anatanrıçaya kesilip sunuluyordu. Anaerkil toplum düzeninin olduğu dönemden bahsediyorum. Daha sonraları bu yöntem klanı tamamen ortadan kaldıracağı için penisin tümünün kesilmesinden vazgeçildi. İbrahim. MÖ 1913 yılında Yahudiler'e sünneti zorunlu kıldı. O dönemde zaten Hititler sünneti uyguluyordu.

* Neden Müslüman toplumların dışında da sünnet yapılıyor?


ABD'de erkekler niye sünnet oluyor o zaman? Sünnet 1870'li yıllarda Amerika'da seks fobili doktorların mastürbasyonu tedavi etmek için ortaya attığı bir uygulamadır. Sünnet cinselliği baskılama yolu olarak önerilmiştir. Dünyada sünneti öneren tek bir uluslararası sağlık örgütü yoktur. Amerika'da ticari bir durum var. Amerika'da doktorlar sünnet başına 200 dolar alıyor. Amerika'da doktorlar tahminen 200 milyon doların üzerinde parayı her yıl gerçekleştirilen bir buçuk milyona yakın sünnet operasyonundan alıyorlar. Sünnet derisi ayrıca kozmetik firmaları tarafından kullanılıyor.

* Sünnet derisinin bir pazarı mı var?


Amerika'da var. Sünnet derileri kozmetik firmalarına gidiyor. 1980'li yıllardan beri özel hastaneler kesilmiş sünnet derilerini biyo-araştırma laboratuarlarına ve ilaç şirketlerine satıyor. Advanced Tissue Sciences of San Diego, Organogenesis ve BioSurface Technology adlı şirketler sünnet derilerinin satışlarından kâr elde ediyor.

Sünnet derisi ticareti
* Nerede kullanılıyor bunlar?


Penis üst derisi bir çeşit nefes alabilen bandaj üretiminde kullanılıyor. Ayrıca Dermegraft-TC gibi ürünler bebek sünnet derilerinin hücreleri çoğaltılarak yapılıyor. Bu ürün yanık bölgelerde geçici yapay deri olarak kullanılıyor. Dermegraft-TC'nin 0.93 metrekaresi 3000 dolara satılıyor. Gelişmiş ülkelerde sünnet derisi ürünleri ile yapılan yanık tedavisi yılda bir iki milyar dolar kazanç, diyabetik ülser, deri ülseri tedavisi on milyar dolar kazanç demek 1994 yılında bir grup şirket Amerika'da bir milyon dolarlık sünnet derisi kültürü satın aldı.

* Ya Türkiye'de durum ne? Türkiye'deki sünnet derileri ne oluyor?


Bunu bilemiyorum. Erkek nüfusunun tamamının sünnet edildiği bir ülkeye el atmış olabilirler. Türkiye'de de sünnet endüstrisi çok büyük. Sünnet düğünlerini bir düşünün. Kıyafetler, kiralanan salonlar, çiçekler, davetiyeler, hediyeler..

Sünnet cinsel hazzı azaltıyor
* Sünnet cinsel hazzı azaltıyor mu?


Üst deri cinsel hazzı artırır. Sünnetle birlikte erkeğin cinsel hazzı yüzde 51 ile yüzde 80 arasında azalıyor. Kadınların cinsel hazzını da azaltıyor.

* Bunları neye bağlı olarak söylüyorsunuz?


Tıbbi makalelere. Sünnet için yığınla sağlık
mazereti bulunur ama geçerli bir tıbbi kanıt yoktur. Üst derinin bir işlevinin olmadığı söylenir, bu yanlış bir bilgi. Üst derinin hem koruyucu işlevi var hem de duyarlılık artırıcı özelliği var.

* Sünneti doktorlar yapıyor artık. Doktorların bugüne kadar bu konuda sesinin çıkmaması garip değil mi?


Uzmanlık alanı var mı bu konuyla ilgili? Hayır yok. Çocuk cerrahları özel olarak sünnetle ilgili eğitim alıyor mu? Almıyor. Türkiye'de hem sünnetçilerden hem de doktorların yaptığı hatalardan dolayı sorun yaşayan çok erkek var.

İlk suda doğum yaptırmıştı

Nil Gün Türkiye'de "bireysel gelişim", NLP, hipnoterapi, Reiki denildiğinde ilk akla gelen isimlerden. Türkiye'de ilk kez hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız suda doğum yaptıran Nil Gün Amerika'da 1981, Türkiye'de de 1989'dan beri "Kendinizle Yüzleşin", "Kendiniz Olmak", "Özgüven", "İletişim", "Kadın-Erkek İlişkileri", "Stresle Barışık Olmak", "Çocuğunuzun Özgüvenin Geliştirmek", "NLP ile Etkin Konuşmacı Olmak" başlıklı grup çalışmaları yapıyor.

 

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*---***-**-*-***-**

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

İngiltere'de Şeriat Mahkemesinin Tanınma Süreci...

29.6.2009
İngiltere'de Şeriat Mahkemelerinin sayısı, bir yılda 5'den  85'e çıktı



***-*-*
15.9.2008

İngiliz hükümeti Müslümanlar’ın yoğun yaşadığı 5 kentte şeriat mahkemelerinin boşanma, miras, mali anlaşmazlıklar gibi davalara bakmasına sessiz sedasız izin verdi

DIŞ HABERLER

 

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=IngIlterede_Seriat_mahkemesi_kuruldu_198817_30&tarih=15.09.2008&Newsid=198817&Categoryid=30


Londra, Birmingham, Bradford, Manchester, Warwickshire kentlerinde şeriat mahkemeleri, hükümetin verdiği sessiz sedasız izin sayesinde kuruldu. Sunday Times gazetesi dünkü sayısında “Şeriat yasaları İngiltere’de resmen uygulanmaya başlandı” diyerek şeriat hükümlerine göre karar alacak olan Müslüman yargıçların boşanma, miras, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi birçok davayı ele aldıklarını duyurdu. Times’a göre Ağustos 2007’den beri yarı-resmi olarak faaliyet gösteren bu mahkemeler şimdiye kadar 100’den fazla davayı karara bağladı. Verilen kararların geçerlilik kazanması için yüksek mahkeme onayı gerekiyor. Ancak hükümetin verdiği izin sayesinde resmi bir kimlik kazanan şeriat mahkemelerin bu izni kolayca alacağı belirtiliyor.

Tahkim yasasına dayanıyor

1996 yılında İngiltere’de çıkan tahkim yasasına göre (Arbitration Act) iki taraf arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, taraflarca belirlenen hakemlerle çözümlenmesine izin veriliyor. Şeriat mahkemelerinin bu tahkim yasasına dayanarak kurulduğu belirtiliyor. Mahkemenin herhangi bir konuda hüküm verebilmesi için anlaşmazlık yaşayan her iki tarafın da şeriat mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Ancak bazı hukukçular boşanma gibi davaların tahkimle çözülmesinin hukuka aykırı olduğunu düşünüyor.

The Sunday Times, uygulamanın başlatılmasıyla ilgili ilk önerinin bundan 7 ay önce Anglikan Kilisesi Başpsikoposu Rowan Williams tarafından ortaya atıldığını hatırlattı.

Yahudilerin de mahkemesi var

Williams büyük eleştiri konusu olan konuşmasında, “Şeriat yasalarının İngiliz hukuk sistemine entegre edilmesi kaçınılmaz” ifadesini kullanmıştı. Bu görüşe ilk destek verenlerden biri de İngiltere’de Adalet Bakanlığı müsteşarı yetkileriyle donatılmış olan Lord Phillips oldu. Phillips, şeriat hükümlerinin medeni hukukla ilgili konularda ve mali anlaşmazlıkların çözümünde kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmişti. Muhalefet ise gelişmelere tepkili. Gölge Adalet Bakanı (Adalet Bakanı’nın muhalefetteki dengi) şeriat mahkemelerinin kurulmasının ülkede hukuk sistemine paralel ikinci bir hukuk sisteminin doğmasına neden olacağını belirterek, “İngiliz hukuk sistemi tektir. Ve öyle kalmalıdır” dedi.

İngiltere’de çoğu Ortodoks olan Yahudilerin bazı konularda kendi özel mahkemeleri bulunuyor. Yüzyıllardır var olan ve Beth Din adı verilen bu mahkemelerde anlaşmazlıklar, iş ve boşanma gibi konulardaki davalar dini kurallara göre görülüyor. İki tarafın da Yahudi olması ve davanın bu mahkemede görülmesini kabul etmesi şartı aranıyor. Beth Din’in kararları İngiliz makamlar tarafından da tanınıyor.

1.7 MİLYON MÜSLÜMAN YAŞIYOR

Avrupa’da Müslümanlar’ın en yoğun yaşadığı ülkelerden biri olan 50 milyon nüfuslu İngiltere’de 1.7 milyon Müslüman var. ICM kuruluşunun yaptığı araştırmaya göre buradaki Müslümanlar’ın yüzde 25’inden fazlası İngiltere’deki değerlerin İslami değerlerle uyum içinde olmadığına inanıyor.

**

 İngiltere'de şeriat şoku


İngiltere'de geçtiğimiz yılın Eylül ayında Müslümanların yoğun olarak yaşadığı beş büyük kentte şeriat mahkemelerinin oluşturuldu.

http://haber.gazetevatan.com/Iranda_seriat_soku_/246068/1/Gundem


İngiliz Adalet Bakanlığı'nın ülkedeki 5 "Şeriat Mahkemesi"ne, boşanma, miras gibi konularda karar alma yetkisi tanımasının ardından mahkemelerin sayısının 85'e çıktığı açıklandı.

Hükümet tarafından onaylanan şeriat yargıçlarınca kurulan mahkemelerin kararları bölge mahkemeleri ile Yüksek Mahkeme'nin onayıyla yürürlüğe giriyor. Buna göre başkent Londra başta olmak üzere, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Birmingham, Bradford, Manchester, Warwickshire'da bölge mahkemelerinin bünyesinde hizmet veren şeriat mahkemeleri, boşanma, aile içi şiddet, mali anlaşmazlıklar gibi sosyal konularda söz söyleme hakkına sahip. Şeriat mahkemelerinin kararlarının uygulanması için Müslüman davalı ve davacının her ikisinin de rızasının gerekiyor.

Uygulamanın başlatılmasıyla ilgili ilk öneri Anglikan Kilisesi lideri Canterbury Başpiskoposu Rowan Williams tarafından ortaya atılmıştı. Bu görüşe ilk destek verenlerden biri de İngiltere'de Adalet Bakanlığı müsteşarı yetkileriyle donatılmış olan Lord Phillips oldu. Phillips, şeriat hükümlerinin medeni hukukla ilgili konularda ve mali anlaşmazlıkların çözümünde kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmişti. Bu arada İngiltere'de aralarında muhalefetin de bulunduğu bazı çevreler ise şeriat mahkemelerinin kurulmasının ülkede hukuk sistemine paralel ikinci bir hukuk sisteminin doğmasına neden olabileceğine dair endişelerini dile getiriyor.


*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-**-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*-*--*-*
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Erkek Sünnet Hikayeleri

28.6.2009


Delos'taki bazı tapınakların önünde bulunan ve tapınım aracı olan

 

kesilmiş fallus örneği

 

(http://fr.wikipedia.org/wiki/Symbolisme_phallique)

 

 

*-*-*

Kim sünnetli, kim sünnetsiz

 

15 Temmuz 2007 Pazar

 

Ertuğrul  ÖZKÖK

 

 

 

MİLATTAN Önce 2000 yılında, Terah adlı bir lider, başında bulunduğu kabilesini, Fırat Nehri’nin kuzeyine geçirip bugünkü Türkiye topraklarına soktu.

Terah, Asurluların zulmüne uğrayan bir Yahudi kabilesinin lideriydi.

Yanında oğlu İbrahim ve gelini Sara ile torunu vardı.

Kabile, Harran Ovası’na yerleşti.

Terah bir süre sonra öldü ve yerine oğlu İbrahim geçti.

İşte o günlerde ilginç bir olay meydana geldi.

İbrahim bir gece, Tanrı Yehova’yı gördü.

İbrahim’in, "Yehova" görmesiyle tek tanrılı dinlerin ilki olan Yahudilik doğdu.

Tanrı Yehova o gece İbrahim’e bir emir verdi, bir de vaatte bulundu.

Verdiği tek emir şuydu:

"Seçilmiş halkın bütün erkekleri, doğumlarının sekizinci gününde sünnet olacaktır."

Vaat ettiği şey ise onlara ait bir topraktı.

İbrahim o günden itibaren Hazreti İbrahim olacaktı.

Peki Hazreti İbrahim neden, erkeğin bir organının kesilmesi gibi bir geleneği başlatmıştı?

Cevabı basitti.

Çünkü başında bulunduğu insanları "seçilmiş bir halk" olarak görüyordu ve onları bir şekilde öteki insanlardan ayırmak gerekiyordu.

"Sünnet" böyle doğdu.

* * *

Yahudiler 400 yıl boyunca, Hazreti İbrahim’in koyduğu kurallarla yaşadılar. Ancak Milattan Önce 1600 yılında, o bölgelerde kuraklık ve açlık başlayınca Mısır’a göç etmek zorunda kaldılar.

Bu göç sırasında başlarında Hazreti Yusuf vardı.

İlk dönemlerinde Mısır Firavunları onlara çok iyi davrandılar.

Sonra ne olduysa, Yahudiler birden köle muamelesi görmeye başladılar.

Hatta yeni doğan bütün erkek Yahudi çocuklarının öldürülmesi emredildi.

O günlerde Levi isimli bir Yahudi, aynı kabileden bir kızla evlendi ve bir erkek çocukları oldu.

Çocuğun adı Musa’ydı.

Çocuklarını üç ay boyunca sakladılar, ancak tehlike büyüyünce annesi, Musa’yı bir sepete koyarak Nil Nehri’ne bıraktı.

Firavun’un kız kardeşlerinden biri çocuğu buldu ve ona baktı.

İşte bu çocuk büyüyünce, Yahudilerin en büyük peygamberi olan Hazreti Musa oldu.

Tahmin ediyorum, benim aklıma gelen soru sizin de aklınıza gelmiştir.

Dini gereği "sünnetli" olan bir Yahudi çocuğu, nasıl olup da tanınmamış ve kurtulmuştu?

Yahudilerin bütün erkek çocukları öldürülürken, o nasıl korunmuştu?

Bu sorunun cevabı, tek tanrılı bütün dinlerin açıklanması güç gerçeklerinde yatıyor.

Hazreti Musa kurtuldu, çünkü sünnetsizdi. Sünnetsiz olduğu için büyük bir ihtimalle Mısırlı çocuk sanılmıştı.

Yani onu "seçilmiş halkının" en büyük peygamberi haline getirecek olan şansı, dininin ilk emrini yerine getirmemiş olmasıydı.

* * *

Tek tanrılı dinlerin "sünnet" hikáyeleri bundan ibaret değil elbet.

Hıristiyan áleminin en büyük peygamberi Hazreti İsa’dır.

Ama Hıristiyanlığı din haline getiren kişi "Aziz Paul"dur.

Aziz Paul’
un, İsa’nın ölümünden sonra bütün Hıristiyan álemini bir araya toplamak için verdiği ilk emirlerden biri neydi?

"Sünnet olmamak..."

Çünkü, kurduğu dinin halkını, ancak bu yolla Yahudilerden ayırabileceğini düşünüyordu.

Ama şu ilahi kadere bakın ki, Hıristiyan dininin en büyük peygamberi Hazreti İsa sünnetliydi.

Çünkü Yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, Yahudi bir insan olarak çarmıha gerilmişti.

Sünnetli Yahudilerin peygamberi sünnetsiz, sünnetsiz Hıristiyanların peygamberi ise sünnetliydi.

* * *

Bu bilgileri, geçen hafta "Yahudiler, Tanrı ve Tarih" isimli bir kitapta okudum.

Kitabı kapattıktan sonra bazı sorular aklıma takıldı.

Erkek çocukların "sünnet" olması ádeti Müslümanlığa nasıl girdi?

Ve ikinci soru?

Hazreti Muhammed sünnetli miydi?

Bu soruyu da bilen birine sordum.

Cevabı şu oldu:

"Hazreti Muhammed’in sünnetli doğduğuna inanılır."


(*) Max I. Diamont: "Jews, God and History", New American Library,

 

*-*-*-*-*-*-*-*

Sünnet sadece İslâm'da mı var?

 

 

Süleyman Ateş

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=01.08.2003&Newsid=12447&Categoryid=4&wid=31

 

 

Sünnet olmayı Hz. Muhammed getirmiş değildir. Sünnet olma, Araplara Hz. İbrahim dininden kalma bir uygulamadır

Soru: ………. İkinci sorum ise sünnet denilen operasyonla ilgili. Hz Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve diğer ashab sünnet olmuşlar mıydı? (Süreyya Kuyucu)

Cevap: …….

Evet Ali de, Ebubekir de, Ömer de, Ebucehil de, Ebusüfyan da hep sünnetliydiler. Sünnet olmayı Hz. Muhammed getirmiş değildir. Sünnet olma, Araplara Hz. İbrahim dininden kalma bir uygulamadır. Araplar sünnet olurlardı. Hele Kureyş içinde sünnet olmayan biri yoktu. Peygamber'in kendisi de sünnet olmuştur, sahabileri de... İslam olduktan sonra değil, İslam olmadan önce, çocukluklarında sünnet olmuşlardı. Çünkü sünnet onların köklü dini geleneklerindendi.

Ama 40-50 yaşından sonra Müslüman olan bir kişiyi ille de sünnet ettirmek şartı yoktur. Kur'ân'ın hiçbir yerinde böyle bir emir mevcut değildir. Allah insanın kalıbına değil, gönlüne baktığını, dinin gönüldeki takva olduğunu vurgulamıştır. Artık sünnet asırlardan beri İslâm'ın bir simgesi haline gelmiştir. Bu konuda tüm İslam âleminde bir icma (konsensüs) oluşmuştur.

Sünnet olmadan Müslüman olunmaz diye bir hüküm yoktur. Yahudiler de sünnetlidir. Hz. İsa da sünnetliydi. Hıristiyanlığın başında sünnet, dini gereklerdenken Pavlos, sünnet operasyonunun, Anadolu'da ve Avrupa'da müşriklerin zorlandıklarını, bu operasyonun Hıristiyanlığın yayılması önünde büyük engel oluşturduğunu görünce sünnetin gerekliliğini kaldırmış, bu yüzden Barnaba ile arası açılmıştı. Sünnet zorunluluğunun kaldırılmasıyla Hıristiyanlık Avrupa'da yayılmaya başlamıştır.

 

*--*-*-

 

 

 

Sünnetin dindeki yeri

 

 

Süleyman Ateş

http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=60229&Categoryid=4&wid=31

 



Birkaç okurum, İslâm'da sünnet operasyonunun yerini soruyor. Biri diyor ki: Sayın Hocam, sünnetin dinimizdeki tam olarak yeri nedir? Mütevatir olarak günümüze kadar gelmiş Peygamberimizin uygulaması mıdır yoksa zamanla geleneksel olarak yerleşip kalıplaşmış ve kimse cesaret edemediği için yadsınamamış bir hurafe midir? Saygılar.

Bahadır Çolak da "26 Haziran tarihli Vatan Gazetesi'nde (Pazar Vatan eki) sünnetin ticari amaçlı olduğu, peygamberimizin sünnetsiz olduğu ve Kur'ân'da böyle bir hüküm olmadığı söyleniyor. (Sünnet adlı kitap) Bunlar ne kadar doğru, biz mi yanlış biliyoruz, yoksa bunu bize söyleyenler mi? Aydınlatırsanız sevinirim" diyor.

Büşra Delen de "Kur'ân'da sünnet operasyonu geçer mi?" diye soruyor.

Cevap: Bu yazılanlar tamamen yanlıştır. Sünnet, Hz. İbrahim dininin gereklerindendi. Şifahi olarak atadan gelen İbrahim geleneklerine bağlı olan Araplar, özellikle Kureyş Arapları, sünnet geleneğini sürdürürlerdi. Yahudilerde de sünnet dinin gereklerindendi. Hz. Muhammed de, bütün kabilesi de, hattâ Peygamber'in düşmanı olan Ebucehil de, bütün Kureyş kabilesi mensupları da sünnetli idiler.

 

Sünnet Arabistan'da egemen dinlerde köklü bir gelenek idi. Başlangıçta Hıristiyanlarda da vardı. Çünkü aslında bir Yahudi olan Hz. İsa Yahudi toplumunda yetişmişti ve kendisi Kitabı kaldırmak üzere değil, uygulamak üzere geldiğini söylüyordu. İsa da tüm Yahudi toplumu bireyleri gibi sünnetli idi.

 

Ama Kur'ân'da sünnet olma emri yoktur. Zaten böyle bir emir olsaydı ona sünnet denmez farz denilirdi. Yani sünnet olmak, Müslümanlığın şartlarından değildir fakat bu gelenek artık Müslümanlığın ayırıcı vasıflarından olmuştur. Sünnetsiz olan birinin Müslüman olmadığına hükmedilir. Elbette bu, insanların yargısıdır. Yoksa sünnet olmadığı halde İslâm'ın diğer hükümlerini uygulayan veya kabul etmiş olan kimse Müslümandır.

 

Hıristiyanlıkta sünneti Pavlos kaldırmıştır. Hz. İsa'nın hayatında onu öldürmekle görevlendirilmiş olan, onun ortadan kaybolmasından sonra onun tarafından Hıristiyanlığı yaymakla görevlendirildiğini söyleyen Pavlos, önce İsa'nın havarilerinden Barnaba ile Antakya'ya gitmiş, sünnetin müşrik kabileler arasında Hıristiyanlığın yayılmasını önlediğini görünce gerek olmadığını söylemiş, bu yüzden Barnaba ile yolları ayrılmıştır.

 

Kur'ân'da sünnet operasyonu geçmez. Çünkü adı üstünde, bu operasyon Allah'ın emri değil, sünnettir. Hattâ bu Peygamberimizin sünneti de değil, Hz. İbrahim'den kalan bir sünnettir.

Araplarda sünnet temel geleneklerden olduğu gibi Yahudilerde de öyle idi. Onun için sünnet sadece Hz. Peygamber'in yaptığı bir şey değildi. İçinde yaşadığı toplumun bireyleri sünnetli idiler. Ama sünnet dinin şartlarından değildir. Kur'ân'ı kabul edip uygulayan, namazını kılıp orucunu tutan kimse, sünnet olmasa da Müslümandır ama sadece bir sünneti yerine getirmemiş olur.

 

*-*-*-*-*

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

« Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa»
Kuruluş Tarihi : 8 Mayıs 2006 Free Site Counter
Free Site Counter
compteur
compteur
TOPLUM VE TARİH Düşünce Atölyesi: "Nasıl yaşanmış ise, öyle ele alınarak yorumlanması gereken tarih övülemez ve mahkum edilemez, irdelenir."
Google Gruplar
Toplum ve Tarih Düşünce Atölyesi Üyeliği İçin
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
www.kitapyurdu.com'dan satın al "Kuran, İncil ve Eski Ahit ile 'Sümer-Akkad' tablet yazıları arasında paralellik ve yakınlık bulunduğunun saptanmasına bağlı olarak, bu üç din kitabının 'Sümer söylenceleri'ne dayandığı ileri sürülmüştü. Gerçekten de, Musevilik, Hırıstiyanlık ve İslam'ın kitap metinlerinin, Akado-sammaru ilahilerinin zamanla dönüşmüş biçimlerine dayandığı artık ispatlanabilir bir olgudur...."
*-*-*-*-*-*-*-*-*-
Safa Kaçmaz sayfası için tıklayın.
Facebook-Toplum Ve Tarih Paylaşımı-Toplumbilim, Dinbilim, Tarihbilim, Ateizm
Toplum ve Tarih, Society and History, Société et Histoire, Gesellschaft und Geschichte, Società e Storia, La sociedad y la Historia, المجتمع والتاريخ, Общество и история, Shoqëria dhe Historia, Společnost a Historie, 社會和歷史, Lipunan at Kasaysayan, Ühiskond ja Ajalugu, Yhteiskunta ja Historia, Maatschappij en Geschiedenis , חברה והיסטוריה, Samhälle och Historia, 社会と歴史 , La societat i la Història, Sabiedrība un Vēsture, Visuomenė ir İstorija, Társadalom és a Történelem, Samfunn og Historie, Sociedade e História, Societatea şi İstoria, Общество и история, Суспільство та İсторія, Της κοινωνίας και της ιστορίας ,
    Bazı İnceleme Konuları
  • ‘arkeoloji’ kavramının dilbilimsel kökenleri
  • Epistomoloji..
  • Episkopos
  • Patriark..
  • Eski Yunan "Arkhe"si.
  • Eski Ahit'in Latin "Arca"sı
  • Yay burcu..Gök Kuşağı
  • Nuh’un ‘gemisi’ (“Arche de Noah”)
  • ölüm-cenaze tören kültü
  • farklı ölüm-cenaze tören biçimleri
  • uygulama kaynakları
  • ritüel yiyecekleri -pirinç okuma -mercimek çorbası -aşure -çiğ köfte -Mardin'de Kaburga Dolması -hayvan kurbanlar ve farklı hazırlık biçimleri
  • Eski Yazılı Yasalar’da ölüm cezalarının faklı biçimlerde infazı ve kaynakları
  • “suya atma”
  • “yakma”
  • “kazığa geçirme”
  • “taşlama”
  • “boğma”
  • “kuyuya atma”
  • Diş kırma ritueli -Kırıkhan’da ‘dişçilik’
  • Sünnet ve Bekaret Kurumlarının kaynakları
  • Kirvelik..
  • Evlilik yasakları..
  • Vaftiz biçimleri..
  • ‘İlk oğul’luk Kurumu..
  • Burç Ayları
  • Bitki-Hayvan Totemler
  • Totem-tanrılar arasi ilişki düzeni
  • Erken dönem “Türk” toplulukları
  • “Türk” sözcüğünün kaynakları
  • Konfederal bir tanım olarak “Türk”
  • “Türk” ittifakına girmeyen “Türk topluluklar"
  • “Osmanlı ‘Türk’leri küçümsedi” mi?
  • Eski Türk toplumlarında küçük-büyük evlat ayrımı ve kaynakları
  • Evlilik biçimleri
    Bağlan****tılar
manşetler

**********
Livre : Les origines de la Bible et les récits du Coran dans les sources écrites de l'ancienne Mésopotamie…..Auteur : Mr.Safa KAÇMAZ...Société et Histoire : Atelier de réflexion et de discussion….Pour la renforcement de la base scientifique de l'athéisme…Pour la redéfinition des principes de l'athéisme scientifique et et de l’histore sociale....Ancien Testament, Bible, Coran, Culte du feu, Le culte de la mort, Culte de porte, Culte de cheveux et de barbe, Culte de l'eau, le crachat, l'athéisme, le rituel, la religion, Enlil, Enki, Marduk, ancienne société, fils aîné, fils cadét, les lois Hammurabi, les lois Esnunna, anciennes lois écrites, anciénne systeme heritage, ancienne systeme patrimoine, sacrifice fils aîné, Asur, assyrien, des animaux totem, totem de plantes, l'anthropologie, l'islam, le christianisme, le judaïsme, les origines du judaïsme, l'origine de sacrifice humaine, la sociologie, la sainte, la laïcité, Moïse, Jésus, Mahomet, Dieu, les dieux anciens, l'anthropologie, déluge, social science, religion science
Book: The origins of the Bible and stories of the Quran in the written sources of ancient Mesopotamia…. Author: Mr. Safa KAÇMAZ..History and Society: Workshop for reflection and discussion .... For strengthening the scientific basis of atheism ... For the redefinition of the principles of atheism and science and the social history .... Old Testament, Bible, Qur'an, Worship of fire, the cult of death, Door Worship, Worship of hair and beard, Worship of water, sputum, atheism, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, old, eldest son, the youngest son, the Hammurabi laws, laws Esnunna ancient written laws, old heritage, old heritage, sacrifice eldest son, Asur, Assyrian, totem animals, totem plant, the anthropology, Islam, Christianity, Judaism, the origins of Judaism, the origin of human sacrifice, sociology, holy, secular, Moses, Jesus, Muhammad, God, gods, ancient, anthropology, deluge , social science, religion, science
Buch: Der Ursprung der Bibel und der Geschichte des Korans in den schriftlichen Quellen des alten Mesopotamien… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Gesellschaft und Geschichte: Atelier des Nachdenkens und der Diskussion .... Für die Stärkung der wissenschaftlichen Grundlagen des Atheismus ... Für die Neugestaltung der Grundsätze der Wissenschaft und des Atheismus und der sozialen Geschichte .... Altes Testament, Bibel, Koran, Kult des Feuers, Der Kult des Todes, der Kult geht, Kult Haar und Bart, Kult des Wassers, Spucke, Atheismus, das Ritual, Religion, Enlil, Enki , Marduk, dem früheren Unternehmen, der älteste Sohn, der jüngste Sohn, der Hammurabi Gesetze, die Gesetze Esnunna alte Gesetze geschrieben, alte Kultur, alte Erbe, Opfer Sohn, Asur
الكتاب : أصول من قصص الكتاب المقدس والقرآن مكتوب في مصادر حضارة ما بين النهرين الكاتب : Mr. Safa KAÇMAZ..التاريخ والمجتمع : ورشة عمل للتفكير والمناقشة... لتعزيز القاعدة العلمية للالالحاد... لإعادة تحديد مبادئ الإلحاد والعلوم الاجتماعية والتاريخ.... العهد القديم ، الكتاب المقدس ، القرآن الكريم ، والعبادة في النار ، وعبادة الموت باب العبادة ، والعبادة في الشعر واللحية ، والعبادة في المياه ، والبصاق ، والإلحاد ، والطقوس ، والدين ، وEnlil ، Enki ، Marduk ، البالغ من العمر ، الابن الاكبر ، الابن الاصغر ، وقوانين حمورابي ، والقوانين القديمة والقوانين المكتوبة Esnunna
Book: Zanafilla e Biblës dhe tregimet Kur'anore e shkruar në burimet e lashta Mesopotamia….. Author: Mr. Safa KAÇMAZ..Histori dhe Shoqëria: seminarit për të reflektuar dhe diskutim .... Për forcimin e shkencore bazë të atheism ... Për ripërcaktimin e parimeve të atheism dhe sociale të shkencës dhe historia .... Dhjata e Vjetër, Bibël, Kur'an, Adhurimi e zjarrit, e kult i vdekjes, Door Adhurimi, Adhurimi i flokëve dhe mjekrën, Adhurimi e ujit, pështymë, atheism, ritual, feja, Enlil, Enki , Marduk, old, djali i madh, biri më i ri, e Hammurabi ligjeve, ligjet Esnunna lashtë të shkruar ligje, trashëgiminë e vjetër, e vjetër trashëgimisë, sakrificë maddhi djali, Asur, asiriane
Книга: Произходът на Библията и истории на Корана в писмените източници на древна Месопотамия…Автор: Mr. Safa KAÇMAZ..История и общество: "Работилница за размисъл и дискусия .... За укрепване на научната основа на Атеизъм ... За предефинирането на принципите на Атеизъм и науката и социалната история .... Старият Завет, Библията, Корана, се покланят на огъня, на култа към смъртта, Врата кланят, кланят на косата и брадата, покланят на вода, слюнка, Атеизъм, ритуал, религия, Enlil, Enki , Marduk, стари, големият син, най-младият син на Hammurabi закони, закони Esnunna древните написани закони, стари наследство, стари наследство, жертва-големият син, Asur, асирийски, тотем животни, тотем завода, антропология, исляма, християнството, юдаизма, на началата на юдаизма, произхода на човека жертва
Kniha: Počátky Bible a příběhů z Quran v písemných pramenech ze starověké Mezopotámie… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Historie a společnost: Seminář k zamyšlení a diskusi .... Pro posílení vědecké základy ateismus ... Pro znovuvymezení zásad ateismus a vědy a sociální dějiny .... Starý zákon, Bible, Qur'an, uctívání ohně, kultu smrti, dveří bohoslužby, uctívání vlasy a vousy, Worship vody, sputa, ateismus, rituálu, náboženství, Enlil, Enki , Marduk, staré, nejstarší syn, nejmladší syn, že Hammurabi zákony, zákony Esnunna starověké písemné zákony, starým dědictvím, starým dědictvím, obětovat nejstaršího syna, Asur, Assur
图书:的起源故事,圣经和可兰经书面来源的古代美索不达米亚 ..作者: Mr. Safa KAÇMAZ.. 历史与社会:车间进行思考和讨论.... 加强科学无神论的基础... 为重新确定的原则,无神论和科学的社会历史.... ,可兰经,崇拜火,崇拜死亡,门崇拜,崇拜的头发和胡须,崇拜水,痰,无神论,礼仪,宗教,恩利尔,恩基,马尔杜克,岁,长子,最小的儿子,在汉谟 拉比的法律,法律Esnunna古代成文法,旧传统,旧传统,牺牲的长子,阿苏尔
Bog: Oprindelsen af Bibelen og historier af Quran i de skriftlige kilder fra oldtidens Mesopotamien …..Udsteder: Mr. Safa KAÇMAZ...Historie og Samfund: Workshop for overvejelser og debat .... For at styrke det videnskabelige grundlag for ateisme ... For en redefinering af principperne om ateisme og videnskab og den sociale historie .... Gamle Testamente, Bibelen, Koranen, Tilbedelse af brand, dyrkelsen af død, Door gudstjeneste, Tilbedelse af hår og skæg, Tilbedelse af vand, spyt, ateisme, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, gamle, ældste søn, den yngste søn, den Hammurabis love, love Esnunna antikke skriftlige love, gamle kulturarv, gamle arv, ofrer ældste søn, Asur, assyriske
Buku: The berasal dari Alkitab dan cerita dari Quran yang ditulis dalam sumber-sumber kuno Mesopotamia ……Pengarang: Mr. Safa KAÇMAZ..Sejarah dan Masyarakat: Lokakarya untuk refleksi dan diskusi .... Untuk memperkuat dasar ilmiah ateisme ... Untuk redefinition dari prinsip ateisme dan ilmu sosial dan sejarah .... Perjanjian Lama, Alkitab, Alquran, Ibadah api, maka kultus kematian, Pintu Ibadah, Ibadah rambut dan janggut, Ibadah air, dahak, ateisme, ritual, agama, Enlil, enki , Marduk tua, anak tertua, maka anak muda, yang Hammurabi hukum, undang-undang undang-undang tertulis Esnunna kuno, warisan lama, lama warisan, anak tertua korban, Asur, Assyrian
Raamat: päritolu Piibli ja jutte, et Quran esitama kirjaliku allikad ancient Mesopotamia…… Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..Ajalugu ja ühiskond: Workshop järelemõtlemise ja arutelu .... Tugevdada teaduslikku alust Atheism ... Brüssel ümbermääratlemine põhimõtteid Atheism ning teaduse ja sotsiaalset ajalugu .... Vana Testament, Piibel, Koraan, Palvelkaa tuletõrje, CULT surm, Door Palvelkaa, Palvelkaa Juuste ja habeme, Palvelkaa vett, röga, Atheism, rituaal, usutunnistuse, Enlil, Enki , Marduk, vana, vanim poeg, noorim poeg, et Hammurabin seadused, seadused Esnunna ancient kirjutatud seadused, vana pärand, vana pärand, ohverdada vanim poeg Asur, Assüüria
Book: Ang pinanggalingan ng Bibliya at mga kuwento ng Quran sa nakasulat na mga pinagkukunan ng mga sinaunang Mesopotamya ..Author: Mr.Safa KAÇMAZ..Kasaysayan at Lipunan: Workshop para sa pagmuni-muni at discussion .... Para sa pagpapalakas ng mga pang-agham batayan ng Atheism ... Para sa redefinition ng mga prinsipyo ng Atheism at agham panlipunan at ang kasaysayan ng .... Lumang Tipan, Biblia, Qur'an, pagsamba ng apoy, ang uri ng pananampalataya ng kamatayan, pintuhan pagsamba, pagsamba ng buhok at beard, pagsamba ng tubig, plema, Atheism, seremonya, relihiyon, Enlil, Enki , Marduk, old, diko anak na lalaki, ang bunsong anak na lalaki, ang Hammurabi mga batas, mga batas Esnunna sinaunang nakasulat na mga batas, mga lumang minana, mga lumang namana, pagpapakasakit diko anak, Asur, Asiryan
Kirja: alkuperästä Raamatun ja tarinoita, että Quran vuonna kirjalliset lähteet muinaisen Mesopotamian…. ..Laatija: Mr. Safa KAÇMAZ..Historia ja yhteiskunta: työpaja pohdintaa ja keskustelua .... Vahvistamaan tieteellistä pohjaa ateismiin ... Saat uudelleenmäärittely periaatteiden ateismin ja tieteen ja sosiaalista historiaa .... Vanha testamentti, Raamattu, Koraani, Jumalanpalvelus tulipalon, että cult kuoleman, Door Jumalanpalvelus, Jumalanpalvelus on hiukset ja parta, Jumalanpalvelus vettä, yskös, ateismi, rituaali, uskonnon, Enlil, Enki , Marduk, vanha, vanhin poika, nuorin poika, että Hammurabin lait, lait Esnunna antiikin kirjallisen lait
Boek: De oorsprong van de bijbel en de verhalen van de Koran in de geschreven bronnen van het oude Mesopotamië ..Auteur: Mr. Safa KAÇMAZ….Geschiedenis en samenleving: Workshop voor reflectie en discussie .... Voor de versterking van de wetenschappelijke basis van atheïsme ... Voor de nieuwe invulling van de beginselen van het atheïsme en de wetenschap en de sociale geschiedenis .... Oude Testament, Bijbel, Koran, aanbidding van het vuur, de cultus van de dood, klep Worship, Verering van haren en baard, Aanbidding van water, sputum, atheïsme, ritueel, godsdienst, Enlil, Enki , Marduk, oud, oudste zoon, de jongste zoon, de Hammoerabi wetten, wetten Esnunna oude geschreven wetten, oude erfgoed, oude erfgoed, offer oudste zoon, Asur
הספר: על מקורות של התנ"ך וסיפורים של הקוראן שנכתב על מקורות עתיקים ארם נהרים ,מחבר: Mr. Safa KAÇMAZ, היסטוריה וחברה: סדנה עבור השתקפות ודיון . לחיזוק הבסיס המדעי של Atheism ... עבור redefinition עקרונות Atheism ומדע ואת ההיסטוריה החברתית .... התנ"ך, תנ"ך, Qur'an, תפילה של אש, פולחן המוות, דלתות תפילה, של תפילה שיער זקן, תפילה של מים, לחה, Atheism, פולחן, דת, Enlil, Enki , Marduk, הישן, הבן הגדול, הבן הצעיר, את Hammurabi חוקים חוקים חוקים Esnunna עתיקה בכתב, הישן המורשת המורשת הישנה, להקריב את הבן הגדול,
Libro: Los orígenes de la Biblia y el Corán de historias en las fuentes escritas de la antigua Mesopotamia ..Autor: Mr.Safa KAÇMAZ..Historia y Sociedad: Taller para la reflexión y el debate .... Para fortalecer la base científica de ateísmo ... Para la redefinición de los principios del ateismo y la ciencia y la historia social .... Antiguo Testamento, Biblia, Corán, Culto de fuego, el culto a la muerte, la puerta Culto, Culto de pelo y la barba, Culto de agua, de esputo, el ateísmo, el ritual, la religión, Enlil, Enki , Marduk, de edad, hijo mayor, el hijo menor, la leyes de Hammurabi, las leyes Esnunna antiguas leyes escritas, antiguo patrimonio
Bok: Den ursprung i Bibeln och berättelser av Quran i skriftliga källor för antika Mesopotamien …...Författare: Mr. Safa KAÇMAZ...Historia och samhälle: Workshop för reflektion och diskussion .... För att stärka den vetenskapliga grunden för ateism ... För omdefinieringen av principerna för ateism och vetenskap och social historia .... Gamla Testamentet, Bibeln, Koranen, dyrkan av eld, den kult av död, Dörr dyrkan dyrkan av hår och skägg, dyrkan av vatten, sputum, ateism, ritual, religion, Enlil, Enki , Marduk, gammal, äldste son, den yngste son, Hammurabi lagar, lagar Esnunna antika skriftliga lagar
Libro: Le origini della Bibbia e del Corano storie in fonti scritte di antica Mesopotamia…. .Autore: Mr.Safa KAÇMAZ..Storia e Società: Workshop per la riflessione e la discussione .... Per rafforzare la base scientifica di ateismo ... Per la ridefinizione dei principi di ateismo e la scienza e la storia sociale .... Antico Testamento, Bibbia, Corano, nel culto del fuoco, il culto della morte, porta il Culto, il Culto dei capelli e la barba, il Culto delle acque, dello sputo, l'ateismo, rituale, religione, Enlil, Enki , Marduk, vecchia, figlio maggiore, il più giovane figlio, il Hammurabi leggi, leggi Esnunna antiche leggi scritte, patrimonio vecchio, vecchio patrimonio, sacrificio figlio
本:は、聖書や古代メソポタミアの書面による情報源の話では、コーランの起源 ..著者: Mr. Safa KAÇMAZ..歴史と社会:ワークショップの反射や議論のため.... 無神論の科学的根拠を強化するために...無神論、科学と社会の歴史....の原則の再定義について旧聖書は、聖書、コーラン、火の崇拝、死のカルト、ドアに仕え、髪、ひげ、水の崇拝、痰、無神論、儀式、宗教、エンリル、エンキの崇拝、マルドゥーク、古 い、長男は、最年少の息子は、ハムラビ法律、法令Esnunna古代書か法律、古い遺産、古い遺産、長男Asur
Könyv: Az eredetét a Biblia történeteit és a Korán az írott forrásokban az ókori Mezopotámiában ..Szerző: Mr. Safa KAÇMAZ ..Történelem és Társadalom: Workshop a visszajelzéseket és a vitát .... Megerősítése alapján, a tudományos ateizmus ... A újradefiniálását elvei ateizmus és a tudomány és a társadalom történelmétől .... Ószövetség, Biblia, Korán, Worship a tűz, a kultusz halála, Door Worship, Worship a haját és szakállát, Worship a víz, a köpetben, ateizmus, szertartás, vallás, Enlil, Enki , Marduk, a korábbi, legidősebb fia, a legfiatalabb fia, a Hammurabi törvények, jogszabályok Esnunna ókori írott törvényeket, a régi örökség, a régi örökség, áldozat legidősebb fia, Asur, asszír
Book: The opprinnelse av Bibelen og historier av Quran i skriftlige kilder av gamle Mesopotamia ..Forfatter: Mr. Safa KAÇMAZ...Historie og samfunn: Workshop for refleksjon og diskusjon .. For å styrke det vitenskapelige grunnlaget for Atheism ... For omdefinering av prinsippene i Ateisme og vitenskap og sosial historie .... Gamle Testamentet, Bibelen, Koranen, Tilbedelse av brann, er kult for død, Door Tilbedelse, tilbedelse av hår og skjegg, Tilbedelse av vann
Livro: As origens da Bíblia e histórias do Corão nas fontes escritas da antiga Mesopotâmia… ..Autor: Mr. Safa KAÇMAZ..História e Sociedade: Seminário de reflexão e discussão .... Para fortalecer a base científica do ateísmo ... Para a redefinição dos princípios do ateísmo e da ciência e da história social .... Antigo Testamento, Bíblia, Alcorão, Culto de incêndio, o culto da morte, porta Culto, Culto de cabelo e barba, Culto de água, escarro, ateísmo, ritual, religião, Enlil, Enki , Marduk, velho, filho mais velho, o filho mais novo, o Hammurabi leis, leis Esnunna antigas leis escritas, velha herança, velha herança, sacrifício filho mais velho, Asur
Книга: Происхождение Библии и истории Корана в письменных источниках древней Месопотамии ..Автор: Mr. Safa KAÇMAZ..История и общество: семинар для размышления и обсуждения .... Для укрепления научной основы атеизма ... Для пересмотра принципов атеизма, науки и социальной истории .... Ветхий Завет, Библия, Коран, культ огня, культ смерти, двери культа, культа волосы и бороду, культ воды, мокрота, атеизм, ритуала, религии, Enlil, Enki , Marduk, старый, старший сын, младшим сыном в законы Хаммурапи, законы Esnunna древних письменных законов, старые наследия старого наследия, старшего сына в жертву, Asur
Βιβλίο: Η προέλευση της Βίβλου και ιστορίες του Quran στις γραπτές πηγές της αρχαίας Μεσοποταμίας … Συντάκτης: Mr. Safa KAÇMAZ… Ιστορία και Κοινωνία: Ημερίδα για τον προβληματισμό και τη συζήτηση .... Για την ενίσχυση της επιστημονικής βάσης της Αθεϊσμός ... Για τον επαναπροσδιορισμό των αρχών της Αθεϊσμός και την επιστήμη και την κοινωνική ιστορία .... Παλαιά Διαθήκη, Bible, Qur'an, λατρεία της φωτιάς, τη λατρεία του θανάτου, Πόρτα Λατρείας, Λατρεία των μαλλιών και τα γένια, Λατρεία του νερού, πτύελα, Αθεϊσμός, τελετουργία, τη θρησκεία, Enlil, Enki , MARDUK, παλιά, πρωτότοκος γιος του ***
hit counter *****************
TvT sayfaları......
///
*/**/***/ */**/***/